22 Kasım 2017 Çarşamba

Bize Hizmet Etmeyen Hersey Hayatimizdan Cikiyor


Bize Hizmet Etmeyen Hersey Hayatimizdan Cikiyor

Her yil ozellikle Kasim ayindaki 11.11 kapisi ile Aralik ayindaki 12.12 kapisinin acilmasiyla yuksek titresimli enerji dalgalarina maruz kaliriz ve hayatimizda hizli degisimler donusumler olur. Birikmis ve cozumlenmemis sorunlarimiz bir bir yuzeye cikar. Tedavi edilmemis hastaliklarimiz ve bedendeki sorunlu bolgelerimiz kendini gosterir. Daha alt frekansta kalan duygular, dusunceler ve olaylar; onlardan kurtulmamiz icin kendini hatirlatir. Bize artik hizmet etmeyen kisilerle olan iliskilerimiz bozulur ve kopar. Ayica bu donemde kronik bagimliliklarimizla yuzlesir ve onlari terkederek sadelesmeye baslariz. Hepsi bizim icin olmasi gereken olumlu gelismelerdir. Biz yeni enerjilerle yukselirken, bize artik hizmet etmeyen eski enerjiye ait ne varsa saliverip kurtulalim ve ozgurleselim...


15 Kasim'da;'Dunya'nin manyetik alani degisti'diye bir bilgi almistim. Bu bilginin 11.11 enerji kapisinin acilmasindan sonra gelmis olmasi, manyetik alanin bu yeni enerji dalgasiyla degismis olabilecegi fikrini uyandirdi bende. Yaptigim arstirmada; manyetik alan degismesinin; yeryuzundeki depremleri tetikleyebilecegini ogrendim. Son gunlerde siddeti yuksek depremlerin ard arda olmasinin sebebi bu olabilir.
Dunya anne, degisen manyetik alanin etkisiyle depremler yasadigi zaman, onun kucuk bir ornegi olan biz cocuklarinda da ayni depremler olur. Ancak insan uzerindeki depremler daha cok ruhsal dengesizlikler, gizli kalmis hastaliklar, kemik agrilari ve uyku sorunlariyla kendini gosterebilir. Diger onemli bir etkisi ise; bilinclerde hizli bir sicrama olur ve insanlarin frekanslari yukselir. Bu yukselis sirasinda kendi alaninda olupta donusemeyen, eski enerjiye ait ne varsa, ondan kopar ve cikip gider. Bunlar baslangicta biraz aci verse de, olmasi gereken guzel gelismelerdir...Gaia'nin cocuklari buyuyor...


Sadelesme ve  Bagimliliklardan Kurtulma Geregi


Kisi yada esyalara asiri bagimlilik enerjimizi tuketir, ozgurlugumuzu kisitlar ve ayaklarimizdan iplerle baglanmisiz hissi uyandirir. Boylece kanatlarimiz agirlasir rahat ucamayiz. Oysa hep hafif olmaliyiz ki kolay ucabilelim. Gecmis yasamlardan getirdigimiz yukler, bu yasamimizdaki sorunlar, egolarimiz ve bagimliliklarimiz bizim fazlaliklarimizdir. Bunlarin hepsi, ceplerimize doldurulmus taslar gibidir. Bize agirlik yapar ve hizli ilerlememizi engeller. Bu yuzden o taslardan tek tek kurtulup rahatlamaliyiz ki yeniden kosabilelim.
Oncelikle bize fayda saglamayan insanlardan, esyalardan ve dertlerden kendimizi kurtarip sadelesmeliyiz. Madde olan seyler bizi asla mutlu etmez. Ihtiyacimiz olmadigi halde surekli birseyler almak egolarimizi besler. Aldigimiz esyalarin enerjisi oldugu icin evimizdeki enerji alanini fazlasiyla isgal edeceklerinden, bize dusen kisisel enerji alani azalmis olur. Evimizde ne kadar az esya olursa, bize dusen enerji alani o kadar cok olur. Bu yuzden evde isimize yaramayan esyalari, ihtiyaci olan birilerine verdigimizde kendimizi daha rahatlamis hissederiz. Bu rahatlama hissi biz vermeye devam  ettikce daha da buyur. Cunku verdigimiz esyalardan acilan enerji alanini biz kullanmaya baslariz. Buda ferahlik getirir. Ayrica guzel bir seylere katkimiz oldugu icin ordan bize gelecek pozitif yansimayla da guzellesip, sadelesiriz.
Sadelesmenin ruhsal uyanisimiza etkisi buyuk oldugundan, uzerinde durulmasi gerekir.


Enerji Alanimizi Taniyalim

Herkesin kendi enerjisiyle yarattigi bir alan vardir. Bu alaninda bir frekansi olur. Evrende cekim yasasi geregi, benzer enerjiler birbirini cekeceginden; sizin alaniniza sizinle ayni frekansta olan kisiler gelir. Bunlar tipki sizin gibi dusunen ve hissedenlerdir. Ayni radyo bandi uzerinde, ayni frekanstaki bir kanalda bulusur ve o kanaldan beslenirsiniz. Dinlediginiz muzikler, sarkilar ayni olur....farkli mekanlarda olsanizda...

Hersey enerji oldugu icin kisisel cekim alaniniz; enerji olarak bulundugunuz her yerdir. Sosyal medya hesaplariniz da ayni kisisel alan kapsamina girer. Orasi kendi frekansinizi yansittiginiz ve o frekansin cekim alanina girenlerle bulustugunuz yerdir. Gelenler sizin yansimanizdir.

Eger bu kisisel alaninizda, modem sizseniz; alaninizdakiler sizin modeminiz uzerinden evrene baglanir ve bilgi cekerler. Frekanslarini yukseltirler. Modem, baska biriyse siz de digerleriyle beraber onun uzerinden evrene baglanarak bilgi cekersiniz. Taa ki kendi modeminizi kurmaya yetecek enerjiye ve bilince sahip olana kadar.

Kendi modeminizi kurup evrene baglandiginizda, siz kendiniz ozgur bir kanal olursunuz. Bilgi size araliksiz akmaya baslar. Hem de aracisiz. Once kendi akasaniza, sonra dunyanin akasasina, hatta evrensel akasaya bile erisebilirsiniz. Boylece evrenin merkezi siz olursunuz.



Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com






21 Kasım 2017 Salı

24 Ekim 2017 Salı

29 Ekim Cumhuriyet Bayrami - Ozel



Sevgili guzel ruhlar...Umutsuzlugunuzu yansitan e-mailler, mesajlar yaziyorsunuz ve hep ne olacak bu ulkenin hali diyorsunuz...Ben bir cok yazimda yazmisim bunu. Bir kere daha yaziyorum. Ulkedeki durumun degismesi siz guzel ruhlarin elinde. Gucunuzun farkina varip, hayatinizin; madde dunyadan ibaret olmadigini anladiginizda, bakis aciniz ve bilinciniz degisir. Kendi realitenizi kendiniz belirlemeye baslarsiniz ve ayni bilgelikle, o ana kadar size sorun olan herseyin bir sorun olmaktan ciktigini gorursunuz. Onlar aslinda siz izin verdiginiz icin hayatinizdaydilar. Bunu anlama farkindaligina eristiginizde, o gune kadar size engel cikaran tum sorunlar ve kisiler degismeye, donusmeye baslar. Yapacaginiz sevgi dolu guzel yaratimlariniz, realitenizi yeniden belirler. Once kendiniz degisirsiniz sonra digerleri degisir. Hepimiz birbirimize gorunmeyen baglarla bagli oldugumuz icin birimizde yanan isik digerlerinede bu baglarla ulasir ve onlarida aydinlatir...degistirir.
Bu yuzden de mevcut durumlar ne kadar vahim olursa olsun asla umutsuzluga kapilmayin. Aksine, sizi uzen herseyden kurtuldugunuzu, ozgurlestiginizi dusunun ve hayal edin.

Her bir dusuncemiz; yasamimiza ektigimiz bir tohumdur. O halde neden sadece guzel tohumlari ekip, Ataturk ve vatan sevgimizle o tohumlari sulayip yesertmiyoruz ki? 


2018 ve 2019 yillari cok onemli gelismelerin olacagi yillardir. 2018'in toplami '11' ustat sayidir. 2019'un toplami '12' ustat sayidir. Bu ozel rakamlarin getirileri ve enerjileri yuksek olur. Buyuk degisim ve donusumu tetiklerler. Hali altina supurulmus butun sorunlari; cozumlenmesi icin yuzeye cikarirlar. Bu ustat sayilar, arinma, temizlenme, sifalanma ve uyanis getirir. Once dibe vurur, sonra zirveye sicratir. Iste bu yillarin, bu ozel rakamlarin, enerjisini tarafimiza cekmenin en iyi yolu; hergun sevgi, umut ve baris tohumlari ekmektir. "Guzel dusunun guzel seyler olsun" demis buyuklerimiz...

Asagidaki calismayi; buyuk bir inancla, zamaniniz oldukca okuyarak hayal edin ve yaratin. Hic birsey yapamiyorsaniz, bari umutsuz ve karamsar olmayin ki gitmesini istediklerinizin gidisi hizlansin..Aksi durumda onlarin enerjisini bilmeden besliyorsunuz ve basimizdan bir turlu gitmiyorlar....Hayalden de olsa lutfen gittiklerini, onlara ait donemin kapandigini dusunun.



1-Titresim Yukseltme Calismasi:
Odandasin ve ayaktasin. Ince beyaz bir bulut odana gelip bedenini asagidan yukariya dogru sararak gokyuzune dogru seni cikarip nazikce masmavi bir denizin ortasindaki adaya birakiyor. Bu oyle guzel bir ada ki; her taraf yemyesil agaclarla ve otlarla cevrili. Etrafta kosusan hayvanlar ve ucusan kuslar, kelebekler var. Gokyuzu masmavi ve etrafta bin bir cesit renkte cicekler var. Hayatinda gordugun en guzel ada. Cunku orda huzuru ve sevgiyi hissediyorsun. Burnuna, birden gul kokusu geliyor. Pembe guller sarmis her tarafi. Parmaklarinla gullere dokunuyorsun ve kadife gibi yumusak yapraklarini hissediyorsun. Sonra elini burnuna goturdugunde, gul kokusunu hucrelerine kadar hissediyorsun. Ordan, masmavi denizi goruyorsun ve hemen sahile kosuyorsun. Ayakkablarini cikarip kumlara ciplak ayaklarla basiyorsun. Gozlerini kapatiyorsun ve ruzgarin hafif ve ilik esintisini teninde hissediyorsun. Ruzgar saclarinin arasinda sefkatle esiyor. Yuzunu ilik gunes isigina dogru ceviriyorsun, denizin tuzlu kokusunu hissediyorsun ve damaginda tuzu tadiyorsun. Ayaklarin sicak kumlarda isiniyor ve hemen onlari suya koyup suyun serinligini hissediyorsun.

Artik mukemmel hissediyorsun. Yuzunde tatli bir gulumseme ve huzur var, calismaya hazirsin. Meditasyon pozisyonunda oturuyorsun yada uzanarak duslemeye basliyorsun:

2- Yaratici Imgeleme:

Ulkemizde sokaklarda el ele, sevgiyle eglenen, kutlama yapan insanlari goruyorsun. Anitkabirin bahcesi tika basa dolmus herkes Cumhuriyetimizi ve yeniden kurulus ayarlarina donusunu kutluyor. Ellerinde bayraklar ve Ataturk resimleri var. Herkes mutlu ve huzurlu. Sokaklarda guvenle dolasan, kol kola girmis birlik ve beraberlik icinde eglenen insanlar var. Butun farkliliklar unutulmus. Okullar tum gerici egitimleri terk etmis ve yeniden laik, cumhuriyet degerlerine bagli egitime donmusler. Cocuklar karanligin elinden kurtarilmis, Ataturk bilinciyle yetistiriliyorlar. Devlet kurumlarindaki ayristirici ve gerici insanlar gitmis, onlarin yerine; cagdas, birlestirici, bariscil ve sevgi dolu insanlar gelmis. Her alanda otekilestirme ve boluculuk bitmis. Sevgi ve baris hakim olmus. 

Tum suclular, teslim olmuslar. Zalim yoneticiler gitmis ve yerine; Ataturk bilincinde yeni bir lider gelmis. Suriye tum cetelerden temizlenmis, sinirlarimiz yeniden guvenli hale gelmis. Suriyeli kardeslerimiz guvenle ulkelerine donmusler. Butun teror orgutleri dagilmis ve uyeleri teslim olmuslar. Bizler tum komsularimizla baris ve birlik icinde yasiyoruz. Sevgi tum ulkemize, oradan da tum dunyaya yayilmis. Aclik, hastaliklar, savaslar son bulmus. Sinirlar kalkmis ve emperyalizm cokmus. Butun sirkler ve hayvanat bahceleri kapatilmis, hayvanlar yeniden ozgur ortamlarina birakilmis. Sokak hayvanlari insanlar tarafindan sahiplenilerek kurtarilmis. Butun dunyaya hayvan sevgisi, insan sevgisi, doga sevgisi hakim olmus. Isik her alanda kontrolu ele gecirmis...cok sukur...ve oyledir..

"Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır."
Mustafa Kemal ATATURK

(Atamizin bu mesajina guvenelim)

Sevgiler!
Aasmaestefan
















19 Eylül 2017 Salı

9:19 - Bir Cift Mavi Gozle Temas


Digital saatlerde aniden ve plansiz sekilde 9:19'a denk gelmek; 'bir cift mavi gozle temas' demektir. Yani o anda Ataturk enerjisine, bilincine baglanmak demektir. Bunu yasayanlar, ya onun tarafindan gorevlendirilmis ruhlardir yada uyanis icin onun enerjisinden destek aliyorlardir.  


Benim evimde hep "Ataturk Kosesi" olmustur. Her 10 Kasim'da bu kosede Atamiz icin bir dakika saygi durusunda bulunur, dua eder ve ona tesekkur ederim. Amerika'ya tasininca zaman farkindan dolayi anma torenini Turkiye ile ayni saatte yapamamistim. 10 Kasim 2015 gunu, aksam saat 9:05'te Ataturk'u anmak icin calisma yapmaya karar verdim. Ulkemiz icin yaptiklari nedeniyle ona bir kez daha tesekkur edip, sukranlarimi sunmak istedim. Ne zaman Turkiye ile ilgili astral planda yaratim calismasi yapsam onu cagiririm ve hologramiyla bana eslik eder. O gun yine kendilerini meditasyonuma cagirdim. Gelip karsima oturdu. Cok şik giyinmisti. Griye benzeyen bir takim giymisti. Omuzlarina asili bir paltosu, sag elinde bastonu, basinda sapkasi vardi. Oturunca, sapkasini ve bastonunu yere indirdi. Palto hala omuzlarinda idi. Sohbet etmeye basladik. Sorularimi cevapladi, onerilerde bulundu. Sonra bir Turkiye haritasi cikarip uzerinde isaretli bazi yerler gosterdi.

Ataturk'un bana gosterdigi haritada, butun dogu illeri isaretliydi. Ankara ve Istanbul da isaretliydi. Ancak haritada bir de 'Artvin' sehri isaretlenmisti. Artvin' in isaretli olmasi cok garip gelmisti. Hatta o zaman iki bayan arkadas daha calismaya eslik etmisti. Kendi aramizda 'Artvin' icin ne olabilirki diye cok dusunduk. Hicbir olayin olmadigi sessiz sakin uzak bir ilimizdi...

Atamiz, bu isaretli yerler icin: "Buralara dikkat edin, onemli olaylar olacak." dedi. O zamanki sartlarda dogu illerinde birseyler olmasi imkansizdi. Cunku oralarda, akpkk destegi ile adeta kürt eyaletleri kurulmustu. Pkk sehirlere kadar inmis, yol kesip kimlik kontrolu yapiyorlardi. Akp sadece izliyordu ve aralarindaki isbirliginin bozulmasi mumkun gorunmuyordu. Birlikte ulkeyi bolmek icin mukemmel calisiyorlardi.

Calisma sirasinda Ataturk bana "gozlerini ac" dedi. Actim ve "saate bak" dedi. Kosedeki digital saate baktigimda 9:19 u gosteriyordu. "9:19'u her gordugunde beni yaninda hisset." dedi ve gitti. O gunden sonra hemen hemen hergun plansiz sekilde 9:19 'a gozum carpar ve bir cift mavi gozun baktigini hissederim. Beni izledigini, yanimda oldugunu bilirim ve hemen ona sevgilerimi, saygilarimi sunar, tesekkur ederim. Ulkemize, enerjisiyle, bilinciyle yardim etmesi icin cagrida bulunurum.

Bu calismanin ardindan bir kac ay gecti ve haritada isaretli olan dogu illerimizde operasyonlar yapilmaya baslandi. Akp, yarattigi canavarla savasmaya basladi. Ankara ve Istanbul'da da aci olaylar oldu. Artvin'de ise Cerattepe maden protestolari oldu. Bu yasananlardan sonra Atamizdan gelen mesajlara cok onem verdim.


Eger, sizin de digital saatlerde 9:19'a plansiz sekilde aniden gozunuz takiliyorsa, bilin ki o anda Ata  enerjisi, bilinci size baglaniyor. Muhtemelen ona hizmet icin anlasma yapmis gorevli ruhlardan birisiniz ve size gorevinizi hatirlatiyor yada uyanmaniz icin gerekli olan enerji destegini sagliyordur. Bana bir calismada, kendisinin bizzat gonderdigi binlerce gorevli ruh oldugundan bahsetti. Bir kismi dogarak gelmis bir kismi da sonradan bedenlere inmisler. 2019'da olacak kitlesel bir uyanistan bahsetti.

2014 yilinda yasadigim bir ruya:

Bembeyaz bir odada, beyaz giyinmis bes alti kisiden biriydim. Duvar boyunca dizilmis modern bir yuvarlak koltukta oturuyorduk. O an o kadar gercekti ki hucrelerime kadar bu gercekligi hissediyordum. Aniden iceriye yine beyaz giyinmis Ataturk girdi. Elinde beyaz zarflar vardi ve onlari alip tek tek bize dagitti. Herkes sirayla zarfini acti ve gorevini ogrendi. Sira bana geldiginde zarfi actim, okudum ve hemen saskinlikla gozlerimi actim uyandim. Uyanir uyanmaz, kagittta okudugum gorevimi hatirlayamadim. Haliyle cok uzuldum. Ama bir yil kadar sonra o kagitta yazilani yeniden gordum. Sadece 'Turkiye' yaziliydi. Turkiye'deki uyanisa ve yeni cagin sekillenmesine yardim edecektim...Su anda bir cok kisinin yaptigi gibi...

9:19'u gorun yada gormeyin, Ataturk'u ulkemizin kurtulusu icin yardima cagirin. Bedenliler olunce enerji olarak yasamaya devam ediyorlar ve biz istersek yardima mutlaka gelirler. Onlar bizimle ruyalarla, vizyonlarla, telepatik iletisimle, isaretlerle konusurlar. Ataturk' ile ilgili alinan mesajlar, gorulen ruyalar ve vizyonlar dikkate alinmalidir. Baska boyuttan bu dunyaya mektuplar bu sekilde geliyor.

Bir yil once grupca yaptigimiz bir Turkiye calismasinda Ataturk bizi uyardi. "Heykellerimi koruma altina alin, onlara saldiracaklar." dedi. Ozellikle bu sene onun heykellerine yapilan saldirilar daha da arttinca Ataturk'un hakli uyarisini anlamis olduk. Bizim yapacagimiz kucuk bir korumanin bu konuya faydasi olacaktir. Sevgimizle heykelleri, anitlari korumaya alalim. Yanindan gecerken, onlarin etrafina pembe renkli sevgi enerjisiyle bir yuvarlak bariyer cizelim ve burdan sadece 'sevgiyle olan' gecer diyede muhurleme yapalim.

Temmuz ayinda yine grupca, '8/8 enerji kapisi' calismasi yapmistik. O gun Ataturk bana yeni bir Turkiye haritasi gosterdi. Ilginc oldugu icin yazmaya karar verdim. Cunku haritada Turkiye sinirlari icinde; Suriyenin ve Irak'in bir kismi da alinmisti. Irak'tan alinan parca Musul ve Kerkuk olabilir. Bu onemli bir mesajdir bence.

Gecen hafta baska bir calismada yine Atamiz'dan onemli mesajlar aldim. Sistem degisimi ile ilgiliydi. "Malum kisi hayallerini gerceklestiremeden ölur ve etrafindakiler de dagilir. Beni sevenler birlik olur ulkeyi yeniden duzeltir" dedi. Ben bu ongorusune kalpten inaniyorum ve sizlerin de inanmasini istiyorum. Inancimiz hayalimizi guclendirir. Hayalimiz ise yaratimimizi hizlandirir.

Ataturk demek 'Ask' demek. Bizim bir tek kurucumuz ve kahramanimiz var. O da Mustafa Kemal Ataturk'tur ve sonsuza kadar da oyledir...


Rauf Denktas, 74 kibris hareketi oncesi Ataturk'u ruyasinda gormus:
...Darbeden iki-iki buçuk ay evveldi. Bir rüya gördüm. Ata­türk etrafında bir toplulukla Girne kapısından içeri gi­riyordu. Ben de etrafımda bir toplulukla kendisini karşıla­dım.
"Atam, bizi kurtar artık. Dayanamıyoruz. Mümkün de­ğil, dayanamıyoruz," dedim, elini öpmeye çalıştım.
Bana sert sert baktı. Sonra gülümseyerek, "Konjoktür önemlidir. Denktaş, konjoktüre dikkat ediniz," dedi.
Uyandığımda bu rüyanın şok etkisi altında kalmıştım. Bu sanki rüyanın ötesinde bir şey gibiydi.
Sanki Atatürk’le hakikaten karşılaşmış, konuşmuşum duy­gusunu taşıyordum. Çok heyecanlıydım. Sabahleyin erkenden saat 09.00’da Büyükelçi Asaf İlhan Bey’e gittim. Kendisine bu rüyayı anlattım ve rüyayı günlüğüme de yazdım. Dolayısıyla 15 Tem-muz’dan sonra Sayın Ece­vit’ten "Konjoktüre dikkat ediyoruz, konjoktüre bakıyo­ruz" şeklindeki mesaj gelince, "Asaf Bey geliyorlar," de­dim.
"Nereden bildin?" dedi.
"Hatırlamıyor musun rüyamı? İki buçuk ay önce ben sana geldim söyledim," dedim.
Hatırlamadı. "Defterime de yazdım" deyince, ben da­i­reme gelmeden bir memurunu gönderdi. Hakikaten gün­lüğün o sayfasını çevirdik tekrar okuduk...

Bu ruya, alinti yapildigi linkten de okunabilir.  http://www.dagarcikturkiye.com/kibrista-en-uzun-gece-yd-1124.html




Facebookta duyuru yapmistim. Bazi arkadaslar, Ataturk'le ilgili ruyalarini ve vizyonlarini paylastilar. Onlardan izin alarak, isim vermeden buraya ekledim. Baska gorenler varsa, yorum bolumune kendileri yazabilirler. Yada bana yazarlarsa, isim vermeden ekleyebilirim.

*********
"2038 de Anitkabiri gordum. Her yer bayraklarla donatilmisti. Bazi bayraklarin yuksekligi Anitkabirin yuksekligini geciyordu. Mahseri kalabalik vardi. Her yer insan doluydu. Ataturk'un olumunun 100. yil donumuydu. Sanirim herkes onun 100. olum yildonumunde gercek kiymetini anlayacak."

*********
"Ruyamda hic bilmedigim bir koydeyiz. Tek katli bir koy evindeyim ve hic penceresi yok. Evin onunde camurdan yapilmis bir merdiven ve oturma yeri vardi.  Orda oturuyordum ve Ataturk'de yanimda oturuyordu. Cok temiz ve duzgun giyinmisti. O kadar ciddiydiki, yaninda duruken bile cekinerek duruyordum. O sirada gozleri hep ileriye, uzaga bakiyordu.kaygiliydi. Ulkesi icin cok faydali oldugunu soyluyordu. Arkamizda yesil bir tahta kapi vardi, eski pusku. Diyorki, ulke icindeki en kotu seyler bak buradan baslayacak.Bura neki diyorum, donup bakiyorum ve kirmizi bir tabelada 'kuran kursu' yaziyordu. hersey kuran kurslarinda baslayacak diyor. Bu cok tehlikeli ve birseyler yapmak lazim diyor. Ulkemiz icin cok uzuluyorum diyor."

*********
"Bir suredir enerji calismalari ile ilgileniyorum. Aralik'ta Ilk yuksek benlik meditasyon calismamda Ataturk'u gordum. Samsun'u, Bandirma Vapuru'nu, cok etkilendim, aglayarak kendime geldim. Meditasyonu yaptiran hocam tekrar meditasyona donmemi soyledi ve oyle yaptim. Ataturk Mayis'ta beni cagirdi. Biletimi aldim Samsuna gunu birlik gittim. Hayatimin en kotu gunlerini yasiyordum. Tukenmistim. Bandirma vapuruna gittim. Once hicbirsey anlamadim. Ogleden sonra ikinci kez tekrar gittim ve burden ne mesaj almam gerekiyor diye sordum ic sesime. Tam cikmak uzereyken "never give up- Asla vazgecme" dedi bir ses. Baktim ve Ataturku meditasyondaki gordugum haliyle tekrar gordum. O an mesajimi almistim ve herseye sifirdan basladim."

*********
"Bir ay kadar once ruyamda denizin gok yuzuyle birlestigi sinirda, butun gokyuzunu boydan boya kaplayan Ataturk suretlerini gordum."

*********
"Deniz sinirli falezlerin yuksekliginde, falez olmayan bir yerdeyim. Genclerin oldugu bir kalabalik vardi. Aniden uzakta denizin ortasinda kocaman bir pankart aciliyor, gokkusagi gibi ve basindan Gunes yukselen Ataturk resimli. Gencler yine basardi diye dusunuyorum ve orasi Kusadasi korfeziymis gibi hissediyordum."

*********
"Yillardir meditasyonlarda goruyorum. Bir keresinde kahverengi bir salonda yuzlerce Ataturk vardi. Kapiyi bir yakinim acti. Meclise benzeyen bir salondu. Onun varligini hep hissediyorum ve yuzunu goruyorum."

*********
"Ruyamda Mustafa Kemal Ataturk'un bilinci beynimin icinden bana Mustafa Kemal adinin icinde sir oldugunu soyledi. Bu isim kisaltilamaz dedi. Bulundugum yerde dev bir gunesin icine girdim. Merkezi Gunesler Birligi oldugu yonunde bilis aldim ve bana "ishak ol" dedi."

*********

"Yesil mutfakli bir evdeydim. Mutfagin camindan disari bakiyorum ama baktigim yeri goremiyordum. Bi anda arkamdan birsey belirdigini farkettim ve dondugumde karsimda Ataturk'u gordum. Beyaz gomlekli, beyaz papyonlu, siyah takim giymisti. Arkasindan beyaz bir isik yansiyordu. Yanima geldi elini sirtima koydu ve "Ben sana ne dedim? Hersey guzel olacak dedim. Bak gordun mu dedigim oldu." dedi. Sonra bana yaklasti ve birlikte camdan disariya baktik."

*********
Yakın zamanda Atatürk ile ilgili rüya gördüm ve hatta bir yakınımız da rüyasında ona Atatürk kolyesi hediye ettiğimizi görmüş. Rüyamda er gazinosu gibi bir yerde oturuyorduk. İçeri Atatürk girdi ve herkes bir anda ayağa kalktı. Ben olayı geç idrak ettim ve sonradan kalktım. İçeride erler değil partililer ve devlet adamarı vardı. Kılıçdaroğlu fotoğraf çektirmek ve elini sıkmak için Atatürk'ün yanına gitti. Atatürk onu eliyle uzaklaştırdı ve kalabalığı yararak yanıma geldi. Elini omzuma koydu ve gözlerime uzunca baktı. Kılıçdaroğlu'nun fotoğraf çektirmek istediği noktaya beni götürdü ve rüya burada bitti.

*********

Ruyamda; malum kisi yerde hasta yatiyordu, korumalari uzerine kapanmis yardim cagiriyorlardi. O sirada yakin planda Ataturk'u gordum. Yuzu sertti ve uzgundu. "Bu zulum bitecek." dedi. Sonra Genclige Hitabeyi okumamizi istedi. Ben ve digerleri hepsini okuyamayinca Ataturk kizdi ve "iste bu yuzden" dedi. Utancla uyandim saat sabahin 5'i gibiydi. Hemen internetten 'Genclige Hitabe'yi buldum ve uykulu gozlerle hepsini okudum. Cok etkilenmistim.

*********
Bundan iki yil once ruyamda, yemyesil cayirlarin oldugu bir alanda tek basimaydim. Aniden ortamin titresimi ve enerjisi degisti. Ne oluyor diye saga sola bakinirken, inanilmaz genislikte bir auranin icinde bana yaklasmakta olan Ataturk'u gordum. Yaydigi enerji benide icine alarak titresimimi yukseltti. Bana yaklasti ve "Heyecanlanma. Gel surda bir cay icelim seninle" dedi ve kolunu omzuma atti. Beraber buyuk bir cinar agacinin altina dogru yuruduk ve ordaki tahta masaya oturduk. Masa ortusu kareliydi ve etrafinda mutevazi tahta sandalyeler vardi. Oturduk, iki cay geldi. Ben cay bardagini tutarken, bardak birden kulce gibi agirlasti. Caktirmamaya calisirken bana "Rahat ol, soyleyeceklerimi dinle." dedi. Buyrun Atam dedim. "Senin isin genclerle. Onlara iyi bak. Onlar cok onemli ve sen onlara yol gostereceksin. Tamam mi guzel kizim" deyip, alnima yumusacik bir opucuk kondurdu ve ruya bitti. Yasadiklarim gercek gibiydi.

*********
Geçen sene rüyamda Atatürkümüzü gördüm. Bir at üzerinde idi, askeri üniforma ve kara kalpağı vardı. Atının üzerinde bir pelerin vardı o pelerini öyle bir kaldırdıki altından binlerce Mustafa Kemal'in askerleri çıktı ve her tarafa dağıldı. Bu rüya benim umutlarımı canlandırdı.

*********
Ben ortaokuldayken rüyamda Ataturk'u gördüm. Kedimi kaybetmişim, onu arıyorum. Bir anda Atatürk ve babaannem karşımda ve Atatürk'ün kucağında bembeyaz kedim! Onu bana veriyor...
Bu rüyadan bir süre sonra da annem rüyasında Atatürk'ün bizim evde dirildiğini görmüştu. Çok heyecanlandım bu rüyadan dolayi, zira babam gazeteci ve belki babamın da ülke kaderinde bir görevi vardır diye düşündüm.

*********
Rüyamda, iki dağ arasında teleferik ipi gibi bir halat var, bu halatın üstü sarkan ışıklarla donatılmış. Ortam zifiri karanlık olmasa da, aydınlık ya da gündüz değil. Ben bu halata ellerimle tutunarak, bu iki dağ arasında ellerimle kayıyorum. Üzerine doğru gittiğim dağda ise devasa bir Atatürk posteri var.

*********


Yolunuz Ataturk'den gecenlerden olsun!

19/9/2017 tarihinde saat 9:19'da paylasildi.



Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com

17 Eylül 2017 Pazar

Safaga Dogru

10 Eylul 2017 gecesi gokyuzunde isik ve karanlik arasindaki savasi izlerken gordum kendimi. Orda gibiydim neler oldugunu bilincim biliyordu. Savas cok cetin geciyordu ve malum grup cok zor durumdaydi. O an bunu hissediyor ve kendi kendime soyluyordum...Safaga dogru ilerleyisimiz basladi.


Ben yerden, gokyuzundeki savasi izlerken beyazlar icindeydim. Korkmuyordum ama biraz endiseliydim. Cunku savasin sonucunu ve ne zaman bitecegini merak ediyordum. Izledigim goruntulerde, beyaz bulut gibi bir gaz gokyuzunu sariyordu ve isik kuvvetleri, o gazlari, lazer benzeri sari bir isikla temizliyordu. Isik simsek gibi kivilcimlar sacarak, uretilmis gaz bulutlarina carpiyordu ve gazlar dagildikca gokyuzunde acilma, berraklasma oluyordu. Kelimlerle anlatmakta zorlaniyorum. Anlamak icin o ani yasamak gerekir. Asagidaki resim gorduklerime benzeyen bir karedir.


O anki bilincimle, malum grubun hava olaylarina nasil mudahele ettigini, dogal felaketleri olusturmak icin teknolojiyle neler yaptigini anliyordum. Bu gorduklerimin tam da kasirgalarin oldugu zamana denk gelmesi ilgincti. Cunku bunlari yapanlar, kendi ulkesine ve insanlarina bile acimiyorlardi. Ben bu kasirgalarin ve diger bir cok doga olayinin teknoloji ile uretildigine inaniyorum artik. Gokyuzunde izledigim de buydu. O gaz bulutlarinin isikla yokedilmesi bu yuzdendi.

Havadan yapilan spreyleme ile hem bizi hasta ediyorlar hem de gokyuzunde bir yapay gaz tabakasi olusturarak uyanis icin gonderilen enerjileri blokajliyorlar. Diger bir amaclari da tepemizde dolasan gemileri gormemizi engellemek. Boylece insanlar neler olup bittiginin farkina varamiyacaklar. En azindan onlarin plani bu. Ancak gordugum kadariyla savasi kaybediyorlar. Gucleri bitiyor. Son cirpinis olarak bizleri daha cok spreylemeyi hedeflediklerini gordum. Buyuk bir savas yaratmayi planladiklarini da gordum. Ama planlarini gerceklestirecek zamanlari yok artik. Isik kuvvetleri kontrolu ele geciriyor.

Solunum yollarindaki ani rahatsizliklar, ciltte kizarma ve yanma, ruhsal yonden sebepsiz sikinti ve hircinlik, major depresif bozukluk, kendini boslukta hissetme, icine kapanma ve yalniz kalma istegi gibi belirtiler, havadan yapilan spreylenme veya negatif enerji saldirilari yuzunden olabilir.


Bu Saldirilara Karsi Kendimizi Guclendirmenin Yollari:
Enerji alanimizi hep temiz tutmaliyiz. Gun icinde titresimimizi yuksek tutacak aktiviteler yapmaliyiz. Ornegin; muzik dinlemek, dans etmek, resim yapmak, doga yuruyuslerine katilmak, cocuklarla ve hayvanlarla zaman gecirmek, bizi gulduren filmler izlemek, bizi mutlu eden kisilerle zaman gecirmek, vb...
Elbette yasamimizda olumsuz olaylar olacaktir. Onemli olan bu olaylara takili kalmamak ve gecip gitmesine izin vermektir. Bunu yapmazsak hem an'da yasama firsatini kaciririz hem de frekansimizi dusurmus oluruz. Disardan eve geldigimizde kendimizi tukenmis ve yorgun hissediyorsak eger, gittigimiz yerlerdeki dusuk titresimli insanlari enerjimizle dengeliyoruz demektir. Yikanmak ve uyumak bizi yeniden sarj edecektir. Bulundugumuz alanlar ne kadar kalabalik olursa, o kadar cok enerji tuketiriz. Dengelemek, negatifligi temizleyerek donusturmek butun isik iscilerinin temel gorevidir. Ben her hastane ziyaretimden eve dondugumde kendimi cok yorgun ve halsiz hissederim. Sebebini bildigim icin hemen tuzlu suyla ellerimi ayaklarimi yikar, bir saat kadar uyurum ve toparlanirim. Yasadiklarimizin sebeplerini bilirsek cozumler uretmek kolaylasir. Bilgi guctur. Kabalin planlarini tersine cevirecek bilgiye, isiga ve bilince sahibiz.

Hizli Bir Hasat Yasiyoruz
Son bir haftadir kendimi ve cevremdekileri gozlemliyorum. Muthis bir hasat var hayatlarimizda. Cok ayrisma var ve birbirimizden kopuslar hizlandi. Simdiye kadar boylesine guclu bir hasat hissetmemistim. Kendimize en uygun kisilerle devam etmeyi seciyoruz. Elendikce azaliyoruz, sadelesiyoruz. Benzer frekanstakilerle bulusmalar hizlandi. Hayatimiza yeni kisiler girebilir.


Yola kimlerle ciktigimiz degil, onu kimlerle tamamladigimiz onemlidir.



Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com






8 Eylül 2017 Cuma

4 Eylül 2017 Pazartesi

Yeni Dunyaya Dogru


Asagidaki cumleyi Mayis ayinda, ucuncu goz ekranindan okumustum. Bloga taslak halinde yazdim ama kisa bir yazi oldugu icin paylasmadim. Dun sabah yeni bir cumle okudum ve her iki mesaji ayni yazida paylasma karari aldim.

1- Dusuk Frekansa Takilanlari Zor Gunler Bekliyor: (Okuma tarihi: Mayis-2017)

Dunya'nin titresimi kademeli olarak arttigindan dolayi, ona bagli olan bizlerin de titresimimizin ayni orantida artmasi beklenir. Ancak eger bedenimiz uzerindeki enerji hatlarimiz acik degilse, bu yuksek titresimli enerjilerden gerektigi gibi yararlanamayiz. Bunun yaninda; korku, suphe, nefret, maddesel hirslar ve radikal dini inanclara takili kalirsak, frekansimiz dusuk kalacagindan; yukselmemiz daha da zorlasabilir. Madde bedenle enerji beden arasindaki bag zayif oldugu zaman, agir bir enerjinin etkisiyle derin uyku halimiz devam eder, bir cok hastalik ve sikintiyla yuzlesmek zorunda kalabiliriz. Ayrica dunya anneyle birlikte yukselis firsatini da kacirmis oluruz.


Dunyanin rezonansi yukselirken, manyetik alani da degisiyor ve onun bu yeni konumu bizi sevgi frekansina dogru goturuyor. Sevgi, sifalayici ve yaratici bir enerjidir. En yuksek titresimli enerji oldugundan butun negatiflikleri, hastaliklari hizlica donusturebilir. Bu yuzden caba gosterip, yeni enerjilere fiziken ve ruhen uyumlanmaliyiz.

Gelen cumle ile alinacak mesaj sudur: Yukarida saydigim sebeplerden dolayi yeni enerjilere uyumlanamayip, hala eski enerjiye takili kalanlar varsa, onlari zor gunler bekliyor. Cunku onlar secimini eskiden oldugu gibi devam etmekden yana yaptilar. Uykuda kalmayi sectiler. Bu yuzden hem fizksel hemde ruhsal olarak bazi etkiler yasayacaklar. Mumkun oldugunca yumusatarak yaziyorum. Mevcut hastaliklari daha hizli ilerleyebilir ve ruhsal yonden de tanimlanamayan depresif hallere girebililirler. Eklem ve kemik agrilari, bas agrisi, mide sorunlari, kanser, solunum problemleri, kalp ritminde bozukluk ve kontrolsuz duygu halleri bazi gorulebilecek etkilerdir.

Yeni enerjilere yavas yavas uyumlanarak titresimlerini yukseltenler ise; digerlerinin aksine, hastaliklari varsa daha cabuk iyilesecek, fiziksel ve ruhsal degisimleri cok hizli olacaktir.

Sevdiklerimize yardim edemedigimiz icin, uyanislarini saglayamadigimiz icin uzulebiliriz. Ama bilmeliyiz ki, herkes kendi mucizesini kendisi yaratir. Bilinc olarak uyanmaya hazir degilse, onlari rahat birakmak en iyisidir.


2- Dunya Birikmis Negatif Enerjisini Yuzeye Cikararak Arinacak. (Okuma tarihi 3/9/2017)

Dunya anne, icinde birikmis ne kadar negatif enerji varsa hepsini derinlemesine disari atacagi bir doneme girdik. Bu negatif enerji; uzerinde tasidigi, besledigi biz canlilarin yaratmis oldugu zararlarin yol actigi bir enerjidir. O bizim yuzumuzden hasta oldu ve artik bu hasta enerjiyi kendi icinde tasiyamayacak seviyeye geldi. Bu yuzden yuzeye atip rahatlamasi lazim.

O da canli bir organizma oldugu icin, tipki bizim gibi sorunlarini, hastaliklarini bulup kendini sifalayacak ve yeni manyetik alanina yerlesecek. Volkanlarin yanan kulleriyle atesi yukselecek, yagmurlarla atesini dusurecek, sellerle kendini yikayacak, firtinalarla fazlaliklarini atacak, depremlerle kirik-cikiklarini duzeltecek ve sonrada yavas yavas ayaga kalkip yenilenecek. Boylece butun negatif enerjisinden arinmis olacak.


Onun arinmasi bu sekilde oluyor. Yeni frekansina dogru yukselisi hizlandikca, dogal felaketler daha da artacaktir. Cocuklari olarak bizler bu olaya saygi duymali ve o kendini duzeltirken, biz de bu donemin en az zararla atlatilmasi icin elimizden geleni yapmaliyiz.

Bu arinmayi sadece o degil, uzerinde yasayan butun canlilar da yasayacaklar. Yani bizler de  bireysel olarak kendimizle son bir yuzlesme ve arinma yasayacagiz. Bedenimizde biriken negatif enerjinin sebep oldugu olaylari, hastaliklari ve sorunlari yuzeye cikarip yuzlesecegiz. Sonra da gerekli sifayi ve temizligi yapacagiz. Ayni olayi, ulkeler de yasayacak. Hem iclerindeki sorunlarla hemde birbiriyle olan sorunlarla ugrasacaklar. Bu donemde butun haksizliklari ve eksiklikleri belli eden olaylar olacaktir. Boylece yanlislari duzeltmek icin adimlar atilir ve gerekli sifalanmalar yapilir.

Her ne olacaksa veya nasil olacaksa...bir an once olsun. Cunku bu buyuk arinmanin sonucunda insanlik nihayet sevgiyi ve birlik olmayi ogrenmis olacak.


Bu iki mesaj moralleri bozmak icin degil; aksine, guzel seylerin yaklastigini mujdelemek icin yazilmistir. Bilgiyi alip ve pozisyonlarimizi belirleyelim diye...Dunya annenin kendi icsel arinmasini ve gezegensel yukselisini tamamlamasi icin bize her zamankinden cok ihtiyaci var. Ona sevgiyle destek olalim ve hep sifa yollayalim. Bunun cok faydasi olacaktir. Bizlerin dusunceleri ve secimleri, bu gezegensel yukselisin kolay olmasina yardim edecektir. Birikmis negatif enerjisini yumusakca atmasina yardim edecektir. Sevginin gucunu asla hafife almayin. Onu hep pembe sevgi enerjisiyle sarip temizlediginizi, sifaladiginizi imgeleyin.







Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com




29 Ağustos 2017 Salı

Ne kadar Bilirsen O Kadar Guclu Olursun


Akil belli bir yasa gelmeden ozgurlestirilemez. Zihin bunu kaldiramaz. (Matrix filminden alinti)



                                       Bu yazida bana gelen bazi sorulari cevapladim.


Var Olan Herseyin Bilinci Var
Biz herseyi bilinc olarak yasiyoruz ve evrende var olan herseyin kendine gore bir bilinci var. Bu bilinc seviyesi onlarin evrimlesmesine bagli olarak gelisir ve buyur...

Daha once yazdigim gibi; dunya hayati ruh evrimlesmesi icin kullanilan bir okuldur. Bu mavi okulda, her seviyede bilinc var. Kimi okula yeni giris yapmisken kimisi de mezun olma doneminde. Bilinc seviyesi gelisirken ogrendiklerimizi algilamamiz da ona gore degisiyor. Her bir yasamimizdaki bilinc seviyemiz bir sonraki hayatimizdaki yerimizi belirliyor. Bu durumda su an yasadiklarimiz; bir onceki yasamimizda yaptigimiz secimlerin sonucudur. Buradaki secimlerimiz ise bir sonraki yasamimizin tuglalari olacaktir.

Cezalandirilma ve Odullendirilme

Yaptiklarimizla ilgili yaratici tarafindan verilecek bir odul yada cezalandirma yoktur. Kendimizi odullendiren de cezalandiran da biziz. Dogru secimlerimizle cenneti, yanlis secimlerimizle, cehennemi yasariz. Yasadiklarimizi dogru, yanlis yada gunah diye nitelendirmek, programlanmis zihnin dayatmasidir. Surekli korku ve sucluluk duygusuyla yasayarak kendimizi karanliga hapsediyoruz. Bizler deneyimlerimizle ogreniyoruz. Yaptigimiz secimlerle ilgili, kendimizi yada baskalarini yargilamak dogru degildir. Butun dersler zitliklarla ogrenilir. Saglikli olmanin onemini, hasta olunca anlayabiliriz. Sevginin kiymetini, onsuz kalinca anlayabiliriz. Iyi yada kotu diye tanimladigimiz hersey bize birseyler ogretir. Her ikisine de esit mesafeden bakarsak, yasam seklimiz degisir. Hepimiz kendi yolculugumuz icin burdayiz. Bu yolculugu, zihnimizin etkisinde kalarak yasarsak aci cekeriz, kalbe gore yasarsak mutlu oluruz.

Dunya Yasami Bir ilizyondur

Madde olarak algiladigimiz hersey aslinda ilizyondur. Simdi burda fiziken var oldugumuzu saniyoruz ama degiliz. Aslinda enerjiden olusmus birer hologramiz. Esas butunumuz baska boyutta yasarken kendimizden gonderdigimiz kucuk parcaciklarla, yani avatarlarimizla farkli katmanlarda ve boyutlarda yasami deneyimleriz. Dunya yasami da bu yerlerden biridir. Gercek sandigimiz seyler aslinda birer ilizyon...bir oyun. Gelisimimiz icin gerekli bir bilgisayar oyunu. Bellirli bir senaryoya gore hazirlanmis ve kurgulanmis bir oyun similasyonun icindeyken, yonumuzu secimlerimizle belirliyoruz. Aslinda fiziki hicbir sey yok etrafimizda. Hersey bosluk...enerji.. Beynimiz bize oyle gosterdigi icin biz var saniyoruz. Yedigimiz yemeklerden tutun, koku ve renklere kadar, belirleyici tek faktor beyindir. Beynimizdeki bilgisayarimsi bir sistem, projeksiyon yontemiyle bize ne gosteriyorsa biz onu goruyor ve ona inaniyoruz. Bu yuzden beynimizi disardan programliyorlar, dusuncelerimizi sekillendirerek yasamimiza yansitiyorlar. Bu bilgi ve teknolojiye sahip olanlar, nasil bir hayat yasamamizi istiyorlarsa bizi ona gore programliyorlar. Arac olarak; medyayi, film ve muzik endustrisini, egitim sistemlerini kullaniyorlar. Bizi tek tip dusunen robotlara donusturuyorlar.

Programlanabilir Varliklariz
Beynimizin bu programlanabilir ozelligi ile (alici-verici olmasi sebebiyle) sadece dunyadan degil, dunya disi irklarca da programlanabilir, kodlar veya yuklemler alabiliyoruz. -Download- tarzi bu yuklemler ya direk bilgi seklinde yada kodlar halinde gelebiliyor. Bu kodlar; geometrik sekiller, sayilar veya renkler seklinde olabiliyor. Meditasyon halinde veya ruya halindeyken gelen bu kodlari ve yuklemeleri bazen yakalamamiz mumkundur. Yuklemeler yapilmadan once renkli simler seklinde yagan enerji yagmurlari ile (isik banyosu) frekansimiz hazirlaniyor. Sonra yukleme basliyor.

Matrix Gercektir

Bence bizim gercek yasamimiz biz uykuya dalinca basliyor. Uyanikken yasadigimiz hersey bir ruya. Bunu bilirsek matrixten cikariz. Uyanis baslar. Sistem, biz uyanmayalim diye bizi matrixte (ruyada) tutmaya calisiyor. Bunun icin kullandigi en buyuk argumanlar; dinler, savaslar, egolar, sex, endiselerimiz, korkularimiz ve farkliliklarimiz. Zihnimizi surekli bunlarla mesgul ederek, bizi zihinde yasamaya zorluyorlar. Boylece uyanamiyoruz. Gozlerimiz sadece zihnimizin projekte ettiklerini goruyor ve onlari gercek sanip uyumaya devam ediyor. Boylece enerji bedenimizle, baglantimiz zayifliyor ve ucmak yerine fizik bedene hapsoluyoruz. Fizik beden en buyuk hapishanemizdir.

Dunya Yasayan Bir Organizmadir, Bilinci Vardir

Dunya canli bir varliktir. Bizim gibi onun da bilinci vardir. Disidir. Annedir. Hepimizin annesidir. Uzerinde tasidigi her canliyi o dogurmustur. Ismi Gaia'dir. Cok guzel ve fedakar bir annedir. Tarihimize yansimis bazi karakterlere kendinden parca yollayarak onurlandirmistir. Meryem Ana, Antik Yunan'da Gaia ve Hint tanricasi Shiva olarak..Bunlar benim bizzat gorsel olarak ogrendiklerimdir.



Gezegenler de Canlidir ve Bilincleri Vardir

Butun gezegenler de tipki Dunya anne gibi canlidir, bazisi disil bazisi da erildir. Tipki insanlardan bazilarinin erkek yada disi olmasi gibi..Butun gezegenler, uzerinde tasidigi varliklarca butune tamamlanmaktadir. Bu yuzden Dunya annemizi tamamlayanlar da sekillendirenler de bizleriz. Bizlerin dusunce ve eylemleriyle Gaia sekilleniyor. Insan bedeninde bu gorevi yapanlar ise hucrelerdir. Nasil hucrelerimizdeki tahribatlar bizi hasta edip oldurebiliyorsa, Dunya uzerindeki bizlerin kotu davranislari yada dusunceleri onu hasta edebilir, oldurebilir ve dengesini bozabilir.

Hersey Enerjidir ve Haliyle Aurasi Vardir

Nasil ki insanlarin aurasi varsa; Daglarin, denizlerin, koylerin, sehirlerin ve ulkelelerin de aurasi vardir. Insanlardan yayilan negatif enerjiler, uzerinde yada yakininda yasadigi dagin, topragin, koyun, sehrin veya ulkenin aurasini kotu yonde etkiler. O zaman Dunya annenin dengesi bozulur ve negatif enerjilerin yayildigi o alanlarda; depremler, seller, volkanik patlamalar gibi dogal felaketler yasanabilir. Kirli enerjiler topragi, bitkileri ve sulari etkiler..Verim duser.. Su an dunya uzerinde bu cesit negatif enerjilerin uretildigi yerler Turkiye, Suriye, Irak dahil tum Ortadogu ve Afrika'dir. Buralarda bilincli olarak negatif enerji uretimi yapilmaktadir. Cunku karanlik tarafin buyumesi, beslenmesi ve devamliligi icin negatif enerjiye ihtiyaci var. Astral planda iyilerle kotuler arasinda buyuk bir savas yapilmaktadir. Nedeni ise, Dunya annenin onbinlerce yilda bir yasadigi dongusel degisimdir. Hem enerji olarak hem de fiziken, pozitif yuk simdiki bulundugu yerden Turkiye, Ortadogu ve Afrika'ya geciyor. Bu yuzden buralardaki disil enerji portallarini kapatmaya calisiyorlar. Savasin, terorun, radikal islamin koruklenmesinin sebebi budur.

Dunya Bir Laboratuvar Gibi Kullaniliyor

Dunya, baska irklarca da bir laboratuvar gibi kullaniliyor ve gozlem altindadir. Daha once defalarca gelismis irklar tarafindan kolonilestirildi. Farkli gezegenlerden tohumlar ekildi. Bu tohumlar bazen yagmurla bazen de goktaslariyla indirildi. Hepsi planli ve programliydi. Dunya uzerinde gordugumuz bir cok bitki ve hayvan turunun orijini baska gezegenlerdir. Or: Yunuslar, balinalar Sirus gezegenindendir.

Yuzlesmemiz gereken diger bir gercek ise sudur:
Bazi dunya ici yada dunya disi irklar; insanlardan enerji uretmektedir. Bazilari da bizleri laboratuvarlarinda denek olarak kullanmaktadir. Tipki bizim hayvanlara yaptigimiz deneyler gibi. Hatta dunya uzerinde yasayan surungen tur; cocuklari hem yiyecek hem de sapikca ritueller icin kacirmaktadir...Bunun yaninda genlerimizle oynayan irklar da var. Insan dna'siyla farkli dna'lari sentezleyip ya dunyaya indiriyorlar, yada baska gezegenleri kolonilestirmede kullaniyorlar. Bircok devlet bunu bilmesine ragmen sessiz kalmakta ve hatta bazi ulkeler onlarla isbirligi yapmaktadirlar.

Ben negatif kan grubundaki insanlarin bir dis mudahele ile genlerinin degistirildigine, guclendirildigine inaniyorum. Cunku tasidiklari ozellikler benzer ve normal insanlardan daha ust seviyede.

Ozgur Degiliz

Bize ogretilen tarih, din ve cografi bilgilerin cogu yalandir. Bu yalanlar, bilincli olarak uygulanan bir uyutulma programinin parcasidir. Dogar dogmaz bize yapilan asilarla hem cipleniyoruz hem de hastalik yaratacak virusler kapiyoruz. Kontrol altinda tutuluyoruz ve ilaclarla bagisiklik sistemimiz cokertiliyor. Bizden alinan vergiler, asla bize geri donmuyor. Sistem bizi somuruyor. Birilerinin rahat yasamasi icin gerekli olan parayi farkinda olmadan onlar icin uretiyoruz. Koleyiz...Ozgur degiliz. Bize ozgurluk diye ogretilenlerin hepsi yalan. Hic ozgur olmadik. Programlanmis robotlariz. Ilizyondan cikana kadar, uyanana kadar da kole olarak yasamaya devam edecegiz...Bu yuzden uyanmamiz lazim.


Gelen sorular uzerine; Bir Kere Daha Sag ve Sol Beyin Farki

Sol beynimiz materyalisttir. Mantigini cok kullanir. Analizci, hesapci, sayisalci, somut gerceklere dayalidir. Kelimlelerle dusunur ve zihnin dilini iyi kullanir. Suphecidir, herseyin somut kanitini ister. Asla yuregiyle karar vermez. Sol beyinde eril enerji hakimdir. Egitim sistemleri genelde sol beyin endekslidir.
Sag beynimiz ise; yaraticidir, hayalperesttir, sezgilerle, duygularla hareket eder. Sanati sever. Muzigi, dansi, resmi sever. Butunsel dusunur. Kalple birlikte hareket eder. Ondan gelen mesajlara oncelik verir. Kalbin diliyle konusur. Sag beyinde daha cok disil enerji hakimdir. Yeni girdigimiz bu cagda artik sag beynimiz daha cok aktif oluyor. Bu yuzden basimizin sag tarafinda agrilar mumkun oluyor. (Islamda pozitifin hep sag tarafdan geldigine dikkat cekilmesini ilginc bulmusumdur.)


Osho'dan alinti yapmadan gecemiyecegim;
"Kalp her zaman risk almaya hazirdir, kalp kumarbazdir. Kafa ise isadamidir. kafa herzaman hesaplar...cok kurnazdir. Kafa gecmisi dusunur, kalp ise gelecektir. Kalp herzaman umuttur. Kalp herzaman gelecekte bir yerdedir. Kalp uzerinden yasamak, anlami kesfetmektir. Cesareti kesfetmektir."

Akasik Kayit Okuma

Dunya'nin tipki bizim gibi bilinci ve hafizasi var. Dunya baslangictan beri uzerinde yasanmis tum olaylari belli bir boyutta ve frekansta hafizasina kayit ediyor. Buna 'Akasa' deniliyor. Bu akasanin bulundugu frekansa baglanan canlilar burdaki bilgiye sahip olurlar. Akasik kayitlar telepatik sekilde kisilere veri olarak gelebilir. Ruya yada vizyon olarak gelebilir.Yada canli baglanilarak goruntu seklinde izlenebilir, okuma yapilabilir. Kehantler boyle doguyor. Kahinler, falcilar bu sekilde bilgi aliyorlar. Edgar Casey en buyuk 'Akasik kayit' okuyucularindandi. Iste bu izleme ve okumalar ucuncu goz kanaliyla acilan dijital ekrandan yapilmaktadir. Bu ekran sinema, tv yada bilgisayar ekranina benziyor. Internette yaptigimiz sorgulamanin aynisini ucuncu goz ekranimiz acikken de yapabiliriz. Tek farki; tuslarla yazmak yerine dusuncelerle sorgulama yapiyoruz. Bu olay hepimizde mevcut bir yetenekdir. Bu yetenegimizi kullanmamiz icin oncelikle ucuncu gozumuzun acik olmasi ve gunluk olarak bedenimizde yeterli derecede pozitif enerji depolamis olmamiz lazim. Cunku yeterince sarj olamazsak baglantimiz ya zayif olur yada hic olmaz. Ben hem yazili okuma hemde gorsel izleme yapabiliyorum. Baglanti surelerim bazen uzun bazen de kisa suruyor. Edgar Casey bu baglantiyi ve okumalarini saatlerce yapabiliyordu.


Dunyaya Gelis Amaci

Dunyaya ne zaman inecegimize, hangi misyonla gelecegimize, hangi temel dersleri alacagimiza, ruhsal bilincimizle biz karar veriyoruz. Bu secimi ruhsal evrimimiz icin yapiyoruz. Ancak dogduktan sonra bunu unutuyoruz cunku hatirlasaydik, olacaklari bilseydik, yasamin bir anlami olmazdi. Dogum zamanimizi ve mekanini biliyorsak; astroloji bilimi kullanilarak, ruhsal özümuz ve bireysel misyonumuz konusunda ip uclarina ulasilabilir.

Yeni Enerjilere Yeni Teknikler
Simdiye kadar ruhsal gelismemizi cesitli yontemlerle yapiyorduk. Dualar, mantralar, zikirler, ritueller vb... Artik daha yuksek titresimde enerjiyle tanistik ve eskiden kullandigimiz bu yontemlerin enerjisi yeni enerjiye gore daha dusuk frekansta kaliyor. Bu durumda yeni enerjilere uygun teknikleri denemek gerekir. Bunlar; resim yapmak, dans etmek, muzik yapmak ve dinlemek, davul sesi, su sesi, ruzgarin sesi, yanan atesin sesi, kus sesleri ve yagmur sesi dinlemek gibi tekniklerdir. Eski enerjiye ait yontemlerle calismak bize; simdikinden daha dusuk bir titresimi getirir. Oysa artik, o frekanstan ciktik. Dunya'nin rezonansi degisti. Artik yeni enerjiye demirlenmemiz lazim. Yaraticiligimizi on plana cikararak; sarki soylemeli ve kendi muzigimizi yapmaliyiz. Resim yapmali, bolca gulmeli ve dans etmeliyiz. Cunku biz daha iyisini hakediyoruz.




Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com












20 Temmuz 2017 Perşembe

Icimizdeki Gucu Aciga Cikaralim

En cok gelen sorular:

Ben kimim?
Ben niye buradayim?
Tanri var mi?

Bu yaziyi okuduktan sonra bu sorularin cevabini kendiniz bulacaksiniz. Cunku en dogru cevaplar kendimizde. Disarda yasamaktan vazgecip iceriye girdigimizde; disarda aradigimiz her cevabin aslinda icerde oldugunu farkederiz. Hep baskalarindan bizi duzeltmesini ve degistirmesini, bizim yerimize dogrulari bulmasini ve secimlerimizi yapmasini beklersek gelisemeyiz. Hayatimiza giren insanlardan gerekli bilgiyi ve dersleri alalim ama zamani geldiginde tesekkur edip ayrilmayi da bilelim. Fazlasi bagimliliga donusur. O kisinin alanindan beslenerek kendi yeteneklerimizi koreltebiliriz. Kendi modemimiz varken neden baskasinin modemi uzerinden evrensel bilince baglaniyoruz ki?


En buyuk bilgelik, kendi kendimizle ogrenip, deneyimleyebildigimizdir. Ogrendiklerimizi, yasamimizda uygulayarak bize getirilerini bizzat gormeliyiz. Yalnizlik, bilgeligin efendisidir. Yalniz kalmaktan korkmayalim. Baska insanlara ve esyalara bagimlilik sadece bizi tutsak eden zincirlere birer halka daha ekler. Degismek icin gerekli olan bilgiyi aldiktan sonra kosemize cekilip, iceriye girip degisimi ordan baslatmamiz gerekir. Bunu saglayacak tek kisi biziz. Kendimiz, bu degisimi istemedigi surece, disardan yapilan kodlamalar, dna aktivasyonlari, sifa yada enerji calismalari bizde etkili olamaz. Oturdugumuz yerden, cayimizi icerken; uzaktan enerji calismasi yapan, dna aktivasyonu yapan, genclesme meditasyonu yapan insanlarin paylasimlarinin altina 'evet' yada 'kabul ediyorum' demekle de olmaz. Degisim; disardan ice degil, icerden disa dogru olmalidir. Cunku kapilar sadece icerden acilabilir. Eger siz icerde degilseniz, disardan gelene de kapiyi acamazsiniz. Ilerleyis, uyanis kendi kendimizle olan bir mucadeledir. Bilinc olarak hazir olmadikca gerceklesmez. Bilinci hazirlamak da bilgiyle olmalidir.

Bizler evrimlesme zincirindeki en zor halkada, dusuk frekanstaki bir boyutta; ozgurlesmeyi, yaraticiligi ve sevmeyi deneyimliyoruz. Tanrisalligimizi hatirlamaya calisiyoruz. Hepimiz, sinirli bir madde beden icinde hapsolmus tanrilar ve tanricalariz. Kundakla sikica baglanmis yeni dogmus bebekler gibiyiz. Madde beden yuzunden hareket alanimiz sinirli. Gercekte; ozumuz isiktir. Kaynagin, yaraticinin; ta kendisiyiz. Yaratabilir, sifalayabilir, ucabiliriz...Hatirlayabilirsek...
Tanriyi bize, disarda aramayi ogrettiler. Oysa 'O' hep icimizdeydi...Kendimizi, disarda arayacak kadar kaybolmus olmamiz ne kadar aci. Herbirimiz, bir butunun milyarlarca parcasi olarak, degisik katmanlarda yasami deneyimlemeyi secerek geldik. Boylece tum ogrendiklerimizi ortak bilincte toplayip birbirimizle paylasacaktik. Bu yuzden birimizin yasadigi hepimizi etkiler. Tipki arilar gibi... Arilari ve yasam sekillerini inceledigimde benzer bir filmi izler gibi oluyorum... Kendine hizmet aski...



Lutfen tanrisalligimizi unutup, baskasinin tanricilik oynamasina, bizi kontrol etmesine izin vermeyelim. Hepimiz birbirimizin eksik yonlerini tamamliyoruz, birbirimizden ogreniyoruz. Kimse kimseden daha ustun degildir. Enerjisinden emin olmadiginiz insanlarla ortak baglanmamaya dikkat edelim. Mudahelelerden, enerjimizden beslenenlerden korunalim. Unutmayin bitkiler gibi insanlar da birbirlerinden enerji cekebilirler. Iyi bir insanin enerjisiyle beslenerek yukselebilecigimiz gibi, kotu niyetli bir insanin, yukselisine yakit olabilecegimizide unutmayalim. Kendi gucumuzun farkina varalim. Zihnimizi susturup ic sesimizi dinleyelim. Sessizligi ve yalnizligi sevelim. Kim oldugumuzu hatirlamaya calisalim...



Ruhsal ve Fiziksel Gelismemize Katkisi Olabilecek Oneriler:

1- Uyaninca 'Mucizelerle dolu, saglikli, sevgi dolu bir gune merhaba' deyin. Gunesi dogarken karsilayin ve selamlayin.

2-Dislerinizi fircalarken aynaya bakin ve kendinize gulumseyerek 'Bugun yine harika gorunuyorum, saglikliyim ve guzelim' deyin.

3-Dus alirken basinizdan akan suyun, butun bedeninizi yikayarak sizi negatif enerjiden arindirdigini temizledigini dusunun ve suya 'Beni temizleyip arindirdigin icin tesekkur ederim' deyin.

4-Kahvalti masasina oturdugunuzda, butun ac olan canlilar icin sifa ve yemek dileyin. Vijdanli insanlarin arttigini ve yemeklerini, olmayanlarla paylastigini hayal edin.

5-Yemekleri hazirlarken sukur ve sifa kodlamasi yapin. Boylece yerken sifalanirsiniz. Yedikten sonra sizi doyurup sifaladigi icin tesekkur edin.

5-Bahcenize ektiginiz tohumlari agziniza alip oyle dikin. Boylece sizin bedeninizin gerekli oldugu mineralleri, proteinleri ve vitaminleri dna'nizla birlikte o sebzelere transfer etmis olursunuz. O bitkiler tam da sizin ihtiyaclariniza gore gelisecek meyve verecektir. Siz yerken sifalanirsiniz.

6-Suyun hafizasi vardir, nereniz agriyorsa, suyu icmeden once o agriyi gecirmesi icin kodlayin, tesekkur edin ve oyle icin.

7- Gun icinde mutlaka 15 dakika kadar Gunes altinda oturun veya ciplak ayak topraklarda cimenlerde gezin yada durun. Gunes enerjisi size hem sarj edecek hem de sifalayacaktir. Ciplak ayak toprakta yada cimenlerde durmak topraklanmanizi saglayacaktir.

8- Gun icinde, 1 saat kadar tum teknolojilerden uzak durup, gozlerinizi kapatin ve nefes alis verislerinize konsantre olarak, sessizligin, yalnizligin tadini cikarin.

9-Kotu ruyalarinizi, ve anlik kotu hislerinizi red edin. O an'a gidip gorduklerinizi, olumlu sekilde degistirin ve 'oyledir' deyin. Siz bu degisime kalpten inanirsaniz gercekten de degisecektir. Inanarak yapmazsaniz, degismeyecektir.

10-Korku, endise, sucluluk, cezalandirilma ve suphe gibi negatif duygularin esiri olmayin. Bu duygularimizin yasam alani kok, sacral ve mide cakrasidir. Bu cakralardaki enerji akisini duzenleyin. (Gokhan Kirdar'in muzikleri bu baglamda mucizeler yaratacaktir. Tavsiye ederim)

11-Kendinizi gelistirmek icin tek bir yerde takili kalmayin. Arastirin, okuyun, sorgulayin..Dogru cevaplari hep ic sesinizden dinleyin. Ordaki ses kalpten geldigi icin herseyi dogru bilir. yalnizca sesin zihinden gelmemesine dikkat edin yeter.

12-Bes elementle temas, bize her zaman iyi gelecektir.

(Bos zamanlarimda bu maddelere ekleme yaparim)

Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com

11 Temmuz 2017 Salı

Benimle Bir Dus Kurmaya Var misiniz?


Bir dus gordum bugun. Insanlarin erkek yada kadin diye tanimlanmadigi, kotu veya iyi diye ayrismadigi, fakir yada zengin diye etiketlenmedigi bir dunyadaydim. Bir sehre inmistim havadan...usulca yere kondum. Evler bembeyazdi ve sokaklar oldukca sakindi. Etrafta tasit gurultusu ve egzos kokusu yoktu. Cop tenekeleri yoktu. Evlerin onlerinde saksilarda yetisen beyaz ve pembe guller vardi. Her iki yuz metrede bir cocuk parki yada hayvan parki vardi. Cocuklar ozgurce, korkusuzca parkta oynuyorlardi. Hayvanlar yemek ve su tanklariyla cevrili parklarinda ozgurce ve korkusuzca yasiyorlardi. Herkesin yuzunde huzur ve sevgi vardi. Havada derin bir gul kokusu yayiliyordu... Pembe gul kokusu...

Biraz sokaklarda yurumeye karar verdim. Pencereden gordugum kadariyla insanlar evlerinde huzurla oturuyor ve is, para korkusu yasamiyorlardi. Yuzlerinde hicbir endise, sucluluk ve korku duygusu yoktu. Birseyler olmustu...Buyuk bir sey...Ama kimse konusmuyordu. Az daha ilerleyince karsima bir hastane binasi cikti. Hic hastasi olmadigi icin evsizlere, barinma evi olmustu. Cok sevindim. Demekki herkes saglikliydi. Bu sevincle yurumeye devam ederken, karsima bir de okul cikti. Ogretmeni, idarecisi olmayan bir okul. Kapilari ardina kadar acikti ve siniflarda sadece bilgisayarlar, kitaplar ve oyuncaklar vardi. Yerler minderlerle doluydu. Cocuklar istedikleri zaman oraya gidip oynuyor yada kendi kendilerine ogreniyorlardi. Egitimde bir zorunluluk yoktu. Canta yoktu, defter kalem yoktu, odev yoktu...Onlar sadece cocuklugunu yasiyorlardi.


Yerde bir kitap gordum ve alip okumaya basladim. Kitapta anlatildigina gore; dunya buyuk bir degisim yasamis, ulkeler arasinda sinirlar kalkmis, ordular ve polisler dagitilmis, butun silahlar yok edilmisti. Insanlara esit miktarda maas baglanmis ve sadece istege bagli olarak gunde dort saat calisma imkani verilmisti. Herkes kendi istedigi iste calisiyordu. Makam, mevki farki yoktu. Imece usulu yardimlasma cig gibi buyumustu. Gida ve ilac teroru bitmis, insanlar sagliklarina kavusmustu. Her sehirde organik gida uretim alanlari yaratilmis ve oradan halka ucretsiz dagitim yapiliyordu. Dunyada savaslar bitmis ve her yere baris hakim olmustu. Cinsiyet farki kalkmis ve ilk defa insan sadece 'insan' olmustu. Daglar; madenler icin somurulmuyor, ormanlar, agaclar; bina icin yakilip, kesilmiyordu. Butun evler doga annenin kucaginda, onunla barisik sekilde yapiliyordu. Modern toprak evler en cazip olanlardi. Bazi evlerin catilarinda bile sebze yetisiyordu. Boyle guzel bir dunya yaratilmisti. Insanlik bunu basarmisti.

Yeni duzende kimse suc islemedigi icin, butun hapishaneler kapatilmisti ve binalar; bedava dagitilan esya merkezine donusmustu. En buyuk ozgurlugu de etleri icin oldurulen hayvanlar yasiyordu. Cunku teknoloji ile yapay hucrelerden et uretimi yapiliyordu. Lezzeti ve gorunusu ayniydi. Boylece hayvanlar etleri icin katledilmekten kurtulmustu. Onlar dogada kendi dogal yasam ve olum dongusune birakilmisti. Su kenarlarina yapilmis genis meralar onlar icin ozellikle ayirilmisti...Sevgi, baris, saglik ve huzur butun dunyaya hakim olmustu.

Kitabin sonuna geldigimde; su cumle yaziliydi:

Boyle bir dunya var. Evet... Bunu, simdi su an siz yarattiniz...Bu yaziyi okuyarak...


Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com


27 Haziran 2017 Salı

6 Haziran 2017 Salı

Dunya Nufusunu Azaltma Projesi - David Icke

Bir bilgisizlik, şaşkınlık ve akıl karşıklığı hali içindeki insanları kontrol altında tutmak için öne çıkarılan karşıklığın ve duman perdesinin aşılmasını sağlayan basit bazı temel kurallar var.
Dünya halkları aşırı bilgi yağmuru altında kalmış durumda. Tabii ki gerçek bilgi değil, sadece bilgi. 24 saat süren TV kanalları, radyo, gazeteler ve Internet insanlık tarihinde hiç görülmemiş boyutta bilgi akıtıyor. İnsanlar aşırı bilgi yorgunu olunca şalterleri kapanıyor.

İşte sistem bunu istiyor. Dizin sırası, önce bombardıman et, şakına çevir, sonra şalter kapansın. Ancak bazı sorular sorarsanız İllüminati planını bütün şeffaflığı ile görmek mümkün. İşte bu sorulardan birisi şöyle olabilir: Devlet, parası olmadığı için muazzam boyutlarda finansal kısıtlama yaparken, muazzam miktarlara mal olan birşeyler mi yapıyor?

Eğer cevap ‘evet’ ise, o zaman İllüminati planı yürürlükte demektir. En belirgin örnek, ‘savaş’tır. Bir ülkenin finansal koşulları ne kadar kötü olursa olsun, savaş için her zaman para bulunur. Evet, bunu yaparlar, çünkü devletler savaşa, halkın iyiliği için değil, İllüminati’nin çıkarı ve insanlar üzerinde ‘kitlesel kontrol’ dayatmak için girerler.

Finlandiya’da Lapland bölgesinin eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde’den domuz gribi hakkında çok cesur açıklama. Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu söyleyen Dr. Kilde, “Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor, bu nedenle önce küçük çocuklara ve hamile kadınlara uygulanması öneriliyor” dedi. Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.

Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.
Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde, “Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir” açıklamasında bulundu.


Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve aşının zorunluluğunu kaldırmak için, hastalığın derecesini normal olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü; “Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?”
Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.

Sizlere konumuzla alakalı farklı bir örnek daha vereyim Enerji tasarrufu sağlayan ampuller var ya, işte bu ampüller görünüşte enerji tasarrufu sağlarlar ama insan sağlığına tehlikesinden hiçbir resmi ve özel kurum bahsetmez… Bunlar yasal olarak zorunlu kılınıyor. Ampul kırıldığı zaman içindeki son derece zehirli cıva havaya yayılıyor. Her gün milyonlarca ampulün çöpe atıldığı düşünülecek olursa, bilim adamlarının da teyit ettiği üzere, havaya son derece zararlı radyasyon ve kimyasallar yayılıyor.
Evimizde, çalıştığımız iş yerinde; bu ampullerin kullanıldığı her yerde bizi radyasyona ve zehirli kimyasallara maruz bırakmak için yapıyorlar. Biliyorum çoğu insan için bunlara inanmak oldukça zor, ama anlatılanlar gerçek dostlar, bu kirli işleri, kitle katliamı şeklinde değil, aksine gizli ama yavaş yavaş insan sağlığına zararlı, tehlikeli kimyasal maddelerle ve biyolojik virüslere maruz bırakmak suretiyle yapıyorlar…

İşte bu ‘yeşil’ ve sözde tasarruf sağlayan ampuller de bu planın bir parçası olarak sürekli olarak insanlara günlük radyasyon sağlayan diğer kaynaklara ilave edildi. Diğer kaynaklar da malum; cep telefonları ve baz istasyoları, bilgisayarlar, kablosuz erişim, beden tarayıcıları, X ışınlarının aşırı kullanımı, hastanelerdeki tarayıcılar, radyasyonlu yiyecekler, mikro dalga fırınlar, nükleer santral felaketleri, dünyanın farklı yerlerindeki savaşlarda atılan bombalardaki seyreltilmiş uranyum ve siz söyleyin daha nicesi var…

Haarp teknolojisinin iyonosferde açtığı delikler yüzünden, Dünyanın doğal savunma mekanizması kozmik radyasyonu bloke edemiyor. Japonya’daki Fukushima felaketinin bir ‘kaza’ olmadığını gösterecek kanıtlar çoğalmaya başladı. Fukushima’nın hala atmosfere yaymakta olduğu muazzam miktardaki radyasyon, hava ve su yoluyla tüm dünyaya yayılıyor. Bu yayılım, 1986 yılında Ukrayna Kiev’deki Çernobil faciasından daha vahim boyutlarda. Japonya’nın kendisi zaten mahvoldu…
Amaç ne mi? Yeryüzündeki insan nufusunu kendi kontrol edecekleri ideal bir seviyeye getirmek. Bunun için nüfusun azaltılması programına, genetiği değiştirilmiş gıdalar, tarım ilaçları, hormonlu etler, antibiyotikler, ilaç karteşinin ürettiği ilaçlar, yaşlılara tıbbı tedavi uygulamalarının azaltılması, chemtrails/uçaklardan püskürtülen zehirli metaller uzun listeden sadece bir kaçı. Ayrıca aşılar var. Kitle katliamı için insanların bağışıklık sistemi tam hedef alınmış durumda. Hedef kitle, insan bedeninin doğal savunma mekanizması baskılanmak suretiyle sayısız sağlık problemine maruz bırakılıyor…

Bunu yapmanın daha iyi bir yolu var; çocuklarımız daha iki yaşına gelmeden teker teker ya da karma halinde halen gelişmekte olan bağışıklık sistemine zehir dolu saçmalıklar aşı enjekte ediliyor. Tabii o zaman da çocuk, bedeninin, insan bedeni için tasarlanmış olan muhteşem savunma sistemine bir türlü doğal sağlığına kavuşamıyor.


‘Bay Aşı’yı tanıyor musunuz? Kendisi çok tanıdık biri, evet Bill Gates bahsediyorum oldu. Biliyorsunuz, insan yapısı iklim değişikliği konusundaki saçmalıkla için de hem büyük paralar, hem de büyük çaba harcadı. Çok paranızın olması için çok bilgili ve akıllı olmanız gerekmeyebiliyor. Pardon bir de Donal Trump var. Başka bir diyeceğim yok…

Bill ve Melinda Gates Vakfı, ‘3. Dünya Ülkeleri’ndeki aşı kampanyaları için milyarlarca dolar bağışlıyor, ama tabii ki bunun büyük bir bölümü, ‘elit soy’ aileleri bireylerinden Warren Buffet’ten geliyor. Gates, bu hafta Londra’da ‘Global Alliance for Vaccines and Immunisation/GAVI/Aşı ve Bağışıklık için Global Birlik’ tarafından organize edilmiş olan fon geliştirme konferansına katıldı.
Aslında GAVI’nin ana finans kaynağı Gates Vakfı, ama Başbakan David Cameron İngiliz vergi mükelleflerinin paralarından topladığı 814 milyon İngiliz Pound’unu yoksul ülkelerdeki çocukların aşılanması için bağışlamaya karar verdi.

Dediğine göre 80 milyon çocuğun aşılanması ile 1.4 milyon hayat kurtulacakmış. “Bu beş yılda her iki saniyede bir çocuğun aşılanması demek oluyor. Her iki dakikada bir çocuğun hayatı kurtulacak.” Demek İngiliz vergi mükelleflerinin koyduğu para bunu sağlayacak.
Denetleyicilerinin, kitlesel olarak nüfusu azaltma programları var. Bu ruh hastası ve ahlaksız soy aile şebekesinin insanların başına örmek istediği konuların en azını bile bilseniz, dünya olaylarına bir baktığınız zaman ortaya başka bir soru daha çıkıyor:
“Peki o zaman, neden kendi istedikleri bir şeyin zıddı gibi görünen bir şeyi başarmaya çalışıyor ve bunun için finans sağlıyorlar?”
Bu soruyu ne zaman sorsanız cevap hep aynı oluyor. Aslında istediklerini başarıyorlar, ama zorbalıklarını, şekerle kaplayarak satıyorlar! Bu durumda, neden ‘Kabal’ın ölmesini istediği çocukların hayatını kurtarmak istesinler ki! Cevap: Aşı programları, hayat kurtarmak için değil, yok etmek için planlandı da ondan! GAVI/ Aşı ve Bağışıklık için Global Birlik’, bazı aşina isimlerin ‘Birlik’i…
Dünya Sağlık Örgütü(WHO), Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), Dünya Bankası Grubu, Bill ve Melinde Gates Vakfı, bağış yapan ülkelerin hükümetleri, gelişmekte olan ülkelerin hükümetleri, aşı endüstrisi, Araştırma ve Teknik Sağlık Endüstrisi, sivil toplum kuruluşları/örgütleri ve ‘bağımsız’ bireyler.
GAVI, 2000’de İsviçre, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun toplantısında kurulmuş. Bunlar Bilderberg Grubu’ndaki aynı kişiler. Biliyorsunuz, hani şu kitlesel olarak insan nüfusunu azaltmak isteyen grup.
Bilderberg’ci Bill Gates, Norveç’in Bilderberg’ci Başbakanı Jens Stoltenberg ile görüşmeye gittikten kısa bir süre sonra Norveç’de, GAVI’nin hedef ülkelerdeki aşı kampanyaları için, Norveç’in bağışlarını iki katına çıkaracağı ilan edildi.
Norveç, ‘yoksul ülkelerdeki çocukların hayatlarını kurtarmak için’ aşı programında Bill Gates ve İngiltere ile birlikte yakın temas içerisinde çalışıyor. Norveç Prensi, İsviçre’deki Bilderberg konferansından döndükten sonra bunu duyduğuna çok memnun olmuş olmalı… Aslında gerçeği suratımıza çarpıyorlar, ama bunu ancak neye bakmamız gerektiğini bilirsek görebiliriz.
Plan 21 ile de durum aynı. Bu da 1992’de Brezilya, Rio de Janeiro’daki B.M. Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda kuruldu. Konferansın başkanı, petrol zengini, Kanadalı bir işadamı olan Maurice Strong idi. Bu kişi hayatı boyunca Rothschild ve Rockefeller ailelerine hizmet etmiştir.
Plan 21, Birleşmiş Milletler organizasyonlarının, belirli devletlerin ve ‘önemli’ grupların, global, ulusal ve lokal olarak her alanda, insanların çevreyi doğrudan etkilemelerine karşı gerçekleştirilecek olan bir eylem planıdır.
Plan 21, ‘koruma’ adı altında dünyanın her yanını çalıp, insanları serf ya da köle yapacak olan küresel faşist bir kontrol yapısının dayatılacağı bir ‘nüfusun azaltılması’ planıdır. Yeni bir sorunun zamanı geldi:
Olmuyorlar….Plan 21 soy aileler tarafından yaratılmış olup, onların kontrolündeki Birleşmiş Milletler’in çalışmasıdır. Dünyayı ele geçirme programının 40 bölümü vardır. Amaçlar şöyledir:
– Ulusal egemenliklere son verilecek,
– Toprak kaynakları, eko sistemler, çöller, ormanlar, dağlar, okyanuslar, içme suyu, tarım, şehircilik, biyoteknolojinin planlaması ve yönetimi devlete ait olacak, herkes eşit olarak köleleştirilecek,
– Finans kaynakları ve iş dünyasını devlet tayin edecek,
– Özel mülkiyet kaldırılacak,
– Aile birimi yeniden yapılandırılacak,
– Çocukları devlet yetiştirecek,
– İnsanların işlerini devlet belirleyecek,
– Seyahatlerde büyük kısıtlamalar yapılacak,
– İnsanlar için yerleşim bölgeleri oluşturulacak,
– İnsanlar yaşadıkları yerlerden ayrılmaya zorlanacak ve kitlesel yeniden yerleşim sağlanacak
– Eğitim kalitesi düşürülecek (bunu zaten başardılar)
Bütün bunlar dünya devleti/hükümetinin ‘global’ vatandaşlara ve ‘global’ köylere dikta dayatacağı sürecin habercileri. Çoklu seviyeli Kontrol Sistemi, insanları global, bölgesel, ulusal ve yerel seviyelerde bu şekilde yönetecek.
Plan 21’in, şimdi adı ‘Süreklilik için Lokal Hükümetler’olan Lokal Çevre Girişimleri için Uluslararası Komite’nin başkanı olan Harvey Rubin’e özel mülkiyet ve konuşma özgürlüğü, veAmerikan Anayasası’nın Hak ve Özgürlükler maddesi ile bağlantılı olarak özgürlükleri nasıl etkileyeceği sorusu sorulduğu zaman cevabı kısa olmuş: “Kollektif haklar söz konusu olduğu zaman bireyler arka koltuğa geçer”.

Geleceğin yetişkinleri olacak çocuklarımızın bu kabusta yaşamaya programlanıyorlar. Sahibi bu ‘Kabalist’ olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür Organizasyonu (UNESCO), 2005-2015 dönemini, ‘ESD/Sürekli Gelişim İçin 10 Yıllık Eğitim Süreci’ olarak ilan etmiş bulunuyor.
Başka bir deyişle; çocuklarımız için kitlesel zihin programlaması operasyonu…
Bir belgede şöyle diyor: “ESD/Sürekli Gelişim için 10 Yıllık Eğitim Süreci ulaşılması zor ve karmaşık bir tahhüttür… Bu, hayatın her yönüne dokunur… herkesin değerlerini, davranışlarını ve sürdürülebilir bir gelecek ve pozitif bir sosyal değişim için gerekli olan hayat tarzını öğrenir…”
Dediğim gibi, çocuklarımız için tam bir zihin programlama operasyonu. Sistematik olarak eğitim kalitesinin düşürülmesinin bir sebebi de aşağıdaki bir başka ‘sürdürülebilirlik’ belgesinde özetleniyor:

Genellikle daha yüksek gelirli yüksek öğrenim görmüş kişiler, daha düşük geliri olan daha az eğitimli kişilere oranla, daha fazla kaynak kullanabiliyorlar. Bu durumda daha fazla eğitim, sürdürülebilirliğe olan tehdidi arttıyor.
Şeytani yapılar Plan 21’i destekledilerse mutlaka altında ölüm, yıkım ve kontrol vardır. Clinton, hiçbir politik ve halk görüşüne dayanmadan, ‘Başkanlık Emri’ ile Başkan’ın Sürdürülebilir Gelişim’ Konsey’ini kurdu. ‘Sürdürülebilir Gelişim’ terimi, klasik Orwell dili olup, belirli birşey gibi görünüp, aslında tamamen farklı birşey olmasıdır.

Süreklilik sağlamak için muhalif çevreye çeşitli zararlar verip yakıp yıkmayı anlarım, ama bunun arkasında olan kişiler faaliyetleri ile dünyayı mahvediyorlar. Plan 21 ise sürekli gelişim için değil, sürekli ‘kontrol’ sağlama ve kitlesel olarak nüfusu azaltma planı.
Uluslararası bağlayıcılığı olan Biyo-Çeşitlilik Anlaşması, Birleşmiş Milletler 1992 Dünya Zirvesi’nde bir ‘Rothschild-Rockefeller kuklası’ olan Maurice Strong’un başkanlığında yapıldı. Böylece ‘çevre komplosu’ o zamandan beri epeyce yol almış oldu.
Amaç kitlesel olarak nüfusun azaltılması ve geriye kalanlar üzerinde de en aşırı düzeyde kontrol sağlamak. Birleşmiş Milletler’in Küresel Biyo-Çeşitlilik Belirleme raporu, insan sayısının %85’inin azaltılmasını öneriyor. Sadece A.B.D.’nin sürdürülebilirlik planı haritasına bir bakınca bu uygulama için nüfusun azaltması ölçeğini anlamak mümkün…

Aaron Russo, Eddie Murphy’nin başrolü oynadığı ödüllü film ‘Trading Places’in yapımcısıydı. Ölmeden önce yıllarca insanları bu komploya karşı uyarmak istedi. 2007’de açık açık Rockefeller ailesinden Nick Rockefeller’in kendisine, nüfusun en az yarıya indirileceğini söylediğini açıklamıştı.
Obama yönetimi tarafından atanmış olan ‘bilim çarı’ John P. Holdren de bu çeteden. 1977’de yazarlarından birisi olduğu ‘Eko-Bilim’ adlı kitapta insan nüfusunun en fazla bir milyar olması gerektiğini, gıdalara ve içme suyuna müdahale edilerek kitlesel olarak nüfusun azaltılmasını, zorunlu kürtajı, gayrımeşru çocukları devletin almasını ve hamileliği önlemek için zorunlu bedensel implantlerin yapılmasını öneriyordu.

Esrarengiz Georgia Kitabeleri, A.B.D.’nin Georgia eyaletindeki Elbert beldesinde bulunan ve astrolojik olarak hizalanmış granit bir anıttır. Buna Amerika’nın ‘Stonehenge’i denir. (Stonehenge, İngiltere’nin güneyinde büyük taşlardan oluşan bir yapıt). Georgia kitabelerini 1979’da R.C.Christian takma adlı kişinin yazmakla görevlendirilmiş olduğu belirtilmektedir. Çeşitli dillerde yazılmış olup, gelecekteki dünya için 10 maddelik rehber niteliğindedir.

Bu 10 maddelik rehberde şöyle denmektedir: “İnsanlığı 500.000.000’un altında bir sayıda tutup doğa ile denge içersinde tutun. Sağlık ve çeşitliliği geliştirerek üremeyi akıllıca kontrol altına alın. Demek öyle? Peki bunu kim yapacak? Tabii ki Küresel Dünya Devleti!
Plan, ‘Plan 21’i, birkaç yıl içerisinde mümkün olduğu kadar çok geliştirmek. Zaten bu yüzden Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2011-2020 dönemini Birleşmiş Milletler Biyo-Çeşitliliğin On Yılı ilan etti. ‘Biyo-Çeşitlilik Strateji Planı’nın amaçlarının uygulanmasını geliştirip desteklemek için resmi olarak yapılıyor. Yani, benim burada anlattıklarımın hepsi geliştirilip destekleniyor. Hatta daha fazlası da var…

Şimdi İllüminati’nin sahneye koymuş olduğu ‘Büyük Plan’ının yeni bir aşamasındayız. İnsan toplumunda büyük değişiklikler yapılıyor ve milyarlarca insan uykudan uyanmazsa hepsi uygulanacak. Bunların gerçekleştiğine dair işaretler de var. Uyanışın hızlanıp önümüzdeki yıllarda daha hızlı bir şekilde genişlemesi lazım.
Yani bütün bunların kendiliğinden mucizevi bir şekilde yok olmasını beklemek gibi bir seçeneğimiz yok. Bütün bunlar, ancak biz gerçekleşmesine göz yummazsak gerçekleşmez dostlar…

Kaynak: David İcke

Asagidaki linkten alinti yapilmistir.
https://tasavvufvebilim.wordpress.com/2016/01/14/illuminati-ve-kuresel-kiyamet/#more-407