Kutup Kaymasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kutup Kaymasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2017 Salı

Buyuk Degisim Geliyor-Tarih Tekerrur Eder

12 Nisan 2017 gecesi gelen mesaj: Insanlar, sevgiyi ve sevmeyi ogrenmek zorunda. Buyuk bir degisim geliyor. Butun canlilar sevgiyle birlesmeli. Sevmeyi ogrenemezseniz, sizi zor gunler bekliyor.

Bu mesaj butun dunya icin gelen bir mesajdi. Anladigim kadariyla bundan sonraki olacaklar; bize birbirimizi sevmeyi ve birlik olmayi ogretecek turden gelismeler. Daha once bir kac yazida yazmistim. Dunya'miz 1999 yilindan beri kademeli olarak artan bir kutup kaymasi yasiyor ve bu kaymanin en gec 2030 yilina kadar tamamlanmasi bekleniyor. Kayma her yil biraz daha hizlanarak devam edeceginden dogal felaketlerin de artmasi olasidir. Iklim degisikligi, isi artisi ve dususu beklenen diger etkilerdir. Bu buyuk degisim butun halinde gerceklestigi icin, nasil ki dunyamiz uzerinde depremler, felaketler oluyorsa, bizlerin yasamlarinda da depremler ve degisimler oluyor. Bunlar; yasam seklimizle, duygu ve dusuncelerimizle ilgili buyuk degisimlerdir. Kendimizi yeniden kesfedecegiz. Fiziken ve ruhsal olarak da degisime ugrayacagiz. Cunku fizik bedenimizin zerresinde Dunya annemizin emegi var. Enerji bedenimiz ise kaynaktan (Yaratici-Allah-Tanri- Buyuk Ruh, Oz, Sonsuz Enerji diye tanimlanan) gelmektedir. Bizler Dunya anneden beslendigimiz icin ondaki en ufak bir degisiklik bizi, bizdeki degisikliklerse onu etkiliyor. Birbirimize kokten bagliyiz.



Dunya anne 26.000 yillik cag dongusunu tamamlarken, demirlenecegi yeni frekanstaki feminen enerjisiyle, tum gucunu; Afrikaya Ortadogu'ya, Antartika'ya ve Turkiye alanina yansitacak. Bu alanlar disil enerjiyle sekillenmeye baslayacak, icinde bulunduklari duzen yada sistemler degisecek. Cunku bundan 26.000 yil once boyleydi. Simdi eski haline, yani yeniden dongunun basina geciyor. Alinamayan derslerin tekrari icin. Bu surekli tekrarlanan bir dongudur. Guc belli bir alana kayiyor ve oralar daha cok gelisiyor, gucleniyor. Sonra dongu tamamlandiginda da tam tersi oluyor. Eskilerin dedigi gibi 'tarih tekerrur ediyor' Her dongude, bir oncekinden alinamayan dersler tekrar ediyor. Dunya annenin bu 26.000 yillik dongulerini, uzerinde yasayan canlilar da onunla birlikte yasiyorlar. Yani insanlarin da hayatlari aslinda hep tekrar ediyor.

Zamani; uzerinde gecmis, simdi ve gelecegin hizalandigi duz bir cizgi olarak dusunelim. Sonra zaman cizgisinin her iki ucunu birlestirip bir cember elde edelim. Olusturdugumuz bu cemberde, zaman cizgisi bukulmus olacagindan, kendimizi surekli tekrar eden bir yasam dongusunun icinde buluruz. Bir zamanlar gecmisimizde kalan olaylar, dongu icerisinde yasamamiz gereken gelecege donusurler. Her seferinde gecemedigimiz dersleri yeniden yasariz ama ayni yada farkli kisilerle, farkli mekan veya olaylarla...Asil olan derstir. Dersler alindiginda tekrar dongusunden kurtuluyoruz ve oyun similasyonundan cikiyoruz. Reenkarnasyon da bu yuzdendir. Alamadigimiz dersleri almak icin...



Tum derlers alininca ne oluyor peki? Oyun similasyonundan cikiyoruz ve Kaynaga geri donuyoruz. En bastan, zerre olarak kopup geldigimiz kaynaga...O'na buyumus, gelismis ve Ol'mus olarak geri donuyoruz. Boylece yuvaya donus hikayemiz de tamamlanmis oluyor. Mezun olmus kucuk tanriciklar olarak...

Bizim yasam kaynagimiz 'sevgidir'. Butun derslerin amaci kosulsuz sevmeyi ogrenmektir. Sevmeyi ne kadar erken ogrenirsek oyun similasyonundan o kadar cabuk kurtuluruz. Bu yuzden karanlik bizi surekli ayristirarak, egoyla besleyerek birbirimizi sevmemizi engelliyor. Cunku oyun similasyonunda ne kadar uzun kalirsak bizim enerjimizden beslenen karanlik o kadar guclu oluyor. Kosulsuz sevmeyi ogrenmedikce, alinacak derslerimiz bitmez ve surekli tekrar dongusune takilir, reenkarnasyon yasariz...Kaynaktan uzak durdukca da aci cekeriz. Bizi bundan kurtaracak olan tek sey ise sevgidir..

Dunya uzerindeki guc binlerce yildan beri eril enerjiyle beslenen elit bir tabakanin elindeydi ve disil enerji tum dunyada bastirilmisti. Bu yuzden kadinlarimiz cok aci cekti. Dunya annemizde bir kadin oldugu icin o da insanoglu tarafindan cok hirpalandi ve aci cekti. Onun da bir ruhu ve bilinci var. ismi Gaia'dir. Hissediyor ve aci cekiyor. Uzerinde yasayan canlilarin acisini da sevincini de paylasiyor. Bir yerlede agaclar kesilse, madenler kazilsa, savaslar olsa, canlilar yok edilse; o gunlerce agliyor ve uzuluyor. O alanda yasanmis her aciyi ve negatif enerjiyi fazlasiyla hissediyor. Onu en cok uzen sey ise bunu yapanin kendi cocuklari olmasi. Cocuklarinin hem kendilerini hem de annelerini yok etmelerini uzuntuyle izliyor ve birgun onu sevmemizi sabirla bekliyor. (Eger Gaia anne ile tanismak isterseniz onu cagirin. Sizin bilinc seviyenize gore size gorunecektir. Genelde 'Meryem Ana' gorunumunde veya renk renk isiklardan olusmus bir kadin seklinde gorunebilir.)


Feminen enerji, surekli dahada artarak dunyamiza geliyor ve bu da kitlelerin uyanisini hizlandiriyor. Bilincler buyuyor ve buna bagli olarak farkindaliklar da buyuyor. Insanlar 'madde dunyasi' ilizyonundan cikiyorlar. Esyalara ve kisilere bagimlilik azaliyor. Buyuk evlerin yerini 'tiny home' cilginligi aliyor. Sehirlerden, doga annenin kucagina kacis artiyor. Teknolojik aletler terkediliyor. Eril ve disil enerji dengelendikce erkekler daha feminen duygularla hassaslasiyorlar. Bloke ettikleri sevgiyi, merhameti geri aliyorlar. Bir nevi isimize yarar hale geliyorlar. :)

Butun bu gelismeler, yeni dongunun baslamasini hizlandiracagindan, bazilari tum guclerini kaybedecekler ve mevcut duzenleri de yikilacak. Bu yuzden bu ulkelerin Ortadogu'da, Afrika'da, Antartika'da ve Turkiye-Suriye-Irak ucgeninde neler yaptiklarina dikkat etmek gerekir. Arka planda disil enerjinin gelisini engellemek icin buyuk bir 'portal savasi' gerceklesmektedir. Gelecegin verimli topraklarina simdiden el koyup kendilerini kurtarmak istiyorlar. Bunu da urettikleri savaslarla, terorle ve dinlerle yapiyorlar. Gidene kadar carpisacaklar ve son hamleleri yakindir. Onlarin oyunlarina gelmeyelim. Kendi icimizdeki farkliliklara o kadar odaklanmisizki disarda bize yaklasan tehlikeyi gormuyoruz bile. Bizi icerden carpistirirken, onlar adim adim sinirimiza yerlesiyorlar. Tehlikeyi icerde ararken dibimizde olanlari farketmeyelim diye bizi surekli planli bir endise ve korkuyla besliyorlar. Boylece dusuk titresimde kalip ilizyonda yasamaya devam edecegiz ve uyanmayacagiz. Lutfen farkliliklarimiza degil ortak yanlarimiza odaklanalim. Hepimizin ortak yani; kardes olmamiz, 'Bir' olmamiz, ayni topraklardan besleniyor olmamiz..Bizi ayirmaya calisanlara en guzel cevabimiz birbirimizi sevmek olmali. Farkli bilinc seviyelerinde de olsak yinede birbirimizin parcasiyiz. Binlerce kilometre uzakliktan gelipte kardesi kardese kirdirtanlarin tuzaklarina dusmeyelim. Butun dinler, mezhepler, politikalar, egitim sistemleri, hepsi bizi birbirimizden ayirmak icin hazirlanmistir. Bu duzeni kirmak ve onlara istediklerini vermemek bizim elimizde..Yeterki sevmeyi ogrenelim...


Sevgiler!

Aasmaestefan



3 Ekim 2016 Pazartesi

Hersey Siradan Bir Gunde Baslayacak


Bu yaziyi ilk okudugumda cok etkilendim ve bir o kadar da sasirdim. Cunku benim uc senedir gordugum bazi vizyonlarla ayni bilgileri anlatiyordu. Sanki gorduklerimi birisi yaziyla yazmis gibi geldi bana. Bu yuzden paylasmak istedim. Bu bilgiye kanallik yapan; Jahn J Kassl ve ceviren sevgili arkadasim; Kıvılcım Türkay'a tesekkur ederim.

                                                              Benim Gorduklerim:


Dunya'nin kutuplarinin yer degistirdigini, bu yuzden de Gunes'in dogus ve batis yonlerinin yer degistirdigini gordum. Simdiki okyanus tabanlarinin gelecekteki karalar, su anki karalarin da gelecekteki okyanus tabanlari olacagini gordum. Simdiki sularin baska tarafa kaymasi sonucu eski batmis medeniyetlerin aciga cikacagini, Atlanis kalintilarinin da ada seklinde yuzeye cikacagini gormustum. Simdiki yuksek daglarin gelecekteki adalar olacagini gordum. Collerin yeserecegini, Afrika, Orta Dogu ve Turkiye Anadolu'sunun sulak ve verimli topraklar olacagini, Dunya'nin diger taraflarinin (yuksek yerler disinda) su altinda kalacagini gormustum.

Gokten dusen yanan ates toplarini gormustum. Gokyuzunde buyuk bir portal acildigini ve oradan on binlerce ucan geminin geldigini ve gokyuzunde asili haldeyken onlari hayretler icinde izleyen insanlari gormustum.

Ikiz bir Dunya'nin olusturuldugunu ve Dunya'dan oraya uyku halinde insanlar tasindigini gordum.

Dunya'nin bir kara delikten gececegini ve bu gecis sirasinda bir kac gun Gunes'i goremeyecegimiz icin karanlik ve mini buzul cagi yasayacagimizi gordum. Elektrikler dahil hicbir elektronik alet de calismiyordu. Bu gecisten dolayi siddetli depremler ve volkanik patlamalar oldugunu gormustum. Okyanuslarin kaynadigini ve suyunun zehirlendigini gormustum. Temiz icme suyu sorunu yasandigini gormustum. Bu gorduklerimin bir kismini onceki yazilarimda da yazmistim. Bu vizyonlarin ne zaman olacagi konusunda da bir fikrim yok.

Burada yazilanlar negatif bilgiler degildir. Sadece eski bir dongunun bitisi ve yeni bir dongunun baslamasinin sancilari anlatiliyor. Dunya anne bir ust frekansta yeniden dogacak. Bu daha onceleri de defalarca olmustur. Bu dongu yaklasik olarak 26.000 yilda bir tekrar etmektedir.

Sevgiler!

Aasmaestefan


Sıradan bir günde, dünya baş aşağı dönecek. Sıradan bir günde, insanlar günlük aktiviteleri ile meşgulken bulutlar gökyüzünden dökülecek ve ateş/kıyam yağacak.
Sıradan bir günde, insanlar yere bakarken üstlerindeki gökyüzü açılmaya başlayacak. Sıradan bir günde imkansız olan açılmaya başlayacak, binlerce yılın ilahi duyuruları açığa çıkacak ve akşam sabahki gibi olmayacak.

Sıradan bir günde uzay-zamanda, ışığın güçleri görenlere görünür olacak, duyanlara işitilebilir olacak, karanlık zamanlarda bu bilgiye açılmış olanlara gerçeklik olacak.

Sıradan bir günde, medya hala yalanlar yayınlarken, finansal çete ve politikacılar tüm dünya kendilerinin görünmez bir örümcek ağına yakalanmışcasına davranışlarına devam ederken,  bu telaşı sona erdirecek cennetten bir ses duyacaksınız, bu o denli çabuk olacak ki, sözde bu duruma iyi hazırlananlar  kendilerini "bir kaya içinde donmuş" bulacaklar.

Sıradan bir günde, dünyasal değişim gerçekleşecek ve ölümsüzlük için düzenlenmiş tüm yeraltı tesis ve sığınakları erişilmez olacak, ve tüm bu elitler ki kendileri için en iyi hükmü vermişler; zamanın ters akıntısına yakalanıp hiçliğe saplanacaklar.

Sıradan bir günde, dünya hiçlik An'ı olan bir sessizlikle kaplanacak  ve iç dünyadan insanlar kısa bir süre için yüzeyin yönetimini üstlenecek. Sonrasında aydınlanmış varlıklar dünyaya geri dönecek ve seçilmiş hologramları yeni bir ivme ve mutlu bir yaşamı sağlayacak.

Seçilmiş bir günde, dünyalar ayrılacak, ve manzara bu dünyada yaşayan hiç bir varlık tarafından görülmüş ve deneyimlenmiş bir şey olmayacak. Sıradan bir günde, kuşlar göklerden dökülecek, daha önce var olmayan dağ zincirleri ortaya çıkacak ve sıcaktan kurumuş yerler suyla dolacak ve yepyeni karalar görünecek.


Sıradan bir günde, "Dünyanın Koruyucuları", bir çok dünyanın üstatları, melekleri ve yaratımın baş melekleri gökyüzünde belirecek ve bir çok insan gölge ile ışığı ayırt edemediğinden bu görüntüden kuşkuya düşecek.


Sıradan bir günde, dünyalar arasındaki perde kalkacak ve herkes kendini olmayı seçtiği yerde bulacak. Sıradan bir günde, zaman uzaya dönüşecek ve uzay daralacak, bükülecek ve atıl kalacak ta ki zamansız ve uzaysız Varoluş'a erişilinceye kadar.
Sıradan bir günde, dünyadaki tüm TV kanalları HADİSE'yi haber veriyor olacak , bu başlamadan önce haberlerde bir sessizlik süreci olacak.

Sıradan bir günde, yöneticilerin yalanları ortaya çıkacak ve bu anda sap samandan ayrılacak. Ve bu anda inanamayanlar ve korku içinde olanlar donup kalacak ve yardım dileyecek, diğerleri ise "Dünyaların Koruyucuları" ile ışık adımlarıyla yeni ufuklara açılacaklar.

Çok sıradan bir günde, bildiğiniz her şey sona erecek ve fakat ışığa inanmayan ve hizmet etmeyenler için her şey aynı kalacak ki bunlar bu güçlerin akıl sahibi olmayan kölelerinden biraz üstte olanlar, sürüp giden esirler  ve ızdırap çekenler ki hayatları hayat değil sadece yavaş bir ölüm olacak.

Gerçekte, sıradan bir günde hazır olanlar ve cennetten beklenen sizler yükseleceksiniz. Uzun zamandır müjdelenen hadiseler için umut taşıyanlar - sürpriz bir şekilde ve bir anda.
Sıradan bir günde, insanların bir çoğu gece uykuya dalacak ve bir daha uyanmayacak, aynı gecede yeniden doğuş (diriliş) sizin, ışığa gönül verenler için gerçekleşecek. Sadece bir gecede, çok sıradan bir günde.


Sevgili insanlık, kalan zamanı iyi değerlendirin. Şimdi "kendi evinizin sahibi" olma  zamanıdır ve korkuları salıverme zamanıdır - şüphesiz. "Kıyam"et sıradan bir günde başlayacaktır.
Siz insanlar için sonsuz Aşk'la.
The Elohim

Kanal: Jahn J Kassl
Çeviri: Kıvılcım Türkay

18 Ocak 2016 Pazartesi

DÜNYA'NIN MANYETİK ALANI DEĞİŞİYOR

Benim iki yil once yazmis oldugum konudur. Daha detayli yazilmis bende alinti yapip paylasmak istedim. Ilgilenenler okusun diye. Cunku bu olay su anda gerceklesiyor. Bazi hadislerde kiyametle ilgili ongorulerde gecen; "Gunesin batidan dogusu" ile ilgili bilginin sebebinin bu olduguna inaniyorum.

Sevgi ile..

DÜNYA'NIN MANYETİK ALANI DEĞİŞİYOR: KUTUPLAR NEREYE KAYIYOR?
 
Pusulanın iğnesi bir gün, kuzey yerine güneyi gösterecek. Gezegenimizin manyetik kutupları, binlerce yıl süren dönemlerin ardından, yer değiştiriyor. Bize olağandışı gibi görünen bu durum, aslında milyarlarca yıldır tekrarlanıyor. Ne var ki, insanoğlu tarihi boyunca böyle bir değişimle hiç karşılaşmadı. Dünya'nın manyetik alanı, bizi kozmik ışınım gibi tehlikelerden koruyan bir kalkan. Manyetik kutupların yer değiştirmesi sırasında, manyetik alanın önemli ölçüde azaldığı düşünülüyor. Bu nedenle, değişim sürecinin özellikle gezegenimizdeki yaşam üzerinde birtakım etkilerinin olması kaçınılmaz. Bilim adamları, şimdi yeni bir değişim sürecinin başlamak üzere olduğunu vurguluyorlar. Hatta birçoğuna göre, bu süreç çoktan başladı bile.

PERİYODİK TERSİNME

Manyetik alandan yalnızca pusulayla yönümüzü bulurken yararlanmıyoruz. Aslında, yeryüzündeki yaşamın ona bağlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü manyetik alan, bizi uzaydaki zararlı ışınımdan korumakla kalmıyor, yeryüzünde ve denizlerde yaşayan birçok canlı, yönlerini bulabilmek için de manyetik alandan yararlanıyor. Peki, ya bu alan bir gün yok olursa, ya da tersinirse(yer değiştirirse) ne olur? Araştırmalar, gezegenimizin manyetik alanının düzenli olarak yer değiştirdiğini gösteriyor. Yer değiştirme süreci, 100 bin ila 1 milyon yılda bir gerçekleşiyor ve ortalama 5 bin yılda tamamlanıyor. Bu süreler bize uzun gibi görünebilir. Ancak yapılan son araştırmalar, yeni bir tersinmenin eşiğine gelmiş olabileceğimizin ipuçlarını veriyor.

Yer değiştirme(tersinme) sürecinde, manyetik alan ciddi bir kararsızlık yaşıyor. Hatta bu sırada, uzun bir süre iki kutuplu manyetik alanın şiddeti önemli ölçüde düşüyor. Çok kutuplu bir manyetik alan oluşuyor. Manyetik alanın şiddetinde son birkaç yüzyıl içinde gözlenen hızlı düşüş, bilim çevrelerinin dikkatini çekiyor. Geçmişle ilgili kayıtlara bakıldığında, böyle bir düşüşün bir kutup tersinmesi öncesi gerçekleşen tipik bir durum olduğu görülüyor.

OZON TABAKASININ BOZULMASI

Manyetik alanın şiddetinde ve biçiminde oluşacak değişiklikler, yüklü parçacıkların atmosfere giriş biçimini etkileyecek. Bu durum, kutup ışıklarına ilgi duyanları belki sevindirecek; ancak yeryüzüne ulaşan zararlı ışınımın önemli ölçüde artmasına neden olacaktır. Eğer bu durum atmosferdeki ozonun bozunmasına yol açarsa, morötesi ışınımın yeryüzüne daha fazla ulaşması kaçınılmaz olacaktır. Bu olayın elektronik alt yapıya vereceği zararın yanında; daha korkutucu olan, aşırı radyasyonun yol açacağı kanser ve genetik mutasyonlardır.

Bazı araştırmacılar, belli dönemlerde canlıların büyük bölümünün soyunun tükenmesini, manyetik kutupların değişim sürecine bağlıyorlar. Yeryüzüne ulaşan yüklü parçacıklar, ayrıca iletişim hatlarına ve yörüngede dolanan uydulara ciddi zararlar verebilirler.

PUSULANIN İBRELERİ DEĞİŞİR

Manyetik alanın kaybolması, manyetik kutupların yer değiştirme sürecinde orta noktaya karşılık geliyor. Yer değiştirme(tersinme) tamamlandığında, pusulaların ibreleri kuzey yerine güneye, Antarktika'ya yönelecek. Eski kayalar içine hapsedilmiş manyetik mineraller, son 100 milyon yıl içinde, yaklaşık 170 kere kutup yer değiştirmesi(tersinme) yaşandığını gösteriyor. Dünya'nın en son manyetik tersinmesi ise, 780 bin yıl önce yaşanmış. Dünya'nın eski zamanlarında, tersinim periyodunun her 100 ya da 1000 senede bir olduğu düşünülüyor.

JEOMANYETİZMA VE PALEOMANYETİZMA

Manyetik alanın tersinmesini ve zamanını araştıran bilim dalları vardır. Bu bilim dalları; Jeomanyetizma ve Paleomanyetizma'dır. Bu iki bilim dalı, Yer'in çekirdeğinden uzaya kadar Yer manyetik alanını, Yerküre yapısı, dinamiği ve gelişimini konu alan çalışmaları kapsar.

JEOMANYETİZMA

Jeomağnetizma uzmanları, günümüzde yerin magnetik alanını ölçerek, yermagnetik alanının kökenini araştırmaya çalışırlar.

Yer'in manyetik alanının özelliklerini kısaca açıklayalım: Havada yatay bir düzlem üzerinde, serbestçe hareket edebilen bir mıknatıs çubuğun veya aynı durumda olan pusula ibresinin, bir ucu sağa, sola hareket ettikten sonra; Yerküresi'nin coğrafik kuzey kutbuna yönelir. Ancak ibrenin hareketsiz duruma geldiği anda gösterdiği bu yön, tam olarak coğrafik kuzey kutup noktası değildir. Buna yakın yerin kuzey manyetik kutbudur ve bu iki nokta arasında 11,6 derecelik bir açı vardır.
Pusula ibrelerinin gösterdiği yön ile, coğrafik kutup noktası arasındaki açıya, sapma açısı veya deklinasyon açısı denir ve (D) harfi ile gösterilir. Bu açı, her yerde farklı değerler alır. Sapma açısının sıfır olduğu yerlerde, pusula ibresi, aynı zamanda coğrafik kuzey kutbunu gösterir.

PALEOMANYETİZMA

Kayaçlardaki doğal kalıcı manyetizmanın yönlerinin ölçülerek, Yer'in manyetik alanının, jeolojik, arkeolojik ve kozmik  geçmişteki durumunun incelenmesi yöntemine, paleomanyetizma denir.

Paleomanyetik araştırma, arazi üzerinde, çok sayıda yönlü kayaç örneği almakla başlar. Volkanik kayaçlarda birçok lav akıntılarından, sediment kayaçlarda ise, en az on binlerce senelik serilerinden değişik örnekler toplamak gerekir.
Paleomanyetizma uzmanları, kıtalar ve okyanuslardan elde edilen kayaç ve sedimanlarda varolan fosil(kalıntı) mıknatıslanmayı yorumlarlar. Bu kayaç ve sedimanlar; okyanus tabanı yayılması, kıtaların kayması ve yer manyetik alanın, kutup yer değiştirmeleri gibi kayıtları üzerinde barındırırlar. Jeomanyetizma ve paleomanyetizma çalışmalarında bir diğer anahtar kavram; manyetik minarelerin fiziksel ve kimyasal yapısıdır. Ayrıca elektromanyetik dalgalarla yer içinde yapılan indüksiyon, Gezegenimiz içindeki derin yapılar hakkında bize bilgi verir.

MANYETİK KUTUPLARIN DEĞİŞİM İZLERİ KAYALARDA

Gezegenimizin geçmişinde gerçekleşmiş manyetik kutup değişimlerinin izlerini aramak için en uygun yer kayalar. Manyetit ve hematit gibi demir oksitleri mıknatıslanma özellikleri sayesinde geçmişin kayıtlarını tutarlar. Yanardağ patlamaları sırasında akan lavlar, mıknatıslanma özelliği olan demir bileşiklerini de yeryüzüne taşır. Sıcak lavlar sıvı halde olduğundan, içerdikleri demir bileşikleri Dünya'nın manyetik alanına göre yönlenirler. Lav katmanı yaklaşık 580°C'ye soğuduğunda katılaşır. Ve hareket edemeyen demir bileşikleri, lavın katılaştığı andaki manyetik alanın yönünü kaydetmiş olurlar. Bu kayaların tarihlendirmesi yapılarak ve içerdiği demir oksit minerallerinin yönüne bakılarak, manyetik alanın ne zaman ne biçimde olduğu anlaşılabilir. Hatta manyetik alan şiddeti bulunabilir. Manyetik alan tersinmelerinin kronolojisi belirlenirken, ilk olarak yeryüzündeki kayaların geleneksel tarihlendirme yöntemleri kullanılarak yaşları bulunuyor. Bu, araştırmacıların kayaların ne kadar süre önce oluştuğunu, dolayısıyla ne zaman mıknatıslandıklarını bulmalarını sağlıyor.

OKYANUS TABANINDAKİ İZLER

Daha duyarlı ölçümler, okyanus tabanın tarihlendirilmesiyle yapılabiliyor. Okyanus tabanını oluşturan kabuk, çok düzenli ve sürekli bir biçimde oluşuyor. Okyanus ortası sırtlardan dışa doğru ilerleyen kabuktaki mıknatıslanma anormallikleri, gezegenimizin manyetik alanındaki değişimleri gösteriyor.

LAV AKINTILARININ YÖNÜ

Kutupların yer değiştirmesi süreçleriyle ilgili herkesin düşünce birliğinde olduğu bazı noktalar da var. Öncelikle, manyetik alanın şiddeti, tersinme sırasında, öncesine ve sonrasına göre düşük oluyor. Bu durum, Oregon'daki Steens Dağı'ndaki gibi lav akıntılarıyla oluşmuş katmanlardan elde edilen çok sayıda veriyle desteklenmiştir. Steens Dağı'ndan elde edilen veriler, o sırada meydana gelen tersinme sürecinin başka dönemlere ait başka kayıtlarda da olduğu gibi, toplam 5000 yılda tamamlandığını gösteriyor.

California Üniversitesinden Rob Coe ve ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezince yürütülen çalışmada, kutupların değişme süreci başından sonuna izlenebiliyor. Coe ve Prevot, alan yönünün çok daha kısa sürede önemli ölçüde değiştiğini gösterdi. Bu ancak, manyetik alanın birkaç gün gibi çok kısa bir süre içinde, önemli ölçüde yön değiştirmesiyle açıklanabilir. Lav akıntısı bir yerde biriktiğinde, dışarıdan içeriye doğru, alttan ve üstten soğumaya başlar. En son, birikintinin ortası soğur. Soğuma uzun sürmediği için, genellikle bir katmanın her yerinden alınan örnekler aynı yönü gösterir. Ancak, Steens Dağı'ndaki bu iki katmanın altından ve üstünden alınan örnekler bir yönü gösterirken, katmanların ortasından alınan örnekler, bir başka yönü işaret ediyor. Bu katmanlardan biri, katmanın soğuma süreci boyunca manyetik alan yönünün 80° kadar değiştiğini gösteriyor. Böyle bir katmanın, yaklaşık 13 günde soğuyabileceğini tahmin eden araştırmacılar, değişimin de bu süre içinde gerçekleştiği sonucuna vardılar. Coe ve Prevot'un Steens Dağı'ndaki verilerle ilgili bu ilk yorumları, 1995 yılında Nature dergisinde yayımlandı.

Özellikle bir konuda, manyetik alanın tersinmesini tetikleyen mekanizmanın ne olduğu konusunda hala kimsenin net bir düşüncesi yok.  

MANYETİK ALAN ŞİDDETİ AZALIYOR VE KALKAN ZAYIFLIYOR

ABD'deki Minnesota Üniversitesinden Stefanie Brachfeld ve Subir Banerjee'nin, geçtiğimiz aylarda yayınladıkları veriler, gezegenimizin toplam manyetik alan şiddetinin, 500 yıl önce azalmaya başladığını ve bunun dikkate değer bir azalma olduğunu göstermektedir.Manyetik alanın azalması, şimdiden bazı yerlerde kendini belli ediyor. Örneğin, günümüzde ölçülen en düşük manyetik alan şiddeti, Atlantik Okyanusu'nun güneyinde bir bölgede bulunuyor. Bu bölge,
yapay uydulara zarar verebilecek düzeyde, yüklü parçacıklar içeriyor.

Alçak yörünge de dolanan ve yörüngeleri bu bölgeden geçen uydularda bazı bozulmalar gözleniyor. NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Jim Heirtzler, gezegenimizin manyetik kutuplarındaki alan şiddetinin azaldığını söylüyor. Ve çok kutuplu hale gelmesi nedeniyle, birkaç yüzyıl içinde, belli bölgelerdeki manyetik alan şiddetinin, sıfıra kadar düşebileceğini ilave ediyor.

Normalde manyetosfer, bu parçacıklara karşı yeryüzünden yaklaşık 64.000 kilometre yüksekte, küresel bir kalkan oluşturur. Bu kalkanın zayıflaması, ya da manyetik alanın çok kutuplu hale gelerek parçalanması söz konusudur. Bunun sonucu olarak, Güneş rüzgarıyla gelen yüksek enerjili parçacıkların, atmosfere ulaşması, atmosferde ve yeryüzünde bazı yıkımlara yol açması bekleniyor.

CANLILAR ŞAŞKINA DÖNER

Manyetik kutupların değişme süreci, en çok canlılar etkileyecektir. Özellikle göç eden canlıların etkilenmesi kaçınılmaz. Çünkü bu canlılar, yönlerini bulurken büyük oranda manyetik alandan yararlanıyorlar. Yeryüzündeki türlerin büyük bölümünün, belli dönemlerde ortadan kalktığı biliniyor. Kuşlar, deniz kaplumbağaları, arılar ve balinalar gibi birçok tür bu değişimden etkilenecek. Ancak, bu canlı türleri birçok defa manyetik kutup tersinmelerini yaşamışlar.


Yeraltındaki sıcaklık dağılımı, sismik dalgaların kullanıldığı tomografi yöntemleriyle belirleniyor. Kırmızı bölgeler sıcak, mavi bölgelerse soğuk yerleri gösteriyor.

2750 km derinlikte, dış çekirdek-manto sınırındaki sıcak bölgeler, bu bölgenin ısıl yapısının düzgün olmadığını gösteriyor.

Bu durumun, dış çekirdek ve mantodaki sıvı hareketini etkilediği ve manyetik alanda değişimlere sebep olduğu düşünülüyor

KUZEY KUTBU KAYIYOR: "HANGİ HIZLA VE NEREYE?"

Dünya'nın kuzey manyetik kutbu, Kanada'yı 'terk etti'. En az 400 yıldır, Kanada'ya ait olan Dünya'nın manyetik kutbu, bu ülkeyi "terk etti". Bugünlerde Arktik'te bilim gezisini tamamlayan Kanada Doğal Kaynakları Jeomanyetik Laboratuvarı Başkanı Leri Nüitt Ottava şöyle diyor:

"Yer değiştirme özelliğine sahip olan manyetik kutup, örneğin XVII yüzyılın başından beri Kanada Arktiği'nin sınırları içerisindeyken, Kanada sınırlarının 200 mil dışına çıkmıştır. Hassas ölçümler, manyetik kutbun bizim sınırlarımızın dışına çıktığını göstermiştir, fakat hala eskisi gibi ona en yakın ülkeyiz."

1904 yılında kutup araştırmacısı Rual Amundsen, manyetik kutbun, Kanada Arktik bölgesinde olduğunu tesbit etmişti. Yaklaşık 1600 yılların sonundan beri Kanada'da bulunmaktaydı.

Kısa zaman öncesine kadar kutbun, kuzey ve kuzeybatı yönünde yılda 10 km ilerlediği sanılırdı. Fakat 2001 yılında bilim adamları, hızın yılda 40 km'ye ulaştığını ve XXI yüzyılın ortalarında, kutbun, Rusya topraklarında olabileceğini belirtmişlerdir.

Dünya'nın manyetik alanı zayıflamakta ve bilim adamlarına göre bu da, tüm canlı yaşam formu için tehlike oluşturmaktadır.

KUTUPLAR TAKLA MI ATACAK?

Dünya'nın manyetik alanı zayıfladıkça, gezegendeki tüm canlı varlıkları ciddi tehlike altına sokmaktadır. Bilim adamlarının hesaplarına göre bu süreç, yaklaşık olarak 150 yıl önce başlamış ve son zamanlarda hızlanmıştır. Şu anda manyetik alanı, %10- %15 zayıflamıştır. Uzmanlara göre bu olay, önümüzdeki dönemde manyetik alanların kuzey ve güney manyetik kutupları yer değiştirirken takla atması durumu ile ilgilidir.

Bu süreç devam ettikçe, gezegenin manyetik alanı giderek zayıflayacak, sonra pratik olarak yok olacaktır. Arkasından da, ters kutuplaşmaya sahip olarak yine ortaya çıkacak. Daha önce, kuzey kutbunu gösteren pusulanın okları, şimdi güney kutbunu gösterecektir. Çünkü konum değiştireceklerdir.

SONUÇ

Manyetik alan, Dünya yaşam formu üzerinde çok önemli etki etmektedir. Bir taraftan gezegeni uzayın derinliklerinden ve Güneşten gelen zararlı yüklenmiş parçacıklardan korurken; diğer taraftan da her yıl göç eden canlı varlıklara yol gösterici görev yapmaktadır. Bu alanın yok olması durumunda, hiç kimse tam olarak Dünya'da ne olabileceğini tahmin edememektedir.



Aysel Kargıoğlu
yaklasansaat.com
 
Kaynaklar:
1) Bilim ve Teknik, Haziran, 2004.
2) Discovery (Bilim ve Teknik, Ekim 2005).
3) İstanbul.edu.tr/yerküre/jeomag

6 Kasım 2014 Perşembe

Kutup Kaymasi Gerceklesiyor. Hayatta Kalmak icin Neler Yapmaliyiz?





Bir suredir Dunya'mizin kutuplarinda yon kaymasi gerceklesiyor. 2010'da basladi ve 2012'den beri hizlanarak devam ediyor. Bu nedenle dogada, insanlarda, bitki ve hayvanlarda inanilmaz degisiklikler oluyor. Yerkure kendini yenileyerek bir ust boyuta geciyor. Yani yeniden doguyor. Bu yuzden de Dunyamiza yuksek frekansli bir enerji geliyor. Bu enerji insan bedenine zarar vermiyor ama insan zihni uzerinde cok etkili oluyor. Insanlar foton enerjisi denilen bu enerjiyle daha zeki daha sevgi dolu ve daha duygusal olmaya basliyorlar. Yada bu degisime uyum saglayamayarak daha kizgin, daha saldirgan olup depresyon geciriyorlar. Foton enerjisine bagli bu degisime uyum saglamak icin, sevmeyi ve kalbimizle yasamayi ogrenmemiz lazim. Aksi halde bunalim gecirip kendimize veya baskalarina zarar verebiliriz. Zihnimizi susturmayi ogrenmemiz lazim. Zihinde yasama donemi kapaniyor. Kalbe, sevgiye gecis yapiyoruz artik.

Son yillarda gittikce artan cinayetlerin, intiharlarin, tecavuzlerin, depresyonlarin, savaslarin ve tahamullsuzluklerin sebebi de budur. Ayni degisim bitki ve hayvanlarda yani tum dogada olmaktadir. Enerji dozu arttikca insanlarin iliskilerinde degisimler olabilir. Uyum saglayamayan insanlar; evlerini, islerini, evliliklerini kaybedebilirler. Insanlar bu donemde tum duygularini en ust duzeyde yasarlar. Sevgi en ust duzeyde, nefret en ust duzeyde olur. En siddetli kin ve nefret, en siddetli bunalimlar en siddetli sevgi ve duygu hassasligi yasarlar. Bunun farkina varanlar, dengede olmayi ogrenmeli, uyanmali ve kalpe inip sevgi enerjisiyle yasamalidirlar. 2012'den itibaren dogan yeni nesil cocuklar bu enerjinin etkisiyle hem cok zeki hem de sevgi dolu olacaklar. Kutup kaymasi gerceklesirken; yeni doganlarin DNA'lari da yine bu yeni enerjiye bagli olarak degisecek. Olaganustu yetenekleri olan insanlar olacak. Insan omru uzayacak ve farkli boyutlardan varliklarla birlikte yasama imkani dogacak.





Artik eskiden oldugu gibi yasayamayiz. Eski Dunya'nin, eski enerjinin, sonu geldi. Dunya ile birlikte uzerindeki tum canlilar kendini yenilemek zorundalar. Aksi halde yerkure bir ust enerji boyutunda yeniden dogarken, uzerinde yasayan tum canlilar kendisiyle birlikte kendini yenilemezlerse; zarar gorebilirler. Cunku degisimle beraber tetiklenecek depremler, seller, volkanik patlamalar ve hava degisimleri, gokyuzunden gelebilecek felaketler tum dusuk titresimli varliklari cok etkileyecek. Dunya'miz kutup kaymasindan sonra yeni pozisyonuna gectiginde sadece pozitif enerjiyle, sevgiyle yasayanlar devam edebilecek ve kendi alaninda yeni dunyasini, realitesini olusturacaklar. Cunku Dunya'ya gelen yeni enerji sadece pozitif enerjidir. Pozitif enerji, negatif enerjiyi donusturur. Ancak siz hala negatif olmaya devam edip eski enerjide kalmaya calisirsaniz, o zaman aci sonuclar yasayabilirsiniz. Buna; ayriliklar, cokusler, kayiplar, hastaliklar, savaslar ve dogal felaketler vesile olur.



Kotu iliskiler, kin, nefret, kizginlik, hastalik ve savaslar sizi daha da kotu duruma sokarak negatiflestirir. Bu da olumsuz sonuclar getirir. Bazi ulkelerin bilerek tum Ortadogu ve Afrika'yi kaosa suruklemesi de bundandir. Buralarda negatif enerjiyi cogaltarak, Dunya'daki bu degisimi engellemeye calisiyorlar. Nufusu azaltmaya calisiyorlar.

Georgia Rehber taslarinda tum dunyaya yazilmis bir mesaj var. Dunyadaki buyuk bir degisimden sonra hayatta kalacaklar icin yazilmis bu mesajda; yeryuzu uzerindeki nufusun 500 milyondan daha fazla olmamasina dikkat cekilmis. Bu da gosteriyor ki planladiklari olaylarla, dunyada az sayida insanin kurtulmasini hedefliyorlar.

Bu nedenle sizin enerjinizi asagi cekmelerine izin vermeyin. Kendinizi nefretten, kinden, saldirganliktan, asiri hirstan ve din- mezhep catismasindan uzak tutun. Dogaya acilin, hayvanlari ve insanlari sevin. Bitkilere, topraga ve hayvanlara dokunarak arinin. Karsiniza cikan zorluk ve olumsuzluklarla savasmayin ve geri cekilin, birakin gitsinler. Siz savastikca guclenirler..

Sizi mutsuz eden kisilerin listesini yapin ve onlardan uzak durun. Sizi mutlu eden kisilerle ve seylerle zamanizi gecirin ki kalbinizde sevgiye yer acilsin.Yeni enerjiyle birlikte pozitiflenip arinin ve yukselme sansi edinin. Kendinizi ve baskalarini affedin, yapabildiginiz kadar ozur dileyin. Kalbinizi acin ve sesini dinleyin. Ona yaptiginiz yanlislari sorun; kalbiniz sizi tek tek cevaplayacaktir.

Yanlislarinizi gorun ve iyi bir insan olun. Insanlara ve hayvanlara yardim edin. Sokaktan veya barinaktan hayvan sahiplenin..Size daha cabuk sevgiyi ogretirler. Sevgi evrendeki en guclu enerjidir. Bu sevgi enerjisi yaraticinin var etme ve donusturme enerjisidir. Titresimi en guclu olan enerjidir ve kurtulusun tek yoludur. Ayrica tavsiyem; babadan kalma eski tohumlari stoklayin, kirli sulari temizleme yontemlerini ogrenin. Olasi bir zorluktan kurtulmak icin kendinize simdiden uygun bir toplanma yada yasam alani belirleyin. Bir sure Gunes isinlari bize ulasamiyabilir ve kisa bir buz devri yasanabilir. Bu konuyu arastirin ve gercekleriyle ogrenin.


                                      Kalbimden hepinize kocaman sevgiler gonderiyorum.

                                                                        Aasmaestefan@gmail.com