4 Mayıs 2017 Perşembe

YENİDEN DOĞUŞ


Sevgili yazar arkadasim Tara Gurses'in yeni cikacak olan; 'Tanrinin Insani mi, Insanin Tanrisi mi?' adli kitabindan bir bolum.

                                                      YENİDEN DOĞUŞ

Yaşadığımız zamanların bizler için hiç de hoş olmadığını ve dünyanın global olarak içinde bulunduğu kaosu ele alırsak bu bir tükenme gibi gözükse de doğum süreci aslında. Bir bitişe doğru yaklaşıyoruz. Dünya üzerinde varlık gösteren bütün ırkların ve toplulukların ortak kaderi olan ve sonuçta üzerinde yaşadığımız gezegeni de bütünüyle etkileyen bir süreç.
Bu süreç bütün hastalıklı alışkanlıklarımızdan, hastalıklı düşüncelerimizden, eylemlerimizden , zihinsel ve ruhsal olarak bizi hasta eden bütün  kodlamalardan, öğretilerden, doğru bildiğimiz yalanlardan ve uyku halinden uyanma anlamına gelmekte aslında. Bir döngünün sonuna geliyoruz.

Dinazorların  yeryüzünden yok olmasından sonra başlayan yeni döngünün sonu bu. İnsan ırkının yeryüzünde yeniden yükselişinin ve aynı zamanda kontrol altına alınmasının da.
Dünyamızın bizden önceki sahiplerini ve onları da , kontrol altında tutan güçlerin, güç savaşlarının odağı olmasının da. Bizler sözde evrimleşirken, kendimizi bulmamızı ve insan olmamızı engelleyen bütün öğretiler, inanç sistemleri ve yanlış kodlamalarla olması istenen varlıklara dönüşmemizin de  neye ve hangi güçlere hizmet ettiğini anlayarak uyanışımız ve kendimizi bulmamızın , insan olmaya başlamamızın , içimizdeki Tanrı-İnsan DNA’mızı uyandırmamızın ve eskiyi tamamen terk  etmemizin zamanı geldi.


Maya takviminde bahsedilen ve sürekli bir tarih yakıştırılmaya çalışılan kıyamet bu işte. İnsanın kölelikten kurtuluşunun, geçmişe ait her şeyin yıkılacağı, sistemin ve güç kontrolünün tamamen çökeceği, yüksek insanın uyanacağı ve yeniden doğuşunun zamanı.

Bizlere uygulanan tüm baskıcı, köleleştirici ve tüketim merkezli kontrol mekanizmasının  bizden çok daha yüksek  bir zekanın , ‘’hastalıklı bir zekanın’’  alışılagelmiş yöntemi olduğu gerçeği ile yaşam savaşı veriyoruz ama bunu görmeyi başaranlarımız çok az. Tüm bunların  dışında bir de uyanışımız ve kontrolü elimize almamız, kölelikten kurtulup özgür olmamız için bizlere yol göstermeye, rehberlik etmeye kendilerini adamış, fiziksel müdahalenin faydadan çok zarar vereceği bilincinde, zihinlerimize odaklı çalışmalar yapan  Tanrı-İnsan DNA’mızı aktive etmeye uğraşan çok daha yüksek bilince, titreşime ve zekaya sahip güçlerin de farkındayız ve bu farkındalık giderek daha da artıyor.

Dünya üzerindeki bütün Emperyalist, faşist güçlerin bitişinin kıyametidir bu. Bu bitiş bizlerin her birimizin bireysel kıyameti ile olacak bir şey. Doğduğumuz andan itibaren bize yüklenen, öğretilen bütün değerlerin, değer yargılarının, doğru sandığımız her şeyin çöküşü ile gelecek bir kıyam.Her şeyimizi  kaybettiğimizi zannedeceğimiz ama kendimizi bulacağımız.

Dünya üzerinde yaşayan bütün canlıların uyum ve birlik bilinci içinde yaşayabileceği, bütün kaynakların herkese yeteceği, açlık, kıtlık, savaş ve doğa katliamlarının olmayacağı bir dünyaya uyanışın.  ÜTOPYA diyeceksiniz. Ama değil.

Dünya da para ile hakim kılınan kölelik sistemin çöküşü ile sözde her şeyinizi kaybettiğinizde   ya da sahip olduklarınızın hiç bir anlam ifade etmediği zamanlarda birbirinize sarılacak ve el ele , paylaşmayı öğrenerek  ayağa kalkacak ve insan olmaya başlayacağız hep beraber. Unutmayın sistemin besin kaynağı insandır. Bizim bedenlerimizle, ruhlarımızla beslenir.

Sistemin çöküşü uzak bir kavram değil. Çökmeye başladı bile. Bizler, her birimiz bu döngünün kıyam noktasında var olmayı seçtiğimiz  için ne kadar cesur ve güçlü olduğumuzu anlamalıyız önce. Bugün yeryüzünde yaşayan  gerçek insan genlerine sahip herkes için söylüyorum bunu.

Sistem sonunun geldiğinin öngörüsüne sahip olduğu için bu kadar agresif ve cüretkar olmaya başladı. Kuduz köpekler gibi, kontrolden çıkmış kuklalarla toplumlara baskı kurmaya çalışırken, açlık, şiddet ve savaş tehditleriyle  korku taktiğini, farklılıkları besleyerek ayrıştırma ve kutuplaştırmalarla bizi bize kırdırma yöntemini her zaman olduğundan çok daha fazla ön plana çıkarmaya çalışıyor.

Teknolojinin, bilimin insana hizmet etmesi gerekirken insana karşı kullanıyor her zamankinden çok. Teknolojiyi yaratanın insan olduğunu ve ona ne yüklenirse kendi gerçekliğinin o olacağını biliyor çünkü.
Tüm bunlar değişebilir. Değişecek de. Teknoloji insana ve doğaya hizmet edecek. Yok etme, zarar verme değil, yaratma,üretme, onarma ve iyileştimeye adanacak.

Dünya üzerindeki  cinsiyet, dil,din,ırk  gibi farlılık olarak bizlere ezberletilen kavramların bizim doğamız olduğu , seçimlerimizin sadece bizi ilgilendirdiği, sevgilerimizin bağımlılıklarımızdan  ve egolarımızdan özgür olduğu bir dünya yaratmak hiç de zor değil. Buna kimilerimiz belki mecbur kalacağız ama geleceğin dünyasında var olmak ancak bu şekilde mümkün olacak.
Bütün dünyada sisteme karşı baş kaldırı, faşist  yönetimleri reddediş, paranın tutsaklığına ve onun dünya üzerindeki kurduğu düzene isyan çoktan başladı bile. Hiç kimse eskiyi istemiyor. Herkes de bilinç düzeyinde ciddi açılımlar ve farkındalıklar başladı.

Dünya üzerindeki 5 ayrı kıtada yaşayan bütün toplumlarda uyanış başladı. Sistemin alışkanlık haline getirdiği düzen artık parçalanmaya paşladı. Ve yakın zamanda kendi kendini yok edecek. Bunun sebebi de kontrolden çıkmış olması.

İnsanlar eşitlik istiyor, adalet istiyor, özgürlük istiyor, birlik istiyor, barış  ve huzur istiyor. Sevgiyi yaşamak istiyor. Kalıpsız, şartsız, koşulsuz ve önyargısız. Dünya üzerinde yaşayan bütün canlıların birbiriyle olan bağını hissediyorlar. Ve bunu güçlendirmek istiyorlar.Bu güzel gezegene hak ettiği huzuru ve uyumu vermek istiyor. Ama bunu nasıl yapacağını bilemiyorlar. Ama yapmayı başaranlar da diğerlerine örnek oluyor. Onlara yakın olun...

Hani hep korkulan şeyler var ya, kendi ülkemiz ile ilgili olanlar mesela. Kurtulun bu düşünce yapısından. Bizlerin bu noktaya gelmesinin , tüm bunları yaşamaya başlamamızın sebebi, gerçekleri görmemiz. Üzerimizde oynanan oyunları fark etmemiz, kendi  asıl gerçekliğimizi keşfetmemiz ve onu ortaya çıkarmamız.için. ‘’Uyuyan dev uyandı ‘’ diyorlar yaa. İşte  öyle…

Bu uyanışın sadece bu topraklar üzerinde yaşayan insanları değil bütün dünyayı etkileyeceğini ve değişimin bu topraklardan başlayacağını bilin ve buna inanın.  Özel bir coğrafya da yaşıyoruz. Her şeyi ile özel.  Burada doğmuş olmanın bize kattığı çok fazla şey var. Kadim ırkların ve uygarlıkların kanını taşıyoruz. Diliniz, inancınız  ne olursa olsun. Bilge, cesur ve özgür.
Doğanın ruhu ile olan bağımız. Bu  bizi çok ayrıcalıklı kılıyor.
Bazı farkındalıklara sahipseniz bunu da hissetmeniz an meselesi.

Uyanış eskinin bitişidir. Bir kez uyandınız mı artık  hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Uyanış diriliştir,ayağa kalkıştır, yeniden doğuştur, ister küllerinden olsun ister köklerinden. Ama bir kez başladı mı, önüne geçilemez ve bütün gezegeni kaplar.
Şimdi burada diyorum ki, artık aldığınız her nefeste bilin ki, sizler Dünya’nın yeniden doğuşunun doğacağı topraklarda yaşayan ve o değişimi başlatacak insanlarsınız. Bunun için her biriniz ne kadar özel olduğunuzu hissedin.  Her eyleminiz ya da değişim isteğinizin titreşimi birbiri ardına eklenerek üzerimizdeki fosilleşmiş kabukları kıracak ve insan yeniden doğacak ve hiç olmadığı kadar özgür olacak. Bu toprakların ruhuna inanın.   Kendinize inanmaktan hiç vazgeçmeyin.  Çünkü yalnız değilsiniz.

Tara Gürses - Yazar

1 yorum:

Yorum Gönder