Uyanis Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyanis Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2019 Çarşamba

Kabal İnsanlari Nasıl Kontrol Ediyor?





1-Dışardan bilinçaltımızı programlayarak:

Çocukken özgürüz, korkusuzuz, safız, temiziz ve yaratıcıya çok yakınız. Sonradan, dışardan programlanmalarla, başkalarının istediği bir bireye dönüşerek, özgürlüğümüzü kaybederiz. En başta ailemiz tarafından programlanmaya başlanırız. Geldiğimiz ailenin, dini değerlerine, inanç kalıplarına ve kültürüne uygun eğitim alarak programlanırız. Amaç, onları üzmeyecek, karşı gelmeyecek, sadık bir bireye dönüşmektir. Hem aileye hem sisteme uygun bireyler olana kadar, dışardan programlanma aşama aşama devam eder. Aileden çıkan çocuk; okullar aracılığıyla tek tip eğitim sistemiyle, birer robot şeklinde programlanır. Bu programlanma; cezalandırma, pişmanlık, suçluluk ve sevgisizlik duyguları da yüklenerek güçlendirilir. Çünkü, bizden beklenen kişi olmaya mecburuz. Aksi halde, sistem bizi bozuk bir makineymiş gibi tamir etmeye çalışır ve ayarlarımızı bozar. Uyum sağlayamazsak, hasta veya deli kategorisine alınararak ilaçlarla pasif moda getiriliriz. Bunun adı da ‘şifa’ olur.
Böylece düşünemeyen, hayal kurmayan, sorgulamayan, ayıran, bölen, yargılayan, korkan ve koşulsuz biat eden bireylere dönüşürüz. İçimizdeki çocuğu, dört duvar içine hapsedip, dışardan programlanmış bir zihinde yaşamaya başlarız. Kim olduğumuzu, niçin dünyaya geldiğimizi unuturuz. İlizyonun içinde kayboluruz. İçimizdeki çocukla bağlantımız kopar ve acı çekeriz. Bu sistemin işlemesine yardım eden en önemli etkenler de; din, para, politika, cinsellik ve eğitim sistemidir.

Şimdi gelen çocuklar, bu sisteme uyum sağlayamıyorlar ve okula gitmek istemiyorlar. Onlar, zaten donanımlı geliyorlar. Herşeyi biliyorlar. Sadece yüzeye çıkarmakta zorlanıyorlar. Bunun sebebi de doğdukları andan itibaren dışardan gelen kötü programlanmalar ile, içerdeki potansiyellerinin bastırılmasıdır.
Bu çocuklar; az uyuyan, az yiyen, başka boyutlardan sesler duyan ve görüntüler gören, kendi kendine dil öğrenen, telepatik, medyumluk gibi özel yetenekleri olan çok zeki çocuklardır. Gün gelecek okula bile gitmeden herşeyi kendileri öğreniyor olacaklar.

Dünya'ya önce gökkuşağı çocukları geldi. Gökkuşağı serisi 1970'lerde dünyaya sevgi ve barışı yaymaya çalıştılar. Ancak karanlık tarafından, farkedildiler ve önleri kesildi. Bu ışık çocuklarının artmasından korktukları için; hayatımıza klorlu suyu, DNA’sıyla oynanmış tohumları, aşıları ve hastalıkları soktular. Sonraki yıllarda dünyamıza indigolar geldi. 2000 yılından sonra indigolara, yıldız tohumu çocuklar eşlik etti. 2012 yılından itibaren, kristal çocuklar gelmeye başladı. Şimdi ise elmas çocuklar geliyor. Hem de milyonlarcası...Bu çocuklar Dünya'yı ayağa kaldıracaklar ve bizi kurtaracaklar. Onlar bizim geleceğimiz. Onları mümkün olduğunca sistemden uzak tutmalıyız ve korumalıyız. Önlerini açarak, yapmak istedikleri için destek vermeliyiz. Onlar çocuk değiller, aslında bizim atalarımızdır. Hepimizden daha yaşlı ve daha bilgedirler. Dünya’yı bu özel çocuklar ve onların doğmasına portallık eden kadınlar kurtaracaktır.

Bu yüzden de karanlığın şu an ki hedefi; çocuklardır. Çünkü; sevginin, ışığın, şifanın, barışın, hayvanların ve doğanın koruyucularıdır onlar. Gaia’nin çarpan yüreğidirler onlar…Bu yüzden de çok iyi korunmaları gerekir. 


2-Subliminal mesajlarla ve 25. kare tekniği ile zihinlerimizi kontrol ederek:
Sömürücü ve emperyalist düzen, asla bilinçli ve zeki toplum istemez. Çünkü bilinçli toplumlar çabuk uyanır ve ayaklanır. Onları kontrol altında tutmak zorlaşır. Sömürmek ve haklarından çalmak zorlaşır. Uyanmış kitleler, kölelik düzenine engel teşkil ederler. Bu yüzden de neler olup bittiğini anlayamayan, anlasa da tepki göstermeyen, hakları için savaşmayan ve Bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda bir insan türüne ihtiyaç duyarlar. Bunu da planlı ve programlı olarak ince ince işleyerek başarıya ulaşırlar. Subliminal mesajlarla zihin kontrolü’ özellikle teknoloji ve medya sektörünün yaygınlaşması ile birlikte ortaya çıkmış bir 'Piskolojik Savaş Silahıdır'.

Medya organları, bilgisayar, internet ve sinema en büyük beyin yıkama araçlarıdır. Asıl hedef çocuklardır. Çünkü Ağaç yaş iken eğilir. Bilinçaltımız, telkin yoluyla ikna olmaya müsaittir. Bütün alışkanlıklarımız, inançlarımız ve kendiliğinden gelişen eylemlerimiz belleğimize kaydolur ve zamanla bunlar tekrarlandıkça bilinçaltı tarafından ‘kodlanma’ olarak kabul edilir. Bilinçaltı, depoladığı bu bilgileri kullanarak bizim ruh halimizi veya kararlarımızı etkiler. Bilinçaltımız biz farkında olmadan, evrenden sürekli sinyaller alır ve hafızasına kaydeder. İşimize yaramayan milyarlarca kayıt barındırır. Bu kayıtlardan, bizim ilgi alanımıza göre verileri kullanır, diğerleride hafızada bir yerlerde kalmaya devam eder. Bilinçaltımız bir bilgisayar gibidir. Yükleme yada silme yapılabilir. Hatta bilinçaltı kayıtları kopyalanıp başka bir yere taşınabilir. Bilim adımları, önümüzdeki 20-30 yılda, insan bilincinin bir bilgisayara yada başka bir bedene transfer edilebileceğini söylüyorlar. Bilinç, klonlanmış bedenlerin beynine, bilinç olarak aktarılabilecek. Kabal’ın bu çalışmaları çoktan başardığına ve malum aile bireylerinin, kendi bilinçlerini zamanı geldiğinde, yarattıkları yeni bedenlere transfer edip, ondan sonra da eski beden için ölmüş süsü verilerek ortadan kaldırdıklarını düşünüyorum.

Subliminal Mesaj Tekniği:1940’lı yıllarda Hitler Almanya’sının denemeye başladığı, telkinle zihin kontrolü çalışmalarına, daha sonra Rusya ve Amerika devam etmiştir. Akıl hastanesindeki hastalar, cezaevlerindeki suçlular ve kimsesiz insanlar üzerinde bilinçli olarak yıllarca denemeler yapılarak, başarı elde edilmiş ve günümüze kadar da yeni zihin kontrol teknikleri geliştirilmiştir. Bu tekniklerden en önemlileri ‘Subliminal mesaj’ ve ‘25. Kare’ tekniğidir. Bir çok devlet, halkını kontrol altında tutmak için; zihin kontrolüne önem vermekte ve çok büyük paralar harcamaktadır. Öyleki sadece zihin kontrolü yapmak için tv kanalları kuruluyor, filmler ve diziler yapılıyor. Özellikle çizgi filmler, en kolay subliminal mesaj tekniği uygulanan programlardır ve hedefleri de; çocuklardır.

Belirlenen tek tip fikirlerin; insanlara görsel karelerle empoze edilmesi uzun zamandır subliminal mesaj tekniği ile yapılmaktadır. Subliminal mesaj; ekrandaki bir nesnenin içine dikkatli bakılmadıkça farkedilemeyecek kadar belirsiz şekilde, bir sembol, resim yada kelime yazılarak, bilinçaltına ekilmesi şeklinde oluyor. Belirli bir süre bu mesaj tekrar edilirse de bilinçaltı tarafından bir programlanma olarak kabul ediliyor. Bunların hepsi, biz farkında olmadan oluyor. Çünkü bilinçaltımız, alanımıza yayılan milyarlarca gerekli-gereksiz bilgiyi sinyal şeklinde alıp kaydediyor.


25. Kare Tekniği: Bu teknik en çok televizyon ve sinemalarda yayınlanan programlarda kullanılıyor. Müzik videoları, bilgisayar oyunları da bunun içindedir. İzlediğimiz filmlerin sinema bandında; saat, dakika ve saniye olarak dizilişi vardır. Her bir görüntüde saniyeden sonra gelen karede 24 tane küçük kare bulunur. Bu her küçük 24 kare, bir ekran büyüklüğünde kareyi oluşturur. Bu sıralamada yer alan ‘control-track’ denilen aralık; kesilerek anlık bir görüntü şeklindeki 25. kare oluşturulur. Böylece görüntü; 1/24 yerine 1/25 olur ve her 25. karedeki görüntü, ekranda en dikkatli izleyicilerin bile farkına varamayacağı bir patlama şeklinde görünüp kaybolur ve bilinçaltına kaydolur. Bu olay saniyeler içinde olduğu için gözle görülemez. Bu yüzden de farkedilmeden, ustaca kullanılıyor ve bilinçler programlanarak zihinler kontrol altına alınıyor.

Bu teknik eskiden en çok ürün satışlarını arttırmak için kullanılıyorken; son yıllarda, özellikle bilgisayar oyunlarına ve çizgi filmlere eklenen cinsellik ve şiddet içerikli mesajlarla yeni nesli bozmak için kullanılıyor. Ayrıca uyuşturucu, alkol ve sigara kullanımı aşılamak, dini yada politik fikirleri aşılamak için de kullanılmaya başlandı.

Sürekli bilgisayar oyunları oynayan çocuklarda ve gençlerde davranış bozuklukları, saldırganlık ve algılama zorluğu tespit edilmiştir. Çizgi film izleyen çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerindeki dengenin bozulduğu gözlenmiştir. Erkek çocuklarda erken tüylenme ve kız çocuklarda regl başlangıcı 7-8 yaşına kadar düşmeye başladı. DNA’sı bozulmuş gıdalarla genlerimiz bozulurken, diğer taraftan da subliminal mesajlarla ve 25. kare tekniğiyle bilinçaltımıza hastalıklı mesajlar kodlanarak hasta bir toplum haline getiriliyoruz. Bu yüzden son yıllarda; çocuk tecavüzleri, hayvan tecavüzleri, ensest ilişkiler, bunalım geçirip intihar eden gençler, cinnet geçirip karısını ve çocuklarını katleden erkeklerın sayısında artış olmuştur. Şiddet ve cinayetlerdeki bu artış ile bonzai kullanımı, içki ve sigara kullanımının sebebi yıllardır insanlara uygulanan subliminal mesajlarla zihin kontrolüdür. 
Toplumlardaki bu bozulmayı engellemek için öncelikle çocuklarımızı ve gençlerimizi bu saldırılardan korumalıyız. Onlara; çizgi filmleri, dizileri, videoları ve televizyonu izletmeyelim. Bilgisayar oyunlarını oynatmayalım. Dijital ortamda hazırlanmış düşük frekanslı müzikleri dinletmeyelim. Çocuklarımızı doğaya çıkaralım. Plastik oyuncaklar yerine; bakırdan, demirden, tahtadan, bezden yapılmış oyuncaklar alalım. Hayvanlarla zaman geçirmelerini sağlayalım. Resim, müzik, dans, spor ve sanat aktivitelerine yönlendirelim. Bütün bunlar, onlara çok iyi gelecektir.

Aasma Estefan
'Uyanis Rehberi' adli kitabimdan bir bolum.
Amazondan yada asagidaki linkten alinabilir.




26 Eylül 2018 Çarşamba

Bir Damla Isik, Bir Damla Dokunus

Bir damla bilgi de olsa; bize yine de isik olur ve hayatimiza dokunur. Uzunlugu onemli degil, kalbe dokunusu onemlidir. Oz'u onemlidir. Sifa olsun!


Sessizlik: 
Sessizlik, sizi; ozunuze, yuksek beninize ve kaynaginiza baglayan bir koprudur. Sessizlik halini kaybederseniz, gercek kendinizi kaybetmis olursunuz. Sizi ozunuze goturen bagi koparmis olursunuz ve ondan beslenemezsiniz. Esas olan icerden beslenmektir. Evrenle iletisimimizi, sadece sessizlikle ve ice donmekle kurariz. Bu ikisi yoksa, kaynakla iletisim de kopuk olur. Siz iletisimi kaybettiginiz icin sizinle baskalari araciligiyla baglanti kurulur. Oysa en guzeli kendimizin direk baglanti kurmasidir. Bunun icin de dinginlik hali sarttir. Yalnizligi, sessizligi sevelim…

Ice Donus:
Disarda ogrendigimiz hersey zaten icerde mevcuttur ve bizde kayitlidir. Onu dusunup, soru halinde sormak, merak etmek bile yeterlidir, hemen o sorunun cevabini icerden, his yada telepatik yolla cekmeye ve hatirlamaya baslariz. Yeterki artik icimize donelim.

Teslimiyet:
Icimizde ve disimizda karanlik ve isik mevcuttur. Secimlerimizle hangisini beslersek hayatimiz o yonde gelisir. Teslimiyet; her yasanan olayi oldugu gibi kabullenmek ve sevmek demektir. Her karanligin icindeki bir zerre isigi gormek ve ona tutunmak demektir. Yasadiklarimiza karsi direnmek bizi an’dan uzaklastirir ve yuvaya donus yolculugunda, gecikme veya baska yollara sapmamiza sebep olur. Bu yuzdende her olusu iyi yada kotu demeden kabullenmek ve sevmek, teslimiyettir. 


Teslimiyet, okyanustaki dalgalara karsi yuzmeyip, kendini dalgalarin akisina birakmak demektir. Hayat bizi nereye gotururse gotursun, sonunda hep bize birseyler ogretir. Biz zaten ogrenmek, buyumek, teslim olmak, gozlemlemek icin gelmisiz. Nedendir bu direnis...bu savas...oyle guzeldir ki teslimiyet..geleni gideni oldugu gibi kabul etmek ve sevmek…

Dinginlik, huzur, saglik, mutluluk ve kosulsuz sevgi kapilarini aralar bize, teslimiyet…

Uyan insanoglu:
Dunyada uykuda olan tek varlik insanogludur. Bitkiler, hayvanlar, tum doga uyaniktir ve  olanlarin farkindadir. Kendisini herseyin merkezi sanan ve bu egoyla da gucsuzu ezmeyi hak sanan insanoglu, artik uyanma vaktin geldi. Gec olmadan...Uyan!

Titresim:
Titresimimiz dusuk olursa, bilinc seviyemiz de sinirli olur ve kisi kendisi dahil herseyi maddeden ibaret sanar. Boylece madde boyutuna bagimlilik baslar ve kisi maneviyattan uzaklasir.

Maneviyati kesfetmek icin, bedenimizi ucuncu boyut frekansindan cikarmaliyiz. Titresim seviyemizi yukseltip hafiflemeliyiz. Uyanis  tam da bu surecten sonra basliyor ve ilizyon bitiyor. Maddeden kopma, soyutlanma basliyor ve ‘hiclik’ hali hissedilmeye baslaniyor. Sonrasinda da butunle ‘bir’ olma hali ve kosulsuz sevgi titresiminde ‘ask’i buluyoruz.

Ask:
Asik oldugunuz kisiyle birlikteyken zaman ve mekan kavrami yok olur. Hissettiginiz sevgi enerjisinin titresimi o kadar yuksektir ki, icinde bulundugunuz madde dunya silinir, ilizyon biter. Siz An’da yasamanin muhtesemligine erisirsiniz. O an’i iyi taniyin...Cunku Yaraticiyla bir oldugunuz an’dir o. Hissettiginiz ask’tir O

Insanlar Birbirine Ayna Olur: 
Sen bana aynasin, ben sana. Sen bende kendini, ben sende kendimi gorurum.  Bana bakip guzellik goruyorsan, o senin guzelligindendir. Bana bakip, cirkinlik goruyorsun o senin cirkinligindendir. Disimizda ne varsa, icimizin yansimasidir. Kendi icinde ne oldugunu merak ediyorsan, etrafina bak, etrafindakilere bak, agzindan cikan soze bak, senden yayilan dusunceye bak..Butun bunlarin hepsi
aslinda sensin. Baskasi degil. Disinda yanlis giden birseyler varsa, duzeltmeye icinden basla.

Yaratici:
Parcasi oldugumuz yaraticidan kopup buraya geliyoruz. O’nu bilerek geliyoruz ama bunu unutup, hayatimizi o yaraticiyi aramakla geciriyoruz. Onunla direk baglantimiz oldugunu unutup, aracilarla ona ulasmaya calisiyoruz. Kendimizi devreden cikarip, baskalarinin pesinden kosuyoruz. Soylediklerine inaniyoruz. Onlarin yonlendirmesine ihtiyac duyuyoruz. Her birimiz bir rehber, bir ogretmen bir ustat, bir bilge ariyoruz takip etmek icin. Oysa bilge de biziz, ustat da biziz, rehber de biziz, ogretmen de biziz. Disarda aradigimiz her sorunun cevabi da yine bizde...Icerde...Disarida harcadigimiz zamanin onda birini iceriye inmek icin harcasak, once biz sonra tum dunya ozgurlesir.

Sevmek:
Sevmek kosula baglanmamali ve bagimliliga donusmemeli. Cunku ‘sevmek’ insani ozgurlestirir, tum korkulari ve acilari donusturur, butun hastaliklari iyilestirir ve insani guzellestirir. Icerden disariya dogru yayilan sevgi, hem icimizi hem de disimizi sifalar. Bu yuzden de cok sevmeyi ogrenmeliyiz.

Deger:
Yasadigimiz herseye deger katan biziz...Bizim bakis acimizdir. Cok onemsersek degeri artar, az onemsersek, degeri azalir. O halde kotu ve aci olarak tabir ettigimiz seyleri onemsemeyerek degerini dusurebilir ve bizdeki tesirini azaltabiliriz. Bu bizim elimizde. Ne kadar mutlu yada ne kadar aci cekecegimize biz secimlerimizle karar veriyoruz.

Planlama:
Ne kadar planli olursan ol, hayat seni hep hazirliksiz yakalar ve planlarin altust olur. Der ki sana hayat; bana teslim ol. Gelene, gidene hazirlik yapma, teslim ol...Teslimiyet kabullenistir. Enerjini, direnmeye degil, gelenden ve gidenden ogreneceklerine odakla.

Direnmek:
Neye direnirseniz, o sey hayatinizda o kadar uzun kalir. Birseylerden kurtulmak istiyorsaniz, olana direnmeyin. Teslimiyet icinde sadece gelene ve gidene gozlemci olun. Bunu basardiginizda, hayat sizin icin daha kolay ve keyifli olur.



Daha fazlasi icin 'Uyanis Rehberi' adli kitabimi okumanizi oneririm.

Turkiye'den almak icin:

https://heryerdekitap.com/magaza/uyanis-rehberi/

Yurt disindakiler; Amazondan alabilir.


Sevgiler!

Aasma Estefan



7 Eylül 2018 Cuma

Kitabim Cikti - 'Uyanis Rehberi'




Merhaba,

Bir suredir vermekte oldugum 'Bireysel Uyanis' egimini, daha cok insana ulasmasi ve onlari uyandirmasi için kitap halinde yazdim ve kitabim bugun yayinlandi…Sevgiyle ve heyecanla sizlerle paylaşıyorum. İlginize teşekkür ederim.




UYANIŞ REHBERİ



ÖNSÖZ

Hiç kendinizi bu dünyaya ait değilmiş gibi hissettiniz mi? Çevrenizde yaşananları anlamakta zorlanıyor musunuz? Dünyaya, sanki bir perdenin arkasından bakıyormuş gibi hissediyor musunuz? Bu dünya bana göre değil, olayları ve insanları anlamakta zorlanıyorum dediniz mi? Dünyayı terk etmeyi düşündünüz mü? Sisteme karşı gelip, sokağa çıkıp delicesine bağırmak istediniz mi? Uyumsuzluğunuzun arttığını ve kimsenin sizi anlamadığını düşündünüz mü? Kendinizi hiç yapayalnız hissettiniz mi? Önceden zevk aldığınız ve önemsediğiniz herşeyin artık bir anlamı olmadığını anladınız mı? Para, mal, mülk, ev, araba sahibi olmanın bir önemi olmadığını farkettiniz mi?

Eğer bunları yaşıyorsanız siz de uyanıştasınız ve artık üçüncü boyut realitesinden çıkıyorsunuz. Muhtemelen dört veya beşinci boyut frekansına doğru yükseliyorsunuz. Enerji bedeninizin titreşimi artmıştır. Üçüncü boyut realitesinin temeli olan egolar, korkular, kaygılar ve sınırlı inançlar; artık size anlamsız gelir. Onlar sizin frekansınızı düşürür ve kendinizi rahatsız hissedersiniz. Bu yüzden o realiteyi yaşatacak kişilerden ve ortamlardan kaçıp ya kendinizi eve kapatırsınız ya da doğaya koşarsınız. Yalnızlık en büyük dostunuz olur. Sizi; saf sevgi, barış, huzur ve birlik temelindeki kişiler ya da ortamlar mutlu edebilir. Artık karanlığı aydınlatan bir fenere dönüşmüşsünüzdür. Durumunuzdan şikâyet etmeyin, biraz daha sabredin. Acılarınız, uyanış hızlandıkça daha da azalacaktır. Nötrleşeceksiniz ve gün gelecek sadece koşulsuz saf sevgiyi hissedeceksiniz. Sizler sevgiyi, ışığı yaymak ve dünyanın yeni çağını inşa etmek için buradasınız. Bilerek ve isteyerek, bunu başaracağınıza inanarak geldiniz.

Dünya değişiyor, enerjiler değişiyor, bütün varlıklar bir uyanış ve yükseliş yaşıyor. Kim oluğunuzu hatırlayın ve görevinizi yapın!



ARKA KAPAK

Bu kitap uyanışta olanlar için bir başucu kitabıdır. Bireysel uyanış rehberidir. ‘9’ enerjisiyle yazılmıştır. Dünyanın herhangi bir noktasına inmiş ve yolunu kaybetmiş kardeşlerimize rehberlik etmesi için hazırlanmıştır. Mevcut sistemin dayattığı kölelik düzenine karşı direnen tüm ışık işçilerinin bir an önce uyanıp, görevlerini yerine getirmesi ümidiyle…

7.9.2018

Sevgiler!
Aasma Estefan

Turkiye'den satin almak icin link:
https://heryerdekitap.com/magaza/uyanis-rehberi/



Yurtdisindan almak isteyenler icin link:

https://www.amazon.com/Uyanis-Rehberi-Turkish-Aasma-Estefan/dp/6059385494/ref=sr_1_1?ie=UTF8&qid=1536249382&sr=8-1&keywords=Uyanis+Rehberi



Kitaptaki Baslica Konular :

http://aasmaestefan.blogspot.com/2018/01/bireysel-uyanis-egitimi-duyuru.html