Yildiz Insanlarin Ozellikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yildiz Insanlarin Ozellikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2015 Pazartesi

Altin Cagin Kayip Cocuklari



Bu yaziyi ozellikle gencler ve cocuklar icin yaziyorum cunku bir suredir altin caga giris yapiyoruz. Bilinclerimiz hizla aciliyor, dna'larimiz daha fazla aktive oluyor. Bu donemde, genclerde ve cocuklarda meydana gelen degisimlerin anlasilamamasi ve dogru rehberlik yapilamamasi onlar uzerinde derin yaralar aciyor. Onlari anlayamayan aileler ve anlayamayan egitim sistemleri bu cocuklarin ve genclerin ruhen kaybolmasina sebep oluyorlar. Bu yuzden aileler mutlaka bilinclenmelidir.

Ozellikle 2000 yilindan itibaren doğan cocuklar genellikle daha once bir cok yasam deneyiminden gecmis deneyimli ve yasli ruhlardir. Cogu gorevlidir ve isiga hizmet icin dunyaya gelmislerdir. Onlar uyanislari esnasinda bazi septomlar yasarlar. Eger aileler bu septomlari iyi anlayamazlarsa, o cocuklarin hayati kararabilir.


Bu cocuklar dogduklari andan itibaren farklidirlar. Cunku gecmis yasamlarini hatirlarlar, geldikleri yerleri ve insanlari bilirler. Dunya'ya gelislerinden itibaren bazilari uyumsuzluk sorunu yasarlar ve buraya ait degillermis gibi hissederler. Konusmaya basladiklari andan itibaren, surekli soru sorarlar, adapte olmak icin surekli kesif yapma ihtiyacinda olurlar. Bilgiye actirlar. Onlari susturmayin ve tum sorularini cevaplayin, anlattiklarini sabirla dinleyin. Sizlere baska ulkede yasadiklarini, orda iken evli olduklarini, cocuklarini ve isimlerini soyleyebilirler. Adini duymadiginiz gezegenlerden, yildizlardan bahsedebilirler. Hatta yer mekan tarifi bile yapabilirler. Hayvanlarla ve dogayla konusabilirler. Sakin ola ki neden boyle konusuyor, delirdi mi acaba diye doktora yada psikologa goturmeyin cunku, muhtemelen sizofren teshisi koyup sizi ilacla beraber geri yollayacaklardir. Bu ilac cocuklarin adapte olma sorununu dahada tetikleyecek ve bunalima girmelerine sebep olacaktir. Ayrica bastirilmis enerjileri davranis bozukluluguna ve asiri hareketlilige yol acacagindan bu seferde hiperaktif diye damgalanip, yine ilac tedavisiyle uyutulacaktir. Tum bunlarin sonunda ortaya; sorunlu ve hayata uyum saglayamayan, okulda basarisiz ve yetenekleri kaybolmus, kendine guvensiz cocuklar ortaya cikacaktir. Bu altin cocuklar, sahip olduklari duru goru, telepatik iletisim, psisik yetenek ve ustun zeka gibi ozelliklerini kaybedeceklerdir. Ayrica genclik donemlerine de cok sorunlu bir giris yapacaklardir.


Boyle bir cocukluktan gelen gencler, okulda basarisiz oluyorlar, hayatlarindaki eksiklikleri ve bastirilmis duygulari yasamak icin cilginca meraklara yoneliyorlar. Uyusturucu ve alkolun pencesine dusuyorlar. Surekli bilgisayar uzerinde ve oyunlar oynayarak zamanlarini tuketiyorlar. Yanlis giden bazi seyleri, kendi cabalariyla duzeltmeye calisiyorlar.

Bu donemde gelen bu altin cocuklari bilen karanlik odaklar, onlarin zihinlerini teknoloji sayesinde kontrol edip, uyanmalarini engelliyorlar. Muzik videolari, bilgisayar oyunlari, cizgi filmler, sinema filmleri, akilli telefonlar ve yarisma programlariyla zihinleri bosaltip yerine;  sorunlu, zombi tarzi bireyler uretiyorlar. Boylece uyanmaya calisan bilincleri tekrar uyutuyorlar. Onlari dusunemez hale getirip, istedikleri gibi yonetiyorlar.

Eylul ayinin sonundan itibaren yeni bir doneme gecildi. Insan beyninin yapisini cok iyi bilenler; bu donemde genc kusagin bilincleriyle oynayacaklar. Direk uydudan veya cep telefonlarına aktarilan sinyallerle, kisilerin manyetik alanlarina mudahele ederek, bilinc altlarini yeniden kodlayacaklar. Onumuzdeki gunlerde ozellikle genclerde; cinnet gecirme, intihara tesebbus, uyusturucu ve alkole istek, hayattan bikma, herseye karsi isteksizlik ve kontrolsuzluk gibi davranislar gorulebilir. Intiharlar veya saldirilar gorulebilir. Insan bedeninin yapisini cok iyi cozen bu karanlik zihniyet; gencler, cocuklar ve hayvanlar uzerinde korkunc deneyler yapiyor. Tum amaclari ise, dunyanin ve insanlarin frekans yukselisini durdurmak. Her turlu negatiflikten beslenen bu odaklar, barisi, sevgiyi, birligi ve esitligi gereksiz buluyorlar. Patron-kole duzenin degismesini istemiyorlar.


Iste bu yuzden altin cocuklarin uyanisi engellenmemelidir. Cunku o cocuklar ve gencler bizim tek umidimizdir. Lutfen, onlari; sacmaladiklarini dusundugunuz anlarda, hayali bir arkadasiyla konustugunu gordugunuz anlarda, gecmis hayatini ve gelecek planlarini dinlediginiz anlarda da, destekleyin. Onlari kendi kafanizdaki kaliba gore sekillendirmeye calismayin. Onlarin ya indigo, ya yildiz tohumu yada kristal olabilecegini dusunerek, yaninda olun ve deli diye, doktora goturmeyin. ilaclarla, yeteneklerini oldurmeyin. Onlarin icindeki cevherin aciga cikmasina yardim edin. Sanata, spora ve bilime yonlendirin. Onlarin sectigi yolda, arkasindan kosun. Bir adim one gecmeyin. Hep arkasinda olun. Onlarin size ogretmenlik yapmasina izin verin. Cunku onlar sizden de daha yasli olabilir hatta belki de ataniz olabilir.

Birakin Altin Cagin bu altin cocuklari; astral yolculuklar yapsinlar. Isinlansinlar geri gelsinler. Galaksiler arasi dolassinlar. Gelecekten haberler getirsinler. Resim yapsinlar, sarki soyleyip dans etsinler. Buluslar yapsinlar. Gorevini insa etsinler. Onlari kisitlamayin, cok sevin ve koruyun. Bize hizmet etmelerine izin verin. Uyanislarini destekleyin. Lutfen sizde kimin misafir olduguna dikkat edin!

Simdiye kadar yerlesmis tum kaliplari yikin. Hicbir sey artik eskisi gibi degil ve olmayacak da. Degisime ayak uydurun ve onu hizlandirin. Aksi halde eski bagimliliklariniz sizi bitirecektir.

Eski, yeni ve gelecek olan tum altin cocuklara buradan selam olsun diyorum.

Sizi seviyorum!


Aasmaestefan@gmail.com



11 Temmuz 2015 Cumartesi

Baska Gezegenden Gelen Yildiz Insanlari Taniyalim




Onlar en ileri düzeydeki bilemediğimiz milyonlarca evrenden, galaksilerden, gezegenlerden gelmişlerdir.
En yüce duyguları, değerleri korurlar, tanıtırlar, sevdirirler.
Kimsenin inanmayacağı, inanmak istemediği en güzel düşüncelere sahiptirler.
Onlar için varsa yoksa, gerçek sevgi, aşktır. 
Koşulsuz sevgiyle yaklaşırlar insanlara, koşulsuz sevginin en güzel temsilcileridirler.
Dünyevi, geçici zevklerin insanı değillerdir, bu zevkler önemsizdir onlar için. Bilirler ki, onların sonsuz sevgisi ve sevdirdikleri her şey zevktir onlar için. Basit bir zevk sadece göz kırpmak etkisindedir onlar için.
Etrafındaki insanlara kendini en önemsiz hisseden insana dahi en yüce değeri, kaliteyi verirler, gösterirler.
Yaratıcı, Tanrısal gözle bakarlar her canlıya.
İçimizdeki Tanrı’yı çıkarırlar, öz’e yaklaştırırlar. Melek gibidirler, çocuk gibidirler olabilecek en masum insanlardır. Meleksi dokunuşları vardır, huzurlarıyla ve sözleriyle bizi motive ederler.
Dünyamızdaki, insanların unutulmuş güzelliklerini hatırlatırlar, yaşantılarımızı düzeltmeye gelmişlerdir.
Bu Dünya’dan olamayacak bambaşka biri bu dedirtecek bir inanca, sevgiye sahiptirler.
En acı dolu, en kötü olaylar yaşamış dahi olsalar yüzlerinden tebessümleri asla eksik olmaz.
Acılar, dersler onların insanlık boyutunu basamak basamak yükseltir. Bizim gibi sıradan olmak istedikleri için ve bizleri daha iyi anlamak için bizim gibi yaşarlar her şeyi…
İyi niyetleri, saf sevgileri, iyimserliklerini, pozitifliklerini asla azaltmazlar.
Öyle tatlı konuşurlar ki, sanki Cennetten sohbettirler. Cennet gibidirler o huzuru, hafifliği ve mutluluk hissini verirler.  

Bizim için, bizim gibi en kutsal, en yüce hedefleri vardır. İnsanlığı iyileştirmek için aşı    gibidirler.
Yapılan, bilinen, uygulanan yanlışları düzeltip, doğru yolu hatırlatırlar bize.
Asla negatif değillerdir. İflah olmaz bir saflık ve iyilik doludurlar. Asla negatif bir his vermezler. 
Başka karanlık, ışıksız güçlerin etkisinde olmazlar.
Ruhumuzun kaybolmuş yolunu buldururlar.
Yüreklerinde gerçek dostları, iyi olacak insanları, iyileştirecekleri insanları çekecek bir mıknatısları vardır.
Öyle insan ötesi güçlü bir enerji alanları vardır ki, auranızı temizler vakum gibi çeker, şifa verirler iyileştirirler. Yanlarından asla ayrılmak istemeyiz. Sonsuz bir huzur kaplar içimizi onlarla beraberken.
Bu Dünya için Cenneti ödünç vermişlerdir adeta.
Dünya’nın 100-200 sene öncesindedirler. İleriyi görecek bir berraklığa sahiptirler. 3.gözleri  

açıktır.
Şiir gibidirler. Hikaye, öykü olan hayatımızı şiirsel, sanatsal bir masala çevirirler. Düşüncelerimizin önemini hatırlatıp en sihirli olabilecek mucizelerine açarlar. Hayatlarımızın şiirselliğini güzelliğini sunarlar.
Ruhumuzun uzak kaldığı doğanın, yeşilliğidirler. Doğa ana gibi kanatları altına alırlar. 
Bize içimizde tarif edemediğimiz bir Deja-vu etkisi yaratırlar, çok önceden tanıyormuşuz, ailemiz gibi bir sıcaklık, bir içtenlik, yakınlık hissettirler.
Bütün bilgeliğin, iyiliklerin ve sevginin vücut bulduğu bir tapınak gibidirler.
Öyle bir ışıkları, nur’ları vardır ki, içimizden geçer yansır çevremizdekileri aydınlatacak bir fener etkisi bırakırlar.
Dahi fikirleriyle hiç düşünmediklerimizi düşündürürler, hayatımıza farklı bir bakış açısı kazandırırlar.
Hayatlarımıza her an farkındalıkla bakmamıza ve etrafımızdaki mucizeleri, güzellikleri, 
  melekleri fark ettirirler.
Hayatımızdaki sihirli insanlar gibidirler. 
( Bakınız diğer yazıma ; ‘’Bazı İnsanlar Sihirlidirler.’’ )
Unuttuğumuz gerçek sevgiyi, aşkı hatırlatacak fikirler verirler. Nesneleri, her şeyi aşar, ruhumuza sonsuzluktan bir imzadırlar.
Moralimizi yüksek tutmak bizi neşelendirmek için, her olayın, yaşamın eğlenceli, mizahi yanını görmemizi sağlarlar. Zorlu bir durumu mizah yönüyle kolay atlatmamıza yardımcı olurlar. 
İçimizdeki ümidimizi alevlendirirler.
İnsanların Dünya’sında zorlaştırılan şeyleri, aşılması için kolayca, pratikçe hale getirirler.
Gerçeklerden, düşlerimizi gerçekleştirmemiz için, düşlerimize uyandırılar. En güzel düşlerimizin bahçesinin tohumlarını hediye ederler.
 
İçimizi kemiren korkudan kıyısından geçtiğimiz hayatın özgürce en tatlı olabilecek  okyanuslarına yüzdürürler sevgi dolu Yunuslar gibi.
Onlar cevabını aradığımız, dileklerimizin, sorularımızın cevabı olan cennetten mektupturlar.
Evriminiz geliştikçe, aydınlandıkça kendinizi buralara ait hissedemeyip sizde bu özelliklere sahipseniz böyle hissediyorsanız ve belkide yakınından geçerken ‘’ Şu Dünya’yı ziyaret edeyim biraz ‘’ diyerek başka gezegenin misafiri, ziyaretçi insanısınızdır….    



Nurten İyem


http://maviiyem.blogspot.com.tr  dan alintidir.


sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com