22 Eylül 2015 Salı

Allah'in Sessiz Kullarini Artik Incitmeyin!


Bir gece ruya halindeyken hafif uyandirildim. Gozlerim kapali ama bilincim yerinde. Yari uyanik durumdayim. Bana, ben cocukken koyde yasadigimiz ev gosterildi. Evimizin yanindaki agacta kucuk bir buzagi bagli idi ve aci cekiyordu. Cunku acti. Annem biraz ileride inegi sagiyordu. Onu canli canli izledim. O beni gormuyordu ama ben ordaydim. Inegi sagdi ve yavruyu birakti. Yavrucagiz ucarak gitti annesine, kanarcasina iciyordu sutunu. Az sonra sut bitti, hayvan annesinin memelerini somuruyordu ama sut yok. Cunku annem yogurt yada yag yapmak icin tum sutu olcusuzce sagmisti.
Buzagi ac sekilde sabaha kadar aci cekti. Ben o yavrunun cektigi aclik acisini iliklerime kadar hissettim. Onun tum duygularini, ona uzulen annesinin gozyaslarini ve aci dolu duygularini hissettim. Agladim, agladim..ve bana, bu hayvanin hakkini siz insanlar aldiginiz icin, onlar aci cekiyor. O inegin sutunun dortte ucu, yavrusunun hakkidir. Dortte biri ise sahibinin. Bunu yapmazsaniz, odemeniz gereken bir hak ve hesaplasmaniz gereken bir karma yaratirsiniz. O canlinin hakkini yemek en buyuk gunahtir. Bunu git anlat..anlatabilecegin kadar anlat dediler. Sonrada uyandim.

Uyandigimda hala agliyordum. Hemen annemi aradim ve herseyi anlattim. Annem gorduklerimin dogru oldugunu ve aslinda kendi cahilliginden dolayi sutun cogunu sagdigini soyledi. Herkes ayni seyi yapiyordu, yavrular ac kalsa bile kimse aldirmiyordu. Biz oyle gorduk buyuklerden ayni seyi bizde yapiyorduk dedi. Uzuldu tabi...



Bu yasadigim olaydan sonra hayvanlara karsi duygularim tamamen degisti. Onlarin acilarini hissetmeye ve seslerini, haykirislarini duymaya basladim. Goz goze gelmem yeterli. Her kurban bayrami geldiginde ben, kacacak yer ararim. Insanoglunun, gucu yettigi icin, nefsine yenik dustugu icin vahsice katlettigi hayvanlarin cigliklarini duymamak icin saklanacak yer ararim. Medya ve tvden bir kac gun uzak dururum. Umarim benim yasadigim duygulari kimse yasamaz. Cunku bas edilmesi gereken cok zor bir durum. Hele kesilecegini anlayan bazi hayvanlarin, kurtulmak icin kacmalari, onu yakalamak icin ordu halinde bicaklarla saldiran vahsilerin goruntuleri icler acisi..iste o an dusunuyorum....sevgi ve baris ozune dayali bir guzel din, nasil bu vahsete dayanak edilir boyle. Uzerindeki karinca yere dusup incinmesin diye namazini geciktiren bir peygamberin nesli nasil bu kadar vahsi olabilir..Birakin hayvani, insanin kafasini bile Allah'in adini cagirarak kesen bir nesil nasil islamiyete girdi....Kimler bu tuzagi kurdu islamiyete....Amaclari ney? Her yil ayni donemde musluman cografyasinda vahsice katledilen milyarlarca hayvanin yasadigi olum korkusu ve stresinin yarattigi negatif enerjinin o cografyaya aci bir sekilde geri donusunu kimler istedi? Neden butun kotu felaketler ozellikle musluman ulkelerin basina geliyor? Bunun, bu ulkelerde hayvanlara uygulanan vahsetle bagi varmidir? Bana soylenen cevap:

"Evet. Sadece hayvana degil; insana, dogaya, topraga yapilan her taciz negatif bir zincirin halkalarini olusturuyor ve o alana yayiliyor. Bu da dunyanin manyetik izgarasini grilestirip kirletiyor. Hasta bir insan gibi, dunyamiz yalpalanip sarsiliyor. Sonra da o negatif enerjiyi disariya; depremler, seller, toprak kaymalari, savaslar ve hastaliklar olarak atiyor."

Baska bir zamanda bana verilen bir mesajda; insan oglunun ektigini bicme donemi geldiginde (Su an o donemdeyiz), yedigi hayvan etleriyle bulasan tedavisi mumkun olmayan hastaliklara yakalanacagi ve cok fazla olumlerin olacagi soylenmisti. Ayrica yine ayni donemde dunyanin dort bir tarafinda, insanlarin hayvan saldirilarina maruz kalacagi da soylenmisti..Karmik temizleme..

Bu yuzden de, dunyanin tek sahibiymisiz gibi davranmaktan vaz gecelim. Biz dunya uzerinde yasayan milyarlarca cesit canlidan sadece biriyiz. Bizler kadar, diger canlarinda yasamaya ve saygi gormeye hakki vardir. Bunu farkedip, diger canlara uyguladigimiz vahseti durdurmamiz lazim. Kirmizi eti ozellikle birakmamiz lazim. Cunku kan canlidir. Aci ve korku icinde kesilen hayvanin tasidigi bu negatif enerji kana gecer. Oradan da eti yiyen insana gecer. Kirmizi eti yiyen o insanin, kandaki negatif enerjinin etkisiyle frekansi duser ve ucuncu boyutun, en geri ve eski enerjisinde kendi gibi dusuk enerjili varliklarla basbasa kalir.

Kurban kesmenin dinimizle hicbir alakasi yoktur. Bana Kuran'dan sure veya ayet gostermeyin, yazmayin..O kendi beyninizi ikna etmek icindir. Ama ya kalbiniz?.. Ona sordunuz mu hic?Katlettiginiz hayvanin gozlerine o anda baktiniz mi hic? Bu iki seyi yapmadan bana, ayet ve surelerle gelmeyiniz..Kalbinde Allah sevgisi olan, hic bir cani ayri tutmaz ve incitmez. Allah sevgisinin olmadigi yerde..ne merhamet ne vicdan ne de sevgi olur...

Hayvanlar, Allah'in sessiz kullaridir. Yeter artik! Onlari incitmeyin. Kuran da bahsedilen kurban, hayvan kurbani degil, nefsinizi kurban edin manasindadir. Islamiyetten once cok tanrili dinlerde, tanrilari memnun etmek icin onceleri insan, sonralari hayvan kurban edilmeye baslandi. Bu gelenek bir sekilde, nefis kurban etmenin yerine, gecmis ve bir sekilde Kuran'a mal edilmistir. Ben bunun ileride aci bir sekilde ogrenilecegine inaniyorum.

Yaratilmis olan herseyi sevin, yaratandan dolayi. Kurban bayraminda masum canlari degil, nefsinizi kurban edin.


Sevgiler!
Aasmaestefan@gmail.com

5 yorum:

Rusya'da bir hayvanat bahçesinde kaplanın yemesi için yaşadığı alana bırakılan keçi,kaplanla arkadaş olmuş :) kaplanın tok olduğunu söyleyenler, keçinin kaplandan korkmadığını için kaplanın saldırmadığını söyleyenler vardı..sizin görüşünüz nedir peki?

Arkadas olmuslardir. Kecideki sevgi enerjisi, teslimiyet onu yukseltmistir. Aslan muhtemelen onu farkli goruyordur. Karanlik bir kafeste karsisina cikan bir isik topu seklinde. Ayrica hayvanlarda da evrimlesme basladi 2012 den beri. Bu evrimlesme hizlaniyor. TUm hayvanlarda degisimler gozlenecek. Konusan hayvanlar bile olacaktir ilerde, Biliyormuydun binlerce yil once aslanlar et yemeden beslenirlermis.

Aslanların binlerce yıl önce et yemediklerini bilmiyordum. Ama incilde miydi neredeydi -kurtla kuzu dost olacağı- bir zaman diliminden bahsediyor diye okumuştum. Tam hatırlamıyorum hem sözü hem de kaynağı, o yüzden kesin birşey diyemedim. Bende tüm doğanın etkileneceğini düşünüyorum meselâ yabani otların bir anda evcilleşip yenebilecek, yararlı olabilecek belkide yeni meyveler bile verecektir :)

Hasbelkader blogunuzu ziyaret ettim şöyle bir gezindim
Sonrasinda ise yukaridaki yazinizi okudum, cok dogru hususlar olmakla birlikte aşırı şefkatinizden dolayi bu hissiyatinizi sinirlandiramadiginiz gordum.
Tam da bu akşam aile sohbetimizde risalei nurdan asagidaki mektubu okumustum, size de faydasi olur insallah
Selametle


Şefkat yüzünden esasat-ı İslâmiyenin haricindeki bid’at ve dalâlet yollarına sapanları çeviren bir hakikattır.

Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan, elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmetenli’l-Âlemîn zâtın (a.s.m.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sakam-ı kalbîdir.

Meselâ, kâfir ve münafıkların Cehennemde yanmalarını ve azap ve cihad gibi hâdiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak ve tevile sapmak, Kur’ân’ın ve edyân-ı semâviyenin bir kısm-ı azîmini inkâr ve tekzip olduğu gibi, bir zulm-ü azîm ve gayet derecede bir merhametsizliktir.

Çünkü mâsum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkârâne şefkat etmek, o biçare hayvanlara şedit bir gadr ve vahşi bir vicdansızlıktır. ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın su-i âkıbetine ve müthiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkârâne taraftar olmak ve merhametkârâne cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve şenî bir gadirdir.

Risale-i Nur’da kat’iyetle ispat edilmiş ki, küfür ve dalâlet, kâinata büyük bir tahkir ve mevcudata bir zulm-ü azîmdir ve rahmetin ref’ine ve âfâtın nüzulüne vesiledir. Hattâ, deniz dibinde balıklar, cânilerden şekva ederler ki, “İstirahatimizin selbine sebep oldular” diye rivâyet-i sahiha vardır.

O halde kâfirin azap çekmesine acıyıp şefkat eden adam, şefkata lâyık hadsiz mâsumlara acımıyor ve şefkat etmeyip ve hadsiz merhametsizlik ediyor demektir. Yalnız bu var ki, müstehaklara âfât geldiği zaman mâsumlar da yanarlar; onlara acımamak olmuyor. Fakat, cânilerin cezalarından zarar gören mazlumların hakkında gizli bir merhamet var.

Bir zaman, eski Harb-i Umumîde, düşmanların ehl-i İslâma ve bilhassa çoluk ve çocuklara ettikleri katl ve zulümlerinden pek çok müteellim oluyordum. Fıtratımda şefkat ve rikkat ziyade olduğundan, tahammülüm haricinde azap çekerdim.

Birden kalbime geldi ki, o maktul masumlar şehîd olup veli olurlar; fâni hayatları, bâki bir hayata tebdil ediliyor. Ve zâyi olan malları sadaka hükmünde olup bâki bir malla mübadele olur. Hattâ o mazlumlar kâfir de olsa, âhirette kendilerine göre o dünyevî âfattan çektikleri belâlara mukabil rahmet-i İlâhiyenin hazinesinden öyle mükâfatları var ki, eğer perde-i gayb açılsa, o mazlumlar haklarında büyük bir tezahür-ü rahmet görünüp, “Ya Rabbi, şükür elhamdü lillâh” diyeceklerini bildim ve kat’î bir surette kanaat getirdim. Ve ifrat-ı şefkatten gelen şiddetli teessür ve elemden kurtuldum.

Okudum tesekkur ederim! Yinede kalbim, bu dunyada zulm goren masumlar, diger tarafta mukafatlaniyor diye rahat hissetmiyor. Bu insana zulm etme hakki vermez vermemeli...hic vir can baska bir cana eziyet etmemeli..zulm goren masumun mukafati, zulm edenin cezasini kapatmaz cunku.

Yorum Gönder