21 Mart 2020 Cumartesi

Mart 2020-Degerlendirme Yazisi





Sevgili ozgurluk savascilari ve gokkusagi cocuklari,

Su an dunyanin icinde bulundugu durum ne kadar sarsici olsa da, anlamaliyiz ki, yillardir buyuk bir degisimin geleceginden ve bu degisimin hic bir zaman kolay olmayacagindan bahsetmistik. Asmamiz gereken bazi zor zamanlar oldugunu soyluyorduk, yaziyorduk. Gecmisteki orneklere baktigimizda, buyuk degisimlerin her zaman cok sancili oldugunu goruruz. Uyanista olan insanlarin buyuyen bilinclerine ve farkindaliklarina ek olarak yeni dogan cocuklarin, getirdigi besinci boyut enerjilerine uyum saglayamayan, yetersiz kalan sistemler cokus yasiyor. Egitim, saglik, ekonomi, para, askeri yapilar ve yonetim sistemleri teker teker bozulacak ki yenileri insa edilsin. Tum bu alanlarda bekledigimiz cokuslerin olmasi icin, sarsici degisimler gereklidir.

Dunyadaki yasam, insanlardan yayilan dusunce, soz ve davranislara gore dizayn oluyor. Korku, endise panik icinde duygular tasiyan bireyler ne kadar artarsa, eski sistem daha guclenir ve uzerimizdeki etkisini devam ettirir. Cunku su anki somurucu sistemlerin temeli insanlara dayatilan bu dusuk frekansli duygulardir. Eskiye ait olanin yikilmasini istiyorsaniz, kendinizi korku, panik ve endise havasindan cikarmaniz lazim. Durum her ne olursa olsun, kim sorunu yaratmis olursa olsun, soruna odaklanmayin, asin onu hemen ve bu sorunu nasil cozebilirim noktasina gelin. Soruna degil, cozume odaklanin. Kendinizi bu durumdan ne kadar az zararla kurtarabileceginize odaklanin. Hicbirseyin iyi yada kotu ekisini omur boyu surduremiyecegini bilin. hersey dogar, buyur ve sonunda yok olur yada donusur.

"Agzini hayirli ac." "Ne dusunursen o olursun." "Guzel dusun, guzel seyler olsun." cumlelerinden biraz anlam cikaralim ve icinde gecmekte oldugumuz karanlik tunelin bizi yutmasina izin vermeyelim.

Korku, endise ve panik duygulari enerjimizi gelecege akitir. Sucluluklar, pismanliklar ve aci dolu duygular ise; enerjimiz gecmise akitir. Oysa bizim gecmise ve gelecege akittigimiz enerjiyi An'da (simdide) toplamamiz lazim ki, hayatin akisina, ve ritmine ayak uyduralim. Simdide olmak, aciyi, korkuyu, suclulukari ve endiseyi yok eder. Kisi huzurlu, sakin ve notr olur. Bu da onu inanilmaz guclendirir.

Hastaliklar, dusuk frekansta var olur. Tipki korku, endise, panik, sucluluk, pismanlik ve aci duygulari gibi... Siz kendinizi korku, endise, panik ve aci icinde tutarsaniz, bulundugunuz frekansta, hastaliklara yakalanma riskiniz artar. Cunku o hastaliklarla ayni frekansta rezone oluyorsunuz. Bu durumda pozitif dusunmek, titresiminizi yukseltmek cok onemlidir. Siz yuksek frekansta titresirseniz, hastaliklar ve negatif duygularin gezdigi frekans size uzak kalir cunku, rezone oldugu alanla sizin aranizda gorunmez bir frekans perdesi vardir.

Bu yuzden de bedeninizin titresimini yukseltecek calismalar yapin. Negatif haberlerden, manipule edici paylasimlardan, uzak durun. Titresimi yuksek besinlerle (vejeteryan) beslenin. Temizlige dikkat edin. Meditasyon, yoga, spor, dans, sarki soyleme, resim yapma, kitap okuma, komik filmler izleme, nefes calismalari yapma ve yaratici gucunu pozitif yonde kullanmak gibi etkinliklerden hangisi size uyuyorsa onu yapin.

Suna inanin; hicbir hastalik yada virus, sizi yenecek kadar guclu degildir. Siz neye inanirsaniz bedeninizde ona inanir. Hucreleriniz, sizin zihninizden gecen dusunce ve inanclara gore kendini programlar. 'Ben gucluyum, bedenim saglikli, hucrelerim saglikli, organlarim saglikli...' derseniz ve siz buna yuzde yuz inanirsaniz butun hucreleriniz ve organlariniz da sizin bu inanciniza eslik edecektir. Siz her hastaligi ve virusu yenecek guce sahipsiniz...Buna inanin.

Gecmis yazilarimda ilerde, dunyadaki devletlerin sosyalizm benzeri yonetim sistemlerine gececeginden bahsetmistim. Uzun yillardir insani, hayvani ve dogayi somuren kapitalist sistemlerle yonetiliyoruz. Bu koklenmis sistemi kokunden sokup atmak, elbetteki zaman alacaktir ve kolay olmayacaktir. Her alanda cokusler basladiginda, eskimis bu somurucu sistemi birakmak istemeyenler daha sert onlemler alacak ve insanlari daha cok ezeceklerdir. Bu yuzden de her seferinde bu tur gelismeler yasandiginda panikleyip frekansinizi dusurmeyin. Soruna degil hep cozume odaklanin o zaman kendinizi An'a getirirsiniz.

Tekrar hatirlatayim, bitmekte olan hersey, tutunmak icin daha cok hircinlasip, saldirganlasip, yaralayacaktir. Insanlarin sosyalizm tarzi yonetimleri istemeye hazirlamak icin, simdiki yonetimler cok azginlasacaktir. Ama biz guclu ruhlar hepsiyle bas edecek kadar deneyimli ve sabirliyiz. Oyle yada boyle eski enerjiye ait her ne varsa, cokecek, bitecek veya donusecektir. (insanlari da kapsiyor) Buna direnis anlamsizdir. Dalgaya karsi savasmaktir. Bu savas onlari eninde sonunda bogacaktir.

Yeni enerji daha hafif, daha seffaf, sevgi, sifa ve sevkat doludur. Eril enerjinin baskilari, yakiciligi, hakimiyeti sonlaniyor artik. Yeni dunyayi disil enerji yenileyecek ve insa edecek. Bu yolda ilerlerken, olmasi gerekenler olacak. Simdi bize korkunc gelen bazi olaylar, ilerde daha iyi kararlar almamizi ve dogru onlemler almamizi saglayabilir. Bunu anlamamiz icin biraz sabirli olmamiz lazim. Icinde bulundugumuz duruma takilip, kisir dongude tukenmeyelim. Sorunu gorelim ama hemen cozume odaklanalim...Kendimizi an'a getirelim. Huzuru, mutlulugu, hafifligi hissedelim ve pozitif yaratimlarimizi guclendirelim. Unutmayin; biz boyle oldugumuz icin dunya oyle...

isiginiz ve sifaniz bol olsun!

Aasma Estefan


19 Aralık 2019 Perşembe

2020 Yuzlesme, Arinma ve Degisim Yili



                              Hazirlan! Kendine yolculugun basliyor.


2020 her alanda degisim ve arinma yili olacak. Bireysel olarak, toplum olarak, ulke olarak ve dunya olarak, butun negatif taraflarimizin icinden gececegiz. Kendi karanlik tunellerimizden gecerek tum negatif aliskanliklarimizla, davranislarimizla yuzlesip arinacagiz. Red ettigimiz direndigimiz her durumun icinden gecmek zorunda kalacagiz. Eskiye ait olan herseyi bitirip, sifirlanacagiz ve yeniden dogacagiz. Tutkularimiz sinavlarimiz olacak. Hayat bizi iki kere alip duvara carpacak ve her seferinde eski bizi oldurup yeni bizi doguracak. Maddeye dair cok sey yavas yavas cikacak hayatimizdan. Kendimizi bulmak icin yeni yollara girecegiz. Ruhlar, kendi potansiyelini farkedip, kendi kendini gelistirecekler ve birer isik olup etrafini aydinlatacaklar. Baskalarinin pesinden gitmek yerine, kendi gucunu kesfedecekler. Isik bedenini buyuten ruhlar icin, mucizeler olmaya baslayacak.

Kazanilmis bireysel bir guc, farkli bilinc ve frekanstan olusmus kalabalik gruplarin gucunden daha etkili olacak. Bireysel degisimler; toplumsal degisimi, toplumsal degisimler, ulkeleri, yonetimleri ve sistem degisimlerini tetikleyecek. Degismesi gereken hersey, once kendisini karanlik yuzuyle bize gosterecek sonra da degisecek.

Dunya genelinde; su ve atesten gelen etkiler gorulecek ve bunlar da dunyanin arinmasini tetikleyecek. Cunku Gaia'da kendini yeniliyor, yakiyor, yikiyor ve temizliyor. Bir cok ulkede sokaklar cok hareketli gececek. Bir gecede; bireysel olan bir tepki, kitlesel tepkilere ulasacak ve dunyaya yayilacak. Cunku insanlar arasindaki telepatik iletisim agi giderek kuvvetleniyor ve icgudusel olarak gelisen tepkiler her alanda hareketlilige sebep olacak. Haklari icin savasan gencler, kadinlar gorecegiz. Kadinlar degisimin en onunde olacaklar. Yonetimlerde, bircok is alaninda kadinlar giderek artacak. Genc liderler ortaya cikacak. Eski enerjiye ve dusuk bilince ait her lider, ya degisecek yada gucunu kaybedecek.

Genc ruhlar degisim istiyor. Yilin mesaji 'eskiyi yik, yeniyi baslat.' Bunu goremeyenler kaybedecek. Cocuklar buyudukce degisim icin daha cok baski olacak. Cunku onlar, yuksek bir bilinc ve farkindalikla geliyorlar ve artik ilkel seviyedeki sistemi red ediyorlar. Onlar yeni dunyayi insa etmek icin gerekli tohumlamalari yapacaklar ve temelleri atacaklar. Gelen her yeni nesil, degisimi daha da hizlandiracak. Buna direnmek imkansiz. Tinsellik giderek buyuyecek. Lux yasamlar; giderek yerini, sade ve huzurlu yasamlara birakacak. Ekonomik sorunlarla ugrasan toplumlarda, insanlar paraya ulasmakta zorlanacaklar ve alternatif alisveris yontemleri bulacaklar. Parasiz da yasanabilecegini gosteren olusumlar gorecegiz. Sistem, 'kendi basinin caresine bak, artik hazira konma, hayatta kalmak icin birseyler yap, seninde artik corbada tuzun olmali' dedirtecek.

Internet yasamimizin en onemli parcasi olacak. Gazeteler ve televizyonlar cok guc kaybedecekler. Bilgi ve becerisi olanlara youtube kanali acmalarini oneririm. Cunku bilgi, haber, muzik, film, dizi ve egitim internetten yayilacak. Insanlar yasaklardan, sansurlemelerden, yalanlardan bikti. Gencler ozgurluge ac ve sinirlamanin olmadigi alanlarda yer almak istiyorlar. Birileri bunu gorsun artik.

2020'de:
Insanlik artik nefes almak istiyor. Hayvanlar yasama hakkini istiyor. Doga kendisine saygi duyulmasini istiyor. Dunya anne huzur istiyor…

Yaratimda payimiz olsun...



Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com






18 Aralık 2019 Çarşamba

2020 Yilinda Turkiye

Bu yaziyi sadece, cok fazla Turkiye sorusu soruldugu icin ayri yazmak zorunda kaldim. Spirituel konuda ayri bir yazi yazacagim…Turkiye'nin 2020 de devam edecegi dusus ve sonrasinda baslayacak olan yeniden dirilis hikayesi bir kac yil surecektir...


Acikcasi ulkemizin icinde bulundugu durum iyi degil. Her ne kadar bastakilerin gidecek olmasina sevinsek de, ulkece ekonomik ve ahlaki cokusle karsi karsiyayiz. Osmanli doneminin son gunlerinden bile daha kotu durumdayiz. Halk borc bataginda, issizlik tavan yapmis ama bazilari  saraylarinda lux icinde yasiyorlar. Tarih bir kere daha tekerrur ediyor. Topraklarimiz uzun zamandan beri, yabancilara satiliyor. Kazanc getiren her kurum satildi. Araplar ulkemizin en kiymetli topraklarini aliyor, kimsenin sesi cikmiyor. Satislardan elde edilen paralarin miktari ve nereye gittigi belli degil. ilerde odenemeyen borclar icin bizden toprak istenirse sasirmayin. (Bir vizyonumda Kibris para karsiligi verilmisti.)1919'da dusman ulkeyi isgal ettiginde insanlar, dusmanin kim oldugunu gorduler ve bildiler. Simdi icerden bir isgal var. Ustelik dusmanlar bu sefer dost maskesiyle aramizda geziyorlar. Bu durumda isimiz 1919'dakinden daha zor. Oncelikle icimizdeki dusmanlari iyi tanimamiz lazim. Maskelerin arkasinda gercekte kim var, hedefleri nedir, bulmamiz lazim. 

Devletin hicbir kurumu guvenilir ellerde degil. Devlet sadece bir aileye hizmet ediyor. Ulke patlak lastikle yokus yukari cikmaya calisan bir kamyon gibi. Bu kamyon her an yokus asagi yuvarlanarak uzerindekileri de altina alip beraberinde surukleyebilir. Su an ulkeye verilen ekonomik ve ahlaki zarari 30-40 yilda zor atilir. Yapilan yolsuzluklar o kadar cok ki, ifsa etmek yillar alacak. Bunlara oy vermis olanlar buyuk pismanlik yasayacaklar. Bundan sonra basa gelecek olan liderleri zor gunler bekliyor. Zira bosaltilmis bir kasa, talan edilmis bir ulke devralacaklar. 

Ulkeyi, icinde bulundugu bu kaostan kurtarmanin tek yolu, yeniden Ataturk cizgisine donmek ve Cumhuriyetimizi kurulus ayarlarina geri dondurmektir. Okullarda, Ataturk bilininci yeniden tohumlamak ve yesertmek lazim. Ataturk'un yazdigi kitaplari okullarda okutmak lazim. Ataturk'un hazirladigi ekonomik sistemi ulkede uygulanmalidir. Siyasi, hukuki ve askeri duzenlemeler Ataturk donemindeki gibi duzenlenmelidir. Suriye devleti ile kalici bir baris yapilip, tum suriyeliler evlerine geri yollanmalidir. Suriye ile barismadigimiz surece sinirlarimiz guvende degildir. Iran, Irak, Suriye ve Turkiye'den alinacak topraklarla buyuk israili kurmak istiyorlar ve su ana kadar planlarini gereklestirmek icin herseyi yaptilar. Bu uc komsumuz duserse, siradaki ulke Turkiye'dir. Turkiye de farkliliklar uzerinden bir altyapi hazirlaniyor su an. Ic savas icin bir isaret yeterli. Ulkenin gelecegi ince bir pamuk ipligine bagli ve o ipin ucu, dusmanlarin elinde.

Ulkedeki suriyeliler, ilerde ulkenin en buyuk sorunu haline gelecek. Secim propagandasinda, Suriyelileri geri gonderme sozu veren lider, secimi kazanir. Millet o derece bikmis durumda. Malumu; disarda abd, icerde ekonomi ve Suriyeliler bitirecek. Kendisi ve ailesi ile ilgili cok sir ifsa olacak. Agizlarimiz acik kalacak. Icerde birbirlerine girecekler ve guc tamamen kayboldugunda daha hizli ifsaatlar goruruz.

Bazilari nakit paralarini yurtdisina kaciriyorlar ve sirketlerini iflas etti diye gosteriyorlar. Tum devlet bankalari ve kurumlari, sistematik sekilde soyuluyor, bunu kontrol edecek, engelleyecek tum yollar tikanmis durumda. Ucaklarla, kendi ozel gemileriyle baska ulkelere para, altin ve tarihi eserler kaciranlar var. Butun imkanlar sadece bir gruba sunuluyor. Bazilari yeni bir Turkiye satin alacak kadar para cikardi ulkeden. Halkin cogu din uykusunda. Yarin uyandiklarinda, yiyecek ekmek bulamayinca, yapilan yollari, kopruleri ve toki konutlarini kemirirler artik. Zira ati alan uskudari coktan gecmis olacak. Para ve guc hirsi hem dini hem de ahlaki bitiriyor. Bu ulkede bir daha asla din endeksli bir parti basa gelemez. Millet yapilanlari gordukce dinden uzaklasiyor. Dinler donemi, kapanisini iyice yozlasarak yapiyor. Malum partinin bitisini ve kucule kucule yok olusunu izleyecegiz. Bitmemek icin attiklari her hamle onlara daha kotu donecek. Guc kaybetmemek icin sacma sapan bir suru sey deneyecekler ama hepsi geri tepecek. Zirveden tepe takla dusus devam edecek. Isik kontrolu yavas yavas emin adimlarla ele geciriyor. 2023'te Cumhuriyetimiz kurulus ayarlarina geri doner ve ulkece; yasadigimiz bu karanlik donemi, donusturerek Anka kusu gibi yeniden dogacagiz. (Burasi ayrica 'kodlama' icerikilidir)
 
Bir calismamda gordugum Turkiye haritasi Suriye ve Irak'a dogru biraz genislemisti. Ama ne zaman olacagini bilmiyorum. Diger bir gordugum sey ise, Guneydogu'yu almak icin harekete gecilecek. Turkiye, ve malum kisi, terore destek vermekle suclanabilir. Bunun icin gerekli hazirliklar yapilmis durumda. Bir liderin ne kadar acigi olursa, baskalari tarafindan o derece kukla gibi oynatilir. her dediklerin yapmak zorunda kalir. Kuklalarin kullanim suresi doldugunda, sahibi tarafindan rafa kaldirilirlar. Bu filmi izleyecegiz.

Kanal Istanbul tamamen rant icin yapiliyor ve eger yapilirsa Istanbul'un felaketi olur. Istanbul'da zemin cok hassas surekli dogayla oynaniliyor, metro icin kazilar yapiliyor ve bu calismalar zemini giderek gucsuzlestiriyor, Evler, binalar aniden devrilebilir ve dev cukurlar olusabilir. Sehir icindeki tum dogal alanlar, agaclar yok edildi. Dogaya karsi savasirsaniz, doga birgun intikamini mutlaka alir. Yeni havalani ve kanal istanbul bu anlamda dogaya karsi yapilmis iki rant projesidir.

SON MESAJ:
Anadolu topraklari kurda kusa yem olacak topraklar degildir. Yer altinda oyle medeniyetler vardir ki, alti ustunden degerlidir. Madde boyutta hasar gorebilir ama manevi boyutta, her anlamda ilahi korumadadir. Aksakalli bekciler is basinda...Korkmayin ve isiginizi yaymaya devam edin. Sizler isik yayip, pozitif dusundukce, realite daha hizli donusuyor.

Sevgiler..
Aasmaestefan@gmail.com

10 Temmuz 2019 Çarşamba

18 Haziran 2019 Salı

Dünyadaki Isik Görevlileri ve Amaçları


                     Dünyadaki Isik Görevlileri ve Amaçları


Dünya annenin beşinci boyuta; üzerindeki canlılarla yükselme kararı almasından sonra evrensel ruhsal hiyerarşi, ona destek olmak için seferber oldu. Birçok gezegenden oluşan üyelerle kurulan Galaktik Federasyon, dünya annenin bu kararına yardımcı olması için milyonlarca görevli gönderdi. Görevliler, uyanışa yardım etmek için burada bulunurlar. Ama yinede yaptıklarından sorumlulardır. Görevleri bitince geldikleri yere geri dönerler.
Şu an dünya üzerindeki görevlilerin bazıları, dünya yaşamını binlerce defa deneyimlemiş ve dünya tekamülünü çoktan tamamlayarak yükselmiş olan yaşlı ruhlardır. Bazılarıda, direk başka gezegenlerden veya katmanlardan ilk defa dünyaya gelmiş ruhlardır. Her iki grubun amacı; dünya annenin beşinci boyuta, üzerindeki canlılarla beraber geçiş yapmasına yardım etmektir. Bu görevlilerin bir kısmı insanlara, bir kısmı hayvanlara, bir kısmı da doğaya yardım ediyor. Bütün çabaları, dünyayı ışıklarıyla aydınlatmak, şifalamak ve rahat geçişini sağlamaktır. 
Onlar dünyaya gelmeden önce, belirli kalıplar içinde; neler olacağını izlerler ve ne yapacaklarına karar verip görev kontratı imzalarlar. Ancak dünyaya iniş yapınca bütün bu izlediklerini, görevini ve kim olduklarını unuturlar. Bu unutmanın sebebi, çok yüksek boyuttan düşük enerji yoğunluğunun içine girmeleridir. Burada dünya koşullarında; yeniden, nerden geldiklerini kim olduklarını ve görevlerinin ne olduğunu hatırlayıp iş başı yapmaları gereklidir. Bunlardan bazısı uyanır ve görevini yapar. Bazılarıda uyanamaz ve öbür taraftan yapılan bütün müdahelelere rağmen uyandırılamazlarsa görevleri iptal edilir. O görevliler ya geri çağrılır (ölür) yada kendi haline bırakılırlar. Normal insanlar gibi yaşlanır ve ölürler. Ölünce geldikleri yere geri dönerler. Görevini yapamamış olmanın üzüntüsüyle…
Bu sebeple bu tarafa gönderilmiş görevlileri uyandırmak ve görevinin başına gelmesini sağlamak çok önemlidir. Perdenin öbür tarafından bu tarafla bağlantıya girmek için inanılmaz bir destek ve çaba var. İşaretlerle, kişilerle, yazılarla, kitaplarla, hayvanlarla, filmlerle sürekli bir bilgi aktarımı yapılır. Taaki o görevli tamamen uyanıp, iletişim kanalını açıp, kendileriyle bağlantı kurana kadar. Bu bağlantıyı kurmanın tek yolu enerji bedenin düzenli çalışmasını ve şarj olmasını sağlamak ve üçüncü gözümüzü açmaktır. O zaman kişisel antenimiz çeker ve perdenin diğer tarafıyla bağlantı kurmuş oluruz. Bunu başarabilenler kendi bireysel rehberlerince eğitilirler, görevlerini hatırlarlar ve yapmaları gerekeni yaparlar. 
Bazı kişiler eğer önemli bir görevdeyse; onları uyandırmak için bizzat müdahele ediliyor ve yoğun bir eğitime alınıyorlar. Şu anda bu kitabı okuyorsanız; siz de büyük olasılıkla bir görevli olabilirsiniz. Kendinizdeki değişimi takip ederek bunu anlayabilirsiniz. Eğer üçüncü göz ekranından okuma yapıyor veya kodlar alıyorsanız, odanıza; siz uyurken titreşen ve uçan ışık küreleri geliyorsa; görevlisiniz. Seçildiniz ve başarılı olacağınıza inanarak dünyaya geldiniz. Bir çağın bitmesine tanıklık edip, yeni çağın kurucularından olacaksınız…Hatırlayın…Sevgiyle görevinizi yerine getirin.

Bu konuda 2016 yılında şöyle bir mesaj gelmişti: “Görevlileri uyandırmakta zorlanıyoruz. Çoğu görevliyi geri çektik. Bazılarının da görevini iptal ettik ve yeni görevliler indirdik.”

Ayrıca dünyada bir grup görevli daha vardır ki; aramızda olduklarını fark edemeyebiliriz. Çünkü onlar kısa süreli bazı görevler için; üçüncü boyuta girer, görevini yerine getirip birden kaybolabilirler. Bu yüzden de karşımıza aniden çıkan ve kaybolan insanlara, hayvanlara dikkat etmek gerekir.

Görevlileri (Isik iscilerini) Nasıl Tanırız?
Görevlileri tanımak çok kolaydır. Bilinçleri büyüktür. Koşulsuz sevgi taşırlar. Bütün olaylara karşı nötr olurlar. Egoları, madde dünya bağımlılıkları yoktur. Çok sade bir hayatları vardır. Kişilere, ilişkilere bağımlı değillerdir. Üçüncü boyut realitesinden ve ilizyonundan çıkmışlardır. Çoğu; doğayla veya hayvanlarla iç içe yaşarlar. Çevreci aktivitelerde bulunurlar. Hayvan hakları savunucuları, çevreciler, insan hakları savunucuları, yardımseverler, genellikle onlardandır. Bilge olurlar. Her konuda fikirleri olur. Kalabalık içinde pek konuşmayı sevmezler. İçe dönüktürler ve kalbe inmiş insanlardır. İçerden beslenirler. Hayatı dışardan izlerler. Bolca gözlem yaparlar. Evlerinde mutlaka hayvan beslerler. Bazısı kendilerini tamamen hayvanlara veya doğaya adarlar. Şifacıdırlar. Onların alanında olanlar kendilerini çok iyi hissederler ve iyileşirler. Girdikleri ortamlara ışık saçarlar. Onları kızdıramazsınız çünkü hep pozitiftirler. Düşük titreşimli duygulardan kurtulmuşlardır. Hayvanlarla, bitkilerle ve doğayla telepatik iletişim kurarlar. Yardım etmekten zevk alırlar. İhtiyacı olanlara rehberlik ederler. İnsanların farkındalığını büyütürler. Onlarla olmak, özlem duyulan yuvada olmak gibidir. Onlara ait herşey tanıdıktır…
Atatürk ve Türkiye’deki Görevliler
Bendeki bilgiye göre; şu anda Türkiye’de Atatürk tarafından görevlendirilen binlerce görevli var. Bunlardan bazısı, bizzat Atatürk bilinciyle geldi. Onun gibi düşünüyor, hissediyor ve yaşıyorlar. Bazısı da sadece onun enerjisiyle besleniyor ve görevlerini yapıyorlar. Bu görevliler; Türkiye’nin yeni çağda üstlendiği misyonunu yerine getirmesi için yardımcı oluyorlar. Ayrıca insanların uyanışında, sevginin, barışın inşasında da görev alıyorlar. Çoğunluğu; kadınlar, gençler ve çocuklardan oluşuyor. Zamanı geldiklerinde uyanıp görevlerinin başına geçiyorlar. Önceden planlandığı gibi…


'Uyanis Rehberi' adli kitabimdan bir bolumdur.

sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com

26 Şubat 2019 Salı

Donusuyoruz


Donusum:
Bedenimiz, dunya sartlarina gore dusuk frekansta yasamak icin ayarlanmistir. Dorduncu ve besinci boyuta yukselmemiz icin bedenimizin yavas yavas ust frekansli enerjilerle uyumlanmasi gerekir. Her gun uyandigimizda yeni bir frekansa gozlerimizi acariz. Dunya uzayda hareket halindedir ve icine girdigi her yeni alanda frekansi biraz daha yukselir. Onunla beraber uzerindeki canlilarda da yavas yavas ileriye dogru bir donusum baslar. Hicbir sey sabit kalmiyor. Evrende ve dunyada hep bir buyume var. Bilinclerde, farkindaliklarda, frekanslarda degisim var. Bizler yavas yavas donusuyoruz. Bedenimizle ve bilincimizle daha ust frekanstaki enerjilerle yasamaya hazirlaniyoruz. Su anda dunyada, bilinc olarak-titresim olarak bazimiz 5. boyuta gecis yaptilar. Bazimiz 4. boyutta ilerliyorlar. Bazimiz da ucuncu boyut ile dorduncu boyut arasinda, araftalar. Arafta olanlarimiz, hem bedenlerinde hemde ruhlarinda kaos yasiyorlar. Bu kaos, fiziki ve ruhsal hasarlarla kendini gosteriyor. Degisime direnis gosterildigi icin tetiklenen bir durumdur. Ancak bu gecici bir donemdir. Yavas yavas donuserek onlar da once dorduncu boyuta gececekler sonra da orada besinci boyut frekansina hazirlanacaklar... 

Ucuncu boyuttan cikamayan bazilarimiz da olacaktir. Onlar bedensiz olarak gecisi yapacak kardeslerimizdir. Dunyadaki bulunma sureleri doldugunda sesizce giderler. Ama yok olus ve olum yoktur...olum sadece bize ogretilen bir ilizyondur, programdir. Evrende sadece farkli frekansta titresmek vardir. Degiserek donusum vardir. Bedensiz gecis yapacak sevdikleriniz icin uzulmeyelim. Onlar gittikleri yerde bizlerle yeniden bulusabilme anini sabirla bekleyecekler.

Gunes Patlamalarinin Onemi:
Her gunes patlamasi dunyaya ve uzerindeki canlilara yuksek enerji dalgalari salgilar. Bu yuksek frekansli enerji dalgalari once bizi biraz sarsar ama sonra bizim titresimimizi yukseltir ve bilincimizi
genisletir.Titresimimize paralel olarak; dusuncelerimiz, hayallerimiz daha hizli gerceklesir. Negatif enerjiler dunyadan ve alanimizdan daha hizli temizlenir, sevkat artar. Her Gunes patlamasi oldugunda daha yuksek titresimli enerji dalgalarini realitemizde hissetmeye hazir olalim. Uykusuzluk, bas agrisi, blokajli cakra alanlarimizda kemik agrilari, midede kasilma, yorgunluk yada, sebebsiz gerginlikler, kulakta cinlama, unutkanlik gibi semptomlar yasanabilir..Hepsi gecicidir.

Kaos Olmadan Duzen Olmaz:
Kaos olmadan duzen olmaz. isik olmak icin kaostan, karanliktan gecmemiz gerekir. Yildizlar bile bir boyutta omrunu tamamladiginda, baska bir boyutta yeniden dogmak icin, kara deliklerden gecerler. Bizim dunya olarak su an yasadigimiz da budur. Kaosun, yani karanligin icinden gecerek isik olarak yeniden dirilecegiz, dogacagiz. Degisim boyle oluyor.

Kalbiniz Tek Pusulaniz Olsun: Tek kilavuzunuz, tek pusulaniz kalbiniz olsun. O asla sasmaz ve yanilmaz...Hep onu dinleyin. Ic sesiniz, hisleriniz, onun sesidir. Dogruyu disarda aramak yerine, baskasinin dogrularina tutunmak yerine, kendi dogrunuzu kesfedin ve ona tutunun. 


Siz Madde Beden Degilsiniz:
Siz madde beden degilsiniz.Beden icine girmis bilincsiniz ve saf isiktan olusmussunuz. Beden olebilir ama bilinc sonsuza kadar yasar. Kendini sadece bu bedenle var oldugunu sananlar, olumden korkarlar. Ama gercekte kim oldugunu bilenler burda da baska yerde de olumsuzdurler.



Zihnini Gereksiz Dusuncelerden Arindir:
Zihin, bizi dusuncelerin yogunlugunda oyalayarak hapseder. Oysa dusuncelerimizin buyuk cogunlugu bos ve yararsizdir. Cok az bir bolumu isimize yarar. Bu yararli dusuncelere odaklanirsak, geriye kalan bos ve yararsiz dusuncelerimize olan bagimliligimiz biter ve onlari serbest birakiriz, zihnimizi bosaltarak ozgurlestiririz. Dusuncelerimizi takip edelim ve hangisi isimize yarar, hangisi yaramaz belirleyelim. 

Dogadan Ogrenelim:
Insanoglu, sessizligi, teslimiyeti ve masumiyeti; dogadan, bitkilerden ve hayvanlardan ogrenmelidir. Onlarda ego yoktur. An’da yasarlar ve sevgiyi kosulsuz verirler. Sanildigi gibi onlar, insana hizmet icin burda degiller. Bizimle birlikte dunyayi deneyimlemek icin burdalar. Artik onlarin farkina varalim ve yasama haklarina saygi duyalim. 

Degisime Direnmeyelim:
En basit haliyle aciklamak gerekirse; degisime karsi direnirsek, fiziksel ve ruhsal olarak aci cekeriz. Degisime kucak acarsak, frekansimiz yukselir, cabuk iyilesiriz, yaratici oluruz ve kendimizi yeniden kesfederiz. Degisimden korkmayalim. 

Her Bitis Yeni Bir Baslangictir:
Her bitis, yeni bir baslangic yapmak icin iyi bir firsattir. Biteni canlandirmaya calismakla zaman kaybedecegimize, bitisi kabul edip kendimizi ozgurlestirelim ve yeniden baslamak icin kendimize sans taniyalim. Yeni baslangiclar, yeni seyler, daima enerjimizi yeniler ve kendimizi daha iyi hissettirir.

Kim Oldugunuzu Hatirlayin:
Yasam kosullarinizi ne kadar mukemmellestirseniz de ‘ben’ oldugunuz surece asla mutlu olamazsiniz. Huzuru, ‘biz’ oldugunuzu farkettiginizde bulursunuz. Butun evrenleri icinde barindiran siz, sadece bir zerreye takilmis kalmissiniz. Milyarlarca degisik forma girmis, tek bir bilincsiniz siz. Bunu hatirlamaya calisin.

Degisimi Kucaklayin:
Dar ve sinirli kaliplardan cikin, degisik seyler yapin, Hep sizden bekleneni degil, caninizin istedigini yapin. Sizi mutlu eden seyleri hayatinizda cok tutun, mutsuz edenleri serbest birakin. Olumlu dusunun pozitif olun ve enerjinizi degistirin. Kendi kendinizi sifalayin. Evrendeki her zerrede oldugu gibi, icinizde de; isik-karanlik, eksi-arti, iyi-kotu....yani zit kutuplulugun oldugunu bilin.

Simdiye Donebilmek:

Gecmisteki acilara, hatiralara tutunursaniz gecmiste kaybolurusunuz. Gelecekle ilgili korku, endise ve kaygilar duyarsaniz, gelecekte kaybolursunuz. Kendinizi simdiye geri getirmedikce, huzuru bulamazsiniz...Her neredeyseniz, simdiye donun.


Yasanmisa Taniklik Etmek:

Yasanmis olana taniklik etmek icin dunyadayiz…Herseyi onceden izledik, neler olacagini gorduk ve senaryoya kabul ettik. Sonra da unutarak dunyaya indik ve tum izlediklerimizi bizzat yasiyoruz, duygularimizi deneyimliyoruz.



Degisim Bizden Baslamali:

Bizler cogunlukla etrafimizdaki insanlari kendimize gore degistirmeye calisiriz. Bilmeyiz ki degismesi gereken  kisiler onlar degil, kendimiziz. Degisim, bagimliliklarimizdan kurtulup ozgurlesmekle baslar...Merkezimize, degistirmek istedigimiz insanlari degil, kendimizi koyalim. Biz degisirsek, etrafimizdakiler zaten degisir. 

Yanlislar Bizi Dogruya Goturur:
Bizler dogruyu bulmak icin, defalarca yanlislar yapmak zorunda kaliriz. Ogrenmenin guzelligidir bu. Dogrunun, guzelin kiymeti ancak yapilan yanlislardan sonra bilinir. Yanlislar yapmaktan korkmayin. Yaptiginiz yanlislar icin kendinizi yargilamayin,sucluluk duymayin. Hayat bizim ogretmenimizdir...sevin her haliyle…

Huzur, Zihinden Cikinca Baslar:
Butun sorunlarimizin ve hastaliklarimizin kaynagi zihindir. Zihin, bizi dar bir kalip icine hapseder ve dunyamizi karartir. Hareket alanimizi daraltir. Ozgurce ucmamizi engeller. Bu yuzden medya ile zihnimizi hep aktif tutuyorlar. Bizler zihinden cikinca, huzur baslar...Fiziken ve ruhen sifalanma baslar. Kaynaga erisim baslar. Zihinden cikmak icin duzenli olarak meditasyon yapmamiz gerekir. Evrendeki telepatik iletisim agina erismenin tek yolu meditasyondur, dinginliktir ve ice donmektir





Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com

23 Ocak 2019 Çarşamba

Kabal İnsanlari Nasıl Kontrol Ediyor?





1-Dışardan bilinçaltımızı programlayarak:

Çocukken özgürüz, korkusuzuz, safız, temiziz ve yaratıcıya çok yakınız. Sonradan, dışardan programlanmalarla, başkalarının istediği bir bireye dönüşerek, özgürlüğümüzü kaybederiz. En başta ailemiz tarafından programlanmaya başlanırız. Geldiğimiz ailenin, dini değerlerine, inanç kalıplarına ve kültürüne uygun eğitim alarak programlanırız. Amaç, onları üzmeyecek, karşı gelmeyecek, sadık bir bireye dönüşmektir. Hem aileye hem sisteme uygun bireyler olana kadar, dışardan programlanma aşama aşama devam eder. Aileden çıkan çocuk; okullar aracılığıyla tek tip eğitim sistemiyle, birer robot şeklinde programlanır. Bu programlanma; cezalandırma, pişmanlık, suçluluk ve sevgisizlik duyguları da yüklenerek güçlendirilir. Çünkü, bizden beklenen kişi olmaya mecburuz. Aksi halde, sistem bizi bozuk bir makineymiş gibi tamir etmeye çalışır ve ayarlarımızı bozar. Uyum sağlayamazsak, hasta veya deli kategorisine alınararak ilaçlarla pasif moda getiriliriz. Bunun adı da ‘şifa’ olur.
Böylece düşünemeyen, hayal kurmayan, sorgulamayan, ayıran, bölen, yargılayan, korkan ve koşulsuz biat eden bireylere dönüşürüz. İçimizdeki çocuğu, dört duvar içine hapsedip, dışardan programlanmış bir zihinde yaşamaya başlarız. Kim olduğumuzu, niçin dünyaya geldiğimizi unuturuz. İlizyonun içinde kayboluruz. İçimizdeki çocukla bağlantımız kopar ve acı çekeriz. Bu sistemin işlemesine yardım eden en önemli etkenler de; din, para, politika, cinsellik ve eğitim sistemidir.

Şimdi gelen çocuklar, bu sisteme uyum sağlayamıyorlar ve okula gitmek istemiyorlar. Onlar, zaten donanımlı geliyorlar. Herşeyi biliyorlar. Sadece yüzeye çıkarmakta zorlanıyorlar. Bunun sebebi de doğdukları andan itibaren dışardan gelen kötü programlanmalar ile, içerdeki potansiyellerinin bastırılmasıdır.
Bu çocuklar; az uyuyan, az yiyen, başka boyutlardan sesler duyan ve görüntüler gören, kendi kendine dil öğrenen, telepatik, medyumluk gibi özel yetenekleri olan çok zeki çocuklardır. Gün gelecek okula bile gitmeden herşeyi kendileri öğreniyor olacaklar.

Dünya'ya önce gökkuşağı çocukları geldi. Gökkuşağı serisi 1970'lerde dünyaya sevgi ve barışı yaymaya çalıştılar. Ancak karanlık tarafından, farkedildiler ve önleri kesildi. Bu ışık çocuklarının artmasından korktukları için; hayatımıza klorlu suyu, DNA’sıyla oynanmış tohumları, aşıları ve hastalıkları soktular. Sonraki yıllarda dünyamıza indigolar geldi. 2000 yılından sonra indigolara, yıldız tohumu çocuklar eşlik etti. 2012 yılından itibaren, kristal çocuklar gelmeye başladı. Şimdi ise elmas çocuklar geliyor. Hem de milyonlarcası...Bu çocuklar Dünya'yı ayağa kaldıracaklar ve bizi kurtaracaklar. Onlar bizim geleceğimiz. Onları mümkün olduğunca sistemden uzak tutmalıyız ve korumalıyız. Önlerini açarak, yapmak istedikleri için destek vermeliyiz. Onlar çocuk değiller, aslında bizim atalarımızdır. Hepimizden daha yaşlı ve daha bilgedirler. Dünya’yı bu özel çocuklar ve onların doğmasına portallık eden kadınlar kurtaracaktır.

Bu yüzden de karanlığın şu an ki hedefi; çocuklardır. Çünkü; sevginin, ışığın, şifanın, barışın, hayvanların ve doğanın koruyucularıdır onlar. Gaia’nin çarpan yüreğidirler onlar…Bu yüzden de çok iyi korunmaları gerekir. 


2-Subliminal mesajlarla ve 25. kare tekniği ile zihinlerimizi kontrol ederek:
Sömürücü ve emperyalist düzen, asla bilinçli ve zeki toplum istemez. Çünkü bilinçli toplumlar çabuk uyanır ve ayaklanır. Onları kontrol altında tutmak zorlaşır. Sömürmek ve haklarından çalmak zorlaşır. Uyanmış kitleler, kölelik düzenine engel teşkil ederler. Bu yüzden de neler olup bittiğini anlayamayan, anlasa da tepki göstermeyen, hakları için savaşmayan ve Bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda bir insan türüne ihtiyaç duyarlar. Bunu da planlı ve programlı olarak ince ince işleyerek başarıya ulaşırlar. Subliminal mesajlarla zihin kontrolü’ özellikle teknoloji ve medya sektörünün yaygınlaşması ile birlikte ortaya çıkmış bir 'Piskolojik Savaş Silahıdır'.

Medya organları, bilgisayar, internet ve sinema en büyük beyin yıkama araçlarıdır. Asıl hedef çocuklardır. Çünkü Ağaç yaş iken eğilir. Bilinçaltımız, telkin yoluyla ikna olmaya müsaittir. Bütün alışkanlıklarımız, inançlarımız ve kendiliğinden gelişen eylemlerimiz belleğimize kaydolur ve zamanla bunlar tekrarlandıkça bilinçaltı tarafından ‘kodlanma’ olarak kabul edilir. Bilinçaltı, depoladığı bu bilgileri kullanarak bizim ruh halimizi veya kararlarımızı etkiler. Bilinçaltımız biz farkında olmadan, evrenden sürekli sinyaller alır ve hafızasına kaydeder. İşimize yaramayan milyarlarca kayıt barındırır. Bu kayıtlardan, bizim ilgi alanımıza göre verileri kullanır, diğerleride hafızada bir yerlerde kalmaya devam eder. Bilinçaltımız bir bilgisayar gibidir. Yükleme yada silme yapılabilir. Hatta bilinçaltı kayıtları kopyalanıp başka bir yere taşınabilir. Bilim adımları, önümüzdeki 20-30 yılda, insan bilincinin bir bilgisayara yada başka bir bedene transfer edilebileceğini söylüyorlar. Bilinç, klonlanmış bedenlerin beynine, bilinç olarak aktarılabilecek. Kabal’ın bu çalışmaları çoktan başardığına ve malum aile bireylerinin, kendi bilinçlerini zamanı geldiğinde, yarattıkları yeni bedenlere transfer edip, ondan sonra da eski beden için ölmüş süsü verilerek ortadan kaldırdıklarını düşünüyorum.

Subliminal Mesaj Tekniği:1940’lı yıllarda Hitler Almanya’sının denemeye başladığı, telkinle zihin kontrolü çalışmalarına, daha sonra Rusya ve Amerika devam etmiştir. Akıl hastanesindeki hastalar, cezaevlerindeki suçlular ve kimsesiz insanlar üzerinde bilinçli olarak yıllarca denemeler yapılarak, başarı elde edilmiş ve günümüze kadar da yeni zihin kontrol teknikleri geliştirilmiştir. Bu tekniklerden en önemlileri ‘Subliminal mesaj’ ve ‘25. Kare’ tekniğidir. Bir çok devlet, halkını kontrol altında tutmak için; zihin kontrolüne önem vermekte ve çok büyük paralar harcamaktadır. Öyleki sadece zihin kontrolü yapmak için tv kanalları kuruluyor, filmler ve diziler yapılıyor. Özellikle çizgi filmler, en kolay subliminal mesaj tekniği uygulanan programlardır ve hedefleri de; çocuklardır.

Belirlenen tek tip fikirlerin; insanlara görsel karelerle empoze edilmesi uzun zamandır subliminal mesaj tekniği ile yapılmaktadır. Subliminal mesaj; ekrandaki bir nesnenin içine dikkatli bakılmadıkça farkedilemeyecek kadar belirsiz şekilde, bir sembol, resim yada kelime yazılarak, bilinçaltına ekilmesi şeklinde oluyor. Belirli bir süre bu mesaj tekrar edilirse de bilinçaltı tarafından bir programlanma olarak kabul ediliyor. Bunların hepsi, biz farkında olmadan oluyor. Çünkü bilinçaltımız, alanımıza yayılan milyarlarca gerekli-gereksiz bilgiyi sinyal şeklinde alıp kaydediyor.


25. Kare Tekniği: Bu teknik en çok televizyon ve sinemalarda yayınlanan programlarda kullanılıyor. Müzik videoları, bilgisayar oyunları da bunun içindedir. İzlediğimiz filmlerin sinema bandında; saat, dakika ve saniye olarak dizilişi vardır. Her bir görüntüde saniyeden sonra gelen karede 24 tane küçük kare bulunur. Bu her küçük 24 kare, bir ekran büyüklüğünde kareyi oluşturur. Bu sıralamada yer alan ‘control-track’ denilen aralık; kesilerek anlık bir görüntü şeklindeki 25. kare oluşturulur. Böylece görüntü; 1/24 yerine 1/25 olur ve her 25. karedeki görüntü, ekranda en dikkatli izleyicilerin bile farkına varamayacağı bir patlama şeklinde görünüp kaybolur ve bilinçaltına kaydolur. Bu olay saniyeler içinde olduğu için gözle görülemez. Bu yüzden de farkedilmeden, ustaca kullanılıyor ve bilinçler programlanarak zihinler kontrol altına alınıyor.

Bu teknik eskiden en çok ürün satışlarını arttırmak için kullanılıyorken; son yıllarda, özellikle bilgisayar oyunlarına ve çizgi filmlere eklenen cinsellik ve şiddet içerikli mesajlarla yeni nesli bozmak için kullanılıyor. Ayrıca uyuşturucu, alkol ve sigara kullanımı aşılamak, dini yada politik fikirleri aşılamak için de kullanılmaya başlandı.

Sürekli bilgisayar oyunları oynayan çocuklarda ve gençlerde davranış bozuklukları, saldırganlık ve algılama zorluğu tespit edilmiştir. Çizgi film izleyen çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerindeki dengenin bozulduğu gözlenmiştir. Erkek çocuklarda erken tüylenme ve kız çocuklarda regl başlangıcı 7-8 yaşına kadar düşmeye başladı. DNA’sı bozulmuş gıdalarla genlerimiz bozulurken, diğer taraftan da subliminal mesajlarla ve 25. kare tekniğiyle bilinçaltımıza hastalıklı mesajlar kodlanarak hasta bir toplum haline getiriliyoruz. Bu yüzden son yıllarda; çocuk tecavüzleri, hayvan tecavüzleri, ensest ilişkiler, bunalım geçirip intihar eden gençler, cinnet geçirip karısını ve çocuklarını katleden erkeklerın sayısında artış olmuştur. Şiddet ve cinayetlerdeki bu artış ile bonzai kullanımı, içki ve sigara kullanımının sebebi yıllardır insanlara uygulanan subliminal mesajlarla zihin kontrolüdür. 
Toplumlardaki bu bozulmayı engellemek için öncelikle çocuklarımızı ve gençlerimizi bu saldırılardan korumalıyız. Onlara; çizgi filmleri, dizileri, videoları ve televizyonu izletmeyelim. Bilgisayar oyunlarını oynatmayalım. Dijital ortamda hazırlanmış düşük frekanslı müzikleri dinletmeyelim. Çocuklarımızı doğaya çıkaralım. Plastik oyuncaklar yerine; bakırdan, demirden, tahtadan, bezden yapılmış oyuncaklar alalım. Hayvanlarla zaman geçirmelerini sağlayalım. Resim, müzik, dans, spor ve sanat aktivitelerine yönlendirelim. Bütün bunlar, onlara çok iyi gelecektir.

Aasma Estefan
'Uyanis Rehberi' adli kitabimdan bir bolum.
Amazondan yada asagidaki linkten alinabilir.