Dunya hayati bir okuldur. Diger boyutlarla karsilastirdigimizda; yolun en basi. Ucuncu boyuttaki deneyimlerden gecenler tekamul durumlarina göre diger boyutlarda hayatlarina devam ederler. Aslinda olum diye bilinen sey; bir boyuttan digerine yer degistirmedir. Ruh olumsuzdur. Dunya hayatimizda, ruhlarimiz kisitli bir bedenin icine hapsedilmis birer tutsak gibidir. Ogrendikce ruh ozgurlesiyor ve duvarlari yikip yukseliyor. Ucuncu boyut diger boyutlardan bir enerji perdesiyle ayrilmistir. Bizler uyanikken gozlerimizle perdenin bu tarafini goruyoruz. Gece uyurken ise gozlerimiz kapali olmasina ragmen ucuncu goz dedigimiz portalle perdenin diger tarafini goruyoruz. Gordugumuz yerler dorduncu boyuttan baslayip, cikabildiginiz boyuta gore degisir. Herkeste farklidir.
Normal sartlarda herkesde acik olmasi gereken bu portal, maalesef dis etkiler yuzunden (epifiz bezi kireclenmesi) kapalidir. Ekranlarimiz simsiyahtir. Kisilerin spirutuellik seviyesine gore bu ekran once siyah beyaz sonralari ise renkli goruntuye kavusuyor. Kimi insanlar uyanik haldeyken her goz kapadiginda bu poratala canli olarak baglanir ve renkli gorurler. Kimileri ise meditasyon, trans-zikir- nefes calismasi ile baglanir. Bazilarida gun icinde siyah beyaz veya renkli flaslar seklinde vizyonlar gorebilir veya telepatik sesler duyabilir. Butun bunlar kisinin seviyesine gore degisebiliyor.
Butun bu olaylarin yasanmasi olayina uyanis deniliyor.
Uyanis; icinde bulundugumuz ilizyondan, kurgudan, tiyatrodan uyanmak demektir. Eger onceden bedenlenmisseniz; zamani geldiginde bir dis temasla uyandiriliyorsunuz. Bazen uyanikken, bazen de ruyadayken; bir dokunusla, bir yardimla veya bir sesle uyandiriliyorsunuz. Kodlariniz ayarlaniyor veya degistiriliyor. O andan itibaren algilariniz aciliyor. Herseyi farkli goruyorsunuz ve hissediyorsunuz. Yillardir gectiginiz bir yoldan, yeniden gecerken o ana kadar hic gormediginz, dikkat etmediginiz tum ince detaylari gormeye basliyorsunuz. Etrafinizdaki tum canlilari, bitkileri farkediyorsunuz. Daha once dikkatinizi cekmeyen detaylara takiliyorsunuz. Hayati sorgulamaya basliyorsunuz. O gune kadar size ogretilen herseyin sorgulamasina giriyorsunuz. Surekli okuma, arastirma ve ogrenme halinde oluyorsunuz. Gozleriniz gokyuzune, Gunes'e, Ay'a ve yildizlara takiliyor. Meraklariniz, zevkleriniz, agiz tadiniz, yeme sekilleriniz ve uyku duzeniniz degisiyor. Bas agrilari basliyor. Gelen enerji destegi yuzunden sol ayakta, kolda, basta ve avuc icinde karincalanma ve kasinmalar basliyor. Yine sol tarafta diz kapagi, kol, bacak agrisi ve sizisi oluyor. Gece ziyaretleri ve egitimi basliyor. Ruyalariniz degisiyor. peygamberler, alimler ve ustatlar ruyaniza giriyor ve size bilgiler, mesajlar veriyorlar. Uyku halindeyken hep ayni saatlerde uyandirilmalar ve kisa aralikli uyumalar basliyor. Cunku yuklemeler yapiliyor, yeni kodlamalar ve duzenlemeler yapiliyor. Bazen bu yuklemeler bizzat size gelinerek yapiliyor bazende uzaktan bir isik topu ile yapiliyor. O yuzden uyurken veya yari uyaniken yakininizda tenis topu buyuklugunde holografik-isik topu gorurseniz panik olmayin. Uzaktan yukleme, update calismasi yapiliyordur. Bu toplar genelde titresimli ve tiz hafif bir ses yayiyor. Size yaklastiginda hafif bir karincalanma hissedebilir ve ardindan hemen uyukuya dalarsiniz. Egitiminizin bir parcasidir.
Bu donemde en cok uzak durmaniz gereken duygu 'korku'dur. Korku tum kazandiklarinizi keybetmenize sebep olur. Sabirli olursaniz zamanla kanallariniz aciliyor. Kulaklarinizda metalik space muzikleri, uzun sureli sabit vizilti ve cinlamalar olabiliyor. Gorev alaninizin agirligina gore kulakta agrilarda olabiliyor ama hepsi sonradan kendiliginden geciyor. Fiziken ve ruhen hazirlik bitince dogum gerceklesiyor. Yani yeniden doguyorsunuz. Kim oldugunuzu, nerden geldiginizi ve nicin burda oldugunuzu biliyorsunuz ve gorev alaniniza gore bilgi akisi basliyor. Bu; medyumluk kanali, teknolojik kanal, sifa kanali, yesil kanal( mevlana veya din kanali da deniyor buna), Akasik Okuma Kanali (Edgar Cayse, kanallik yapmisti) vb... veya 'rehberlik' gorevleri olabiliyor.
Ancak bazi kisilerin gorevleri kanallik ustu..Onlar gecmiste de gelmis yasamis onikinci boyut ustatlaridir. Iclerinde peygamberler, alimler, bilim veya sanat adamlari olabilir. Bu donemde aktif olarak kendilerinden ruh parcalari yollayip tekamuldeki insanlara rehberlik yapiyorlar. Bu insanlari tanimak icin iyi birer gozlemci olmak lazim. Her yerde olabilirler.
Eylul ayindaki dolunay gecesinde, yeni caga hizmet etmek amaciyla, binlerce yeni dogum gerceklesti. Karanlik tarafin tum engellemelerine ragmen...
Isa'lar, Mevlanalar, Semsler, Ataturkler, Geylaniler, Ibn-i Arabiler, Hz Aliler, Hz. Meryemler, Fatma Analar, Huseyinler, Hasanlar, Yunus Emreler ve daha sayamadigim binlercesi... Mehdiyet icin yeniden dogdular. Bu dogum yukarida anlattigim dogum seklindedir. Anneden yeni dogan bir bebek manasinda bir dogum degildir. Bedenlerde sakli olan ustatlarin uyandirilisidir veya uykuda olan bir bedene, inistir 'Dogum'.
Onlar bir kac yil icinde calismalariyla kendilerini gostereceklerdir. Onlar, kitlelerin uyanisini saglayacaklar. Isigi, sevgiyi ve barisi yayacaklar. Tipki onlardan once gelen binlerce diger yasli ustalar ve alimler gibi. Oncu birlik 2012'den beri kademeli olarak gonderiliyordu ama son gelenler esas ozlerdir. Onceden gelenlerin OZ'leri dir. Etkisi bambaska olacak. Bu yuzden cok umitliyim gelecek icin. Ama su an karanlik bir tunelden gectigimizi de unutmamak lazim. Tunelin sonunda isiga kavusacagiz. Uykudaki Ataturkler uyandiriliyor..2020'de zafer bir kere daha onun isigiyla once Anadolu'ya oradanda tum dunyaya yayilacaktir.
Ben bu mujdelemeyi yaptiktan sonra, siz okuyanlari daha cok birlik ve beraberlik icinde olmaya davet ediyorum. Turkiye'deki degisimini takip edin. Cunku yeni doganlarin cogu Turkiye'de. Isaretleri takip ederseniz, gerceklere daha cabuk ulasirsiniz.
Bir'lik olun. Bolunmeyin!
Sevgilerimle
Aasmaestefan@gmail.com
Bu yaziyi ozellikle gencler ve cocuklar icin yaziyorum cunku bir suredir altin caga giris yapiyoruz. Bilinclerimiz hizla aciliyor, dna'larimiz daha fazla aktive oluyor. Bu donemde, genclerde ve cocuklarda meydana gelen degisimlerin anlasilamamasi ve dogru rehberlik yapilamamasi onlar uzerinde derin yaralar aciyor. Onlari anlayamayan aileler ve anlayamayan egitim sistemleri bu cocuklarin ve genclerin ruhen kaybolmasina sebep oluyorlar. Bu yuzden aileler mutlaka bilinclenmelidir.
Ozellikle 2000 yilindan itibaren doğan cocuklar genellikle daha once bir cok yasam deneyiminden gecmis deneyimli ve yasli ruhlardir. Cogu gorevlidir ve isiga hizmet icin dunyaya gelmislerdir. Onlar uyanislari esnasinda bazi septomlar yasarlar. Eger aileler bu septomlari iyi anlayamazlarsa, o cocuklarin hayati kararabilir.
Bu cocuklar dogduklari andan itibaren farklidirlar. Cunku gecmis yasamlarini hatirlarlar, geldikleri yerleri ve insanlari bilirler. Dunya'ya gelislerinden itibaren bazilari uyumsuzluk sorunu yasarlar ve buraya ait degillermis gibi hissederler. Konusmaya basladiklari andan itibaren, surekli soru sorarlar, adapte olmak icin surekli kesif yapma ihtiyacinda olurlar. Bilgiye actirlar. Onlari susturmayin ve tum sorularini cevaplayin, anlattiklarini sabirla dinleyin. Sizlere baska ulkede yasadiklarini, orda iken evli olduklarini, cocuklarini ve isimlerini soyleyebilirler. Adini duymadiginiz gezegenlerden, yildizlardan bahsedebilirler. Hatta yer mekan tarifi bile yapabilirler. Hayvanlarla ve dogayla konusabilirler. Sakin ola ki neden boyle konusuyor, delirdi mi acaba diye doktora yada psikologa goturmeyin cunku, muhtemelen sizofren teshisi koyup sizi ilacla beraber geri yollayacaklardir. Bu ilac cocuklarin adapte olma sorununu dahada tetikleyecek ve bunalima girmelerine sebep olacaktir. Ayrica bastirilmis enerjileri davranis bozukluluguna ve asiri hareketlilige yol acacagindan bu seferde hiperaktif diye damgalanip, yine ilac tedavisiyle uyutulacaktir. Tum bunlarin sonunda ortaya; sorunlu ve hayata uyum saglayamayan, okulda basarisiz ve yetenekleri kaybolmus, kendine guvensiz cocuklar ortaya cikacaktir. Bu altin cocuklar, sahip olduklari duru goru, telepatik iletisim, psisik yetenek ve ustun zeka gibi ozelliklerini kaybedeceklerdir. Ayrica genclik donemlerine de cok sorunlu bir giris yapacaklardir.
Boyle bir cocukluktan gelen gencler, okulda basarisiz oluyorlar, hayatlarindaki eksiklikleri ve bastirilmis duygulari yasamak icin cilginca meraklara yoneliyorlar. Uyusturucu ve alkolun pencesine dusuyorlar. Surekli bilgisayar uzerinde ve oyunlar oynayarak zamanlarini tuketiyorlar. Yanlis giden bazi seyleri, kendi cabalariyla duzeltmeye calisiyorlar.
Bu donemde gelen bu altin cocuklari bilen karanlik odaklar, onlarin zihinlerini teknoloji sayesinde kontrol edip, uyanmalarini engelliyorlar. Muzik videolari, bilgisayar oyunlari, cizgi filmler, sinema filmleri, akilli telefonlar ve yarisma programlariyla zihinleri bosaltip yerine; sorunlu, zombi tarzi bireyler uretiyorlar. Boylece uyanmaya calisan bilincleri tekrar uyutuyorlar. Onlari dusunemez hale getirip, istedikleri gibi yonetiyorlar.
Eylul ayinin sonundan itibaren yeni bir doneme gecildi. Insan beyninin yapisini cok iyi bilenler; bu donemde genc kusagin bilincleriyle oynayacaklar. Direk uydudan veya cep telefonlarına aktarilan sinyallerle, kisilerin manyetik alanlarina mudahele ederek, bilinc altlarini yeniden kodlayacaklar. Onumuzdeki gunlerde ozellikle genclerde; cinnet gecirme, intihara tesebbus, uyusturucu ve alkole istek, hayattan bikma, herseye karsi isteksizlik ve kontrolsuzluk gibi davranislar gorulebilir. Intiharlar veya saldirilar gorulebilir. Insan bedeninin yapisini cok iyi cozen bu karanlik zihniyet; gencler, cocuklar ve hayvanlar uzerinde korkunc deneyler yapiyor. Tum amaclari ise, dunyanin ve insanlarin frekans yukselisini durdurmak. Her turlu negatiflikten beslenen bu odaklar, barisi, sevgiyi, birligi ve esitligi gereksiz buluyorlar. Patron-kole duzenin degismesini istemiyorlar.
Iste bu yuzden altin cocuklarin uyanisi engellenmemelidir. Cunku o cocuklar ve gencler bizim tek umidimizdir. Lutfen, onlari; sacmaladiklarini dusundugunuz anlarda, hayali bir arkadasiyla konustugunu gordugunuz anlarda, gecmis hayatini ve gelecek planlarini dinlediginiz anlarda da, destekleyin. Onlari kendi kafanizdaki kaliba gore sekillendirmeye calismayin. Onlarin ya indigo, ya yildiz tohumu yada kristal olabilecegini dusunerek, yaninda olun ve deli diye, doktora goturmeyin. ilaclarla, yeteneklerini oldurmeyin. Onlarin icindeki cevherin aciga cikmasina yardim edin. Sanata, spora ve bilime yonlendirin. Onlarin sectigi yolda, arkasindan kosun. Bir adim one gecmeyin. Hep arkasinda olun. Onlarin size ogretmenlik yapmasina izin verin. Cunku onlar sizden de daha yasli olabilir hatta belki de ataniz olabilir.
Birakin Altin Cagin bu altin cocuklari; astral yolculuklar yapsinlar. Isinlansinlar geri gelsinler. Galaksiler arasi dolassinlar. Gelecekten haberler getirsinler. Resim yapsinlar, sarki soyleyip dans etsinler. Buluslar yapsinlar. Gorevini insa etsinler. Onlari kisitlamayin, cok sevin ve koruyun. Bize hizmet etmelerine izin verin. Uyanislarini destekleyin. Lutfen sizde kimin misafir olduguna dikkat edin!
Simdiye kadar yerlesmis tum kaliplari yikin. Hicbir sey artik eskisi gibi degil ve olmayacak da. Degisime ayak uydurun ve onu hizlandirin. Aksi halde eski bagimliliklariniz sizi bitirecektir.
Eski, yeni ve gelecek olan tum altin cocuklara buradan selam olsun diyorum.
Sizi seviyorum!
Aasmaestefan@gmail.com