Astral Seyehat Nasıl Yapılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Astral Seyehat Nasıl Yapılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2016 Perşembe

Merak Edilenler - Soru ve Cevaplar

Soru: Göbeklitepe için neler düşünüyorsunuz?

Gobeklitepe konusunu yazmistim ben. Tamami ortaya cikarilsa, orda kullanilan teknoloji cok sasirtacak. Yildizlari ve gezegen hareketlerini hesaplayan, gun ay ve yil  ve haftayi hesaplayan, gunese odakli bir astronomik alan insa edilmis. Simdiye kadar bize ogretilen tas tevri tunc devri yalanlarini cokertiyor gobekli tepe.  Bes-alti bin yillik tarihi anlatiyorlardi oysa gobekli tepe 12000 yillik. Ondan daha eski tarihi yerler ve belgelerse ortaya cikacak.Tarih kitaplarini degistirmek zorundalar.

Soru: Istanbul'daki garip koku ne olabilir?

Havadan atilan kimyasallarin kokusudur. Uzerinizde bakir ve altin takilar tasiyin.  Yediklerinize ve ictiklerinize dikkat edin. Su donemde hastalikli hayvanlarin etlerinin ucuz yollardan bilerek Turkiye'ye ve musluman ulkelere sokuldugunu gordum. Tavuklar uc dort haftada hizlica antibiyotikle buyutulup  kesiliyor. Onkarda cok kanser yapan etkiler var. Bunlar, insanligi nefsiyle vuracaklar. yemek nefsiyle. Zor gunler yasiyoruz cunku uyanisi engellmek icin cildirmis durumdalar. Her pislikleri aciga cikmaya basladi. Hem dozaji hem saldirilari arttiriyorlar.

Soru: Merhabalar marslı filmini izlediniz mi bilmiyorum ama filmde nasa'nın halka her yaptığını haber veren , halka hesap vermek zorunda olan, insanlığın yanında bir kuruluş olarak gösterilmekte, sürekli canlı yayınlarla yaptıklarını halka an be an açıklayan bir kuruluş izlenimi verilmekte, ve bütün araştırmaları fizik beden üzerinden... 140 milyon mil öteye astronotuna ulaşılmak için çaba gösteriyor olarak görünmesi sizin için mantıklı mıdır? bu konudaki bilgilerinizi merak etmekteyiz marsla ilgili ve nasa ile ilgili bir yazı hazırlasanız süper olabilir bizler için ...sevgiler
   
  Onlarin yaptigi filmlerin tek amaci, subliminal mesajlarla bilnc altina kodlama yapma, rakam, resim ve sembollerle bilinc altini istedikleri gibi yonlendirme ve algi operasyonu..marsli filmini izledim. inanin hollywood hicbir filmi insana bir faydasi olsun veya egitim amacli yapmaz. Hepsinin arkasinda yahudi zenginleri var. Filmleri, bilgisayar oyunlarini ve muzikleri beyinleri yikamak, sekillendirmek birer robota donusturmek icin yapiyirlar. O filmi izledim evet orda sanki her bilgiyi halka bildirmek prensipleriymis gibi bir hava estiriyorlar..Oysa tam tersi. hHicbir bilgiyi paylasmiyorlar. 20 -30 sne sonra isine yaramayan bilgileri millete sunuyorlar. Halk da nasa bilgi veriyor diye seviniyor. Oysa o bilgiler en az 30 yillik eski bilgiler.
Son yillarda ki uyansitan dolayi, insanlarin nasaya guveni yok oldu. Artik herseyi gizlediklerini biliyor cogu insan. Bu yuzden o filmin o sahnelerini yapmislardir. Bilinc altlarina, nasa isini iyi yapiyor, halki dusunuyor, birsey gizlemiyor mesajini yollamak icin.. Onlardan gelen hic bir bilgiye zerre kadar guvenim yok. Bundan sonra gizlenen ve yasaklanan bir cok bilgi belge ve sir ifsa olacak. Simdiden kendi prestijlerini kurtarmak icin algi operasyonuyla bilincleri etki altina almaya calisiyorlar. Yemezler.... bir bes on sene icinde gokyuznde binlerce dunya disi varliklara ait gemiler aniden gorununce, ne diyecek bunlar insanlara..?.. Ne diyecek bu hukumetler, din adamlari?. Bunu cok merak ediyorum iste. Umarim o gunleri gorurum.
Sizde icind nasa kelimesi gecen film yada bilgiye hep sorgulayarak bakin..Yalanlarla dolu bir dunyada yasiyoruz. Etrafimizda dogruyu soyleyen kimse yok maalesef. Fakat hepsi degisecek..
 
Soru:  Sizin gibi deneyimleyemediğim için çoğu şeyi, boyutlar hakkında bir sürü anlayamadığım şey oluyor, eminim ki benim gibi bu 4 boyuta geçme ve beşinci boyuta geçmenin ne olduğunu kavrayamayanlar vardır ,bizleri biraz daha aydınlatabilirseniz çok sevinirim.

Görevli olanların görevleri daha spesifik haller mi alıcak yoksa sadece varlıklarıyla mı insanlığa yardım edicekler ve aydınlatıcaklar , yani mesela şifacılar mı çıkıcak, yaradılışın aslını anlatan kişiler mi olacak, savaşçılar mı olucak, enerjimizi kullanmayı mı öğrenmiş olucağız? tam olarak görevliler dediğiniz kişileri neler bekliyor?
 
Gökyüzünde  binlerce dunya disi varliklara ait gemiler görününce yapılması gerekenler nelerdir? bu varlıklar negatif mi pozitif varlıklar mı insanlık için? sonrası insanlık için nedir? birlikte yaşamayı öğrenmek mi? düşüncelerinizi ve öngörülerinizi merak etmekteyim.
 
Dunyada nasil iyi ve kotuler varsa, dunya disi varliklardan da iyi ve kotuler var. Evrenin olusumu zaten iki kutup uzerinedir. Biri olmadan digeri olamaz. Onemli olan ozgur iradeyle dogru tarafta olmaktir. Gokyuzunden gelen isikli cisimler genelde iyi. Isik halinde oluyorlar veya gokkusagi, beyaz isik gibi isiklari var.
Grimsi buyuk ve matelik kucuk gemilere karsi temknli olmak lazim cunku cogu yeraltindaki negative bir irka aittir. Yer altindaki  grilerle ve reptilian irkiyla calisan ulkeler var. Onlardan teknoloji alip karsiliginda insan deneyleri yapilmasini ve  hybrid cocuklar uretilmesine izin veriyorlar. Bu ulkeye ait gemilerde olabilir metalik olanlar. Su anda dunyada insan gorunumunde cok  hybrid irklar var. 
 
Bu gidisat kotu oldugu icin, ilahi program degisti. Dunyanin yukselisi ve baska bir boyutta yeniden dogusu gerceklesiyor. Dunya ilk defa uzerindeki varliklarla bu gecisi yapacak. Daha onceki yukselislerde insan irki yok edilerek yukselis yapildi. 26000 yilda bir yukselis oluyor. Insanli veya insansiz. Din kitaplarinda bahsedilen tufanlarin sebebi budur. Dort defa reset gordu dunya. Su an besinci irk insasi basladi. Bu besinci irk , ucuncu boyuttan kurtulanlarla devam edecek. Ucuncu boyut korku ve siddedin, egonun, savaslarin  oldugu boyuttur. Din boyutudur. Kole patron boyutudur. Kendimizi, nefs dedigimiz egolardan arindirirsak, ucuncu boyuttan kopariz ve ucuncu boyuttaki dunya hayatinin anlami degisir bizim icin. Maddi ve fiziksel seyler artik bizi mutlu etmez. Para, araba, ev, mal, mulk, sehvet, hirs, is, gereksiz olur. Sevgiye odaklaniriz. Birlige, beraberligie, hayvanlarin ve doganin korunmasina.. iste bunlar ucuncu boyut realitesinden koptugumuzun ispatidir. Sonrasi dorduncu boyuttur. Ruhsal ve bilincsel olarak degisim baslar. Farkindalik artar, soylenen yalanlar anlasilir. Hisler kuvvetlenir. Enerji bedenin kesfi ve bazi ozel yetenekler kesfedilmeye baslanir. Ruyalar degisir, astral yolculuklar baslar. Kulaklar cok duyarli olur ve normal insanin duyamadigi sesleri duymaya baslarsiniz. Bilgi acligi cekersiniz surekli arastirma, sorgulama ve ogrenme meraki baslar. Bunlarda dorduncu boyut realitesidir. Kendinizi bu sekilde besinci boyuta hazirlarsiniz. Besinci boyutta ise bedenin fiziken agirlasmasi azalmaya baslar. Hafifleme ve hareket kaabiliyeti artar. Yercekiminin azaldigini hissedersiniz. Meditasyon veya zikre gerek kalmadan kolayca transa gecilebilirsiniz. Imgelemeyle dunyayi, hayati degistirebilirsiniz. Istekleriniz daha cabuk olmaya baslar. ( pozitif odakli istekler,) Beden yavas yavas eteriklesmeye baslar. Dunyadaki her aciyi, her sevinci hissedersiniz, duyarsiniz. Hayvanlarla, insanlarla ve bitkilerle telepatik olarak konusmaya baslarsiniz. Icinizden gelen sesi daha cok duyar ve onunla sohbete baslarsiniz. ( su anda aklima deli diye akil hasta esine kapatilanlar geldi. Onlarin hicbirisi aslinda deli degil. Onlar cok zeki ve besinci boyut ve ustundeki boyutlari cok cabuk kesfetmis ustatlardir, Malesef dunyaya uyum saglayamadiklari icin insanlar tarafindan ilaclarla olume terkediliyorlar, Onlara cok uzuluyorum. Onlar bir ciddiye alinsa, dinlense inanilmaz bilgiler elde edilir. )
 

    Gorevlilere gelince; Bazi gorevliler sadece burda fiziken bulunmakla karanligi aydinlatiyor, bazilari sifaci, bazilari bilgi aktarici, bazilari medyum, bazilari bilim adami ve kesifler icin burdalar. Bazilarida Mehdiyete hizmet icin burdalar. Bazilarida rehberlik icin. Mesela ben bilgi aktariyorum. Ogretmen, rehber konumunda. Zaten meslegimde ogretmenlikti. Bilgi akisi baslayinca ben yaziyorum. Ama cogunlukta bana yonlendirilenlerin yonunu bulmasi icin rehberlik ediyorum. Cunku degisimden haberleri olmayan, kendini deli sanan yada cin carpmis, seytan musallat olmus diye kandirilan bir suru yolunu kaybetmis gorevliler var. onlar bana cok yonlendiriliyor.Gorevimi ve tum gorevlileri seviyorum. dunyadaki tum duzeni sevgiyle degistirecegiz. ve oyledir. amin

Soru: Merhaba, Profilinizde nur topundan bahsetmissiniz. Ilgimi cekti bunu biraz daha aciklar misiniz?

Bir bebek dogdugunda , nur topu gibi bir kizin yada oglun oldu derlerdi. Nur topu olayi oylesine soylenmis bir soz bile olsa aslinda gercektir. Nur demek isik demektir. Isik zaten enerjidir. Bizler yaradandan gelme kucuk nurlariz, isik tozlariyiz. Ondan geldik ona gidecegiz. Evrendeki herseyde O'nun izi vardir. Hersey canlidir ve bir evrimlesme icindedir. Hareket halindedir, titresim halindedir. Enerjidir.
Gelelim nur topuna. Insan ruhu kucuk bir tenis yada pinpon topu buyuklugunde nurdan yani isiktan olusmustur. Bu isik topu her ruhun tekamul seviyesine gore buyuk veya kucuktur. Alim veya evliyalarin isigi daha buyuk. Peygamberlerinkine bakamayiz, zarar gorur eririz. Allah katinda yukseldikce isigimiz dahada buyur. Bizler dunyaya dogum yoluyla gelmeye karar verdigimizde, isiktan dar bir tunelden gecerek geliriz. Anne karnina yerlesince dogum animizda da yine garip bir sekilde musambanin kiristirilmasi seklinde benzer bir ses esliginde zar dedigimiz perdeyi yirtarak bu tarafa geceriz. Gozlerimizi acariz. Nur topu gibi dunyaya inmis oluruz. Aslinda bebegin kalbi olustuktan sonra o nur topu yerine yerlesir ve bilinc olarak yasar. Hem perdenin bu tarafini hemde diger tarafini ayni anda yasar, duyar ve gorur.
 
Bu inannilmaz bir duygudur. Birgun bunlari yasadigimizi hatirlayacagiz. 
Demin kalpten bahsettik ya. Nur topunun birlestigi yer kalbimizdir. O nur topu yaraticidan kopmadir. Onun parcasidir. O yuzden biz kalbimizle severiz. asik oluruz. O yuzden insanlara iyilik yaptigimizda, yardim ettigimizde kendimizi iyi hissederiz. Ozur diledigimizde, af ettigimizde hafifleriz. Cunku sevdikce kalpteki nur buyur. Sevgi, affetmek, yardim etmek, empati gibi duygular kalpte yasanir. Kalbin duygularidir. Bu duygularimiz cogaldikca, biz sevdikce yaraticiya daha cok yaklasiriz, onu daha cok bizimle hissederiz. Cunku Allah sevgidedir. Sevginin oldugu her yerdedir. Kalp sevgi demektir. Sevginin yesermedigi kalpte ise Allah barinmaz. Bu yuzden kalp gozuyle gormek, kalple sevmek, kalp diliyle konusmak ve kalp kulagiyla dinlemek lazim

Soru: Beynimizin evrenle baglantisini anlatir misiniz?

Beynimiz tum egolarimizin, anilarimizin biriktigi alandir. Bizi evrene baglayan merkezdir. Evrende ne varsa beynimizin icindedir. Beyin biyolojik bir bilgisayar gibi calisir. Ne dusunursek bize, onunla ilgili resimleri gosterir. Dusuncelerimiz temiz degilse, gelen resimler ve bilgilerde temiz olmaz. O yuzden kin ve hasetle yatip, kabuslarla uyandigimizda sikayet etmeyelim. Evrendeki tum varliklardan yayilan negatif veya pozitif titresimler evreni sekillendiriyor. Dunyanin etrafindaki manyetik enerji duvari, bizlerin dusuncelerine gore sekilleniyor. Pozitif dusunceler gonderdigimizde o manyetik duvar pozitif enerjiyle gelisiyor ve bize yansimasi da guzel oluyor. Ama gonderdigimiz negatif dusunceler o manyetik duvari negatiflestiriyor ve bize yansimasi kotu oluyor. Sistem bir su dongusu gibi calisiyor. Evrimlesmede tipki bir su dongusu gibi calisiyor. Tekamul de.. Ilahi sistem mukemmel calisiyor. Iste bu degisimler surekli beynimize de kayit oluyor. Sonra da beynimiz  dusuncemize uygun verileri, kayitli yerden bulup bize gosteriyor. Bu da ruya, hayal, kabus, vizyon diye tanimlaniyor.
David Icke'nin beynin evrenle baglantisini anlatan su yaziyi cok begeniyorum:

Biri konuşsa hemen hissediyorum. Bu titreşimsel bir iletişim. Mesela, seninle aramızda bir sessizlik var, sen bana birşey söylediğin zaman benim beynim onu deşifre ediyor. Bu titreşimsel bir iletişim. Kuvvetle hissettiğim birşey var, bunu sadece insanlar duymuyorlar, bu bilgi sürekli olarak sirkülasyon yapıyor. 
Bir radyo istasyonu için bir röportaj yaparsan 100.000 kişi dinler, ama o bilgiyi taşıyan yayın frekansı etere geçer ve o radyo röportajını dinlemeyen kişiler tarafından da bilinir. Yani onlara titreşimsel bir seviyeden geçer.
beyin biyolojik bir bilgisayar gibi. ensesinden bir kabloyla internet agina bagli bir bilgisayar gibi. googleden nasil bilgi sorgulama yapiyorsaniz, dusuncemizlede istedigimiz bilgiyi evrende sorgulayip, ona uygun titresimleri vizyon, ruya, his, durugoru veya sesli mesaj olarak alabiliyoruz. Beynimiz bir anten gibi calisiyor. Evrendeki kayitli tum ses, dusunce ve resim titresimlerini veri olarak cekiyor. Duygu ve dusuncelerimiz, inanclarimiz bu verilerde secicilik yaparak, bize uygun olani bize yansitiyor. Yani inaclarimiz,mduygu ve dusuncelerimize gore bize gelen verileri belirleyebiliyoruz.)
 

Soru: Aasma hanim biz kimiz ve niye burdayiz?

Tekamul icin burda olanlarimiz var ve onlarin tekamulu icin yardim amaciyla gelenler var. Ben bunlara gorevliler diyorum. Isteyen alim, evliya veya melek diyebilir. Kendisi nasil rahat edecekse. Cunku sekilciligi egoya donusturenlerimiz olabilir hala. Hepimiz dunya yasaminda bir ruyadayiz aslinda. Ilizyondayiz. Var oldugunu sandigimiz evimiz, arabamiz, yatagimiz tamamen birer resimden ibaret. Beynimiz cevremizdeki bu seyleri titresimlerine gore algilayip bize birer resim halinde gosteriyor. Bizde onu gercek saniyoruz. Yani ev, para, mal, mulk, araba icin kole gibi calisirken aslinda birer fotograf icin ugrasiyoruz. Hepsi birer hic aslinda. Hersey beyninin bize birer fotograf gostermesi kadar basittir. Madem aslinda birer hic, o zaman ne icin savasiyoruz? Bizler buraya yiyip, icmek ve cogalmak icin gelmedik. Sevmeyi ogrenmeye geldik. Barisi, yardimlasmayi, korumayi ve 'Bir' olmayi ogrenmeye geldik. Olabildik mi? Hayir! Cunku biz butunun bir parcasi olan kardeslerken, bizi dinlerle, mezheplerle, renklerle, dillerle, sinirlarla ve irklarla ayirdilar. Sadece insan kardeslerimizle ayirmak yetmedi, hayvan ve bitkileride yok etmemizi sagladilar. Oysa biz bu dunyayi korumak ve birbirimizi kollamak icin soz vermistik. Verdigimiz sozleri unuttuk ve olum uykusunda, icinde bulundugumuz ruyayi gercek sanip izlemeye basladik. Olum uykusu dedigimiz bu yasamda bir kac senedir hizla uyanislar yasaniyor. Bu uyanislar ya ruyada yada gercek hayatta bize dokunularak yapiliyor. Dokunus perdenin diger tarafindan destekle oluyor. Dokunarak uyandiracak kisi, evliya, peygamber, alim, olmus bir akraba olabilir. El temasi ile oluyor. Uyandirilanlara ben oncu savascilar diyorum. Cunku onlar once kendileri uyanacak ve hatirlayacak, sonrada digerlerini uyandiracaklar..Gorevleri bu. Bu yuzden bazen aniden karsimiza tanimadigimiz biri cikabilir, ilginc bir sekilde elimize, basimiza yada omuzumuza dokunabilir..Buyulu dokunus diyorum ben buna. Uyanistan sonra zorlu bir egitim basliyor. Kitaplar, makaleler, web sayfalari, arkadaslar, yeni insanlar,resimler, semboller, filmler ve videolar. Bazi geceler melek yada evliyalar, isik topu olarak bizzat uyku halindeyken gelip mudahele ederler. Gerekli yuklemeleri yaparlar. Bu gorevlilerden bazilari eger rahatsizsa, ruya halindeyken ameliyat yada ne gerekiyorsa yapiliyor. Astral alemlerde ve boyutlarda gezdirilip, yerler gosteriliyor. Gorevlerini yapmalari icin tum egitimler bittiginde, ikinci bir dokunusla hersey hatirlattiriliyor. Ikinci dokunustan sonra insanlar kim oldugunu, neden burda oldugunu ve gorevinin ne oldugunu hatirlarlar. Is basi yaparlar. Tekamul sinavinda olanlari olum uykusundan uyandirmaya calisirlar. Dunya hayatinin aslinda bir yalandan ibaret oldugunu, ilizyon oldugunu ogretmeye calisirlar. Boylece uyanislar cogalir ve dogumlar gerceklesir. Uyanis arttikca dusunceler guzellesir. Dusunceler guzellestikce duzenler degisir. Savaslar biter, sinirlar kalkar, zalimler gider, farkliliklar biter. Sevgi ve Baris insa olur.  Bizler iste bunun icin buradayiz.

Su anda dunyada insandan cok gorevli gelenler var. Gorevli gelipte uyanamayanlar geri donuyor ve yerine daha yuksek bilincle yenileri gonderiliyor. Degisim kacinilmaz. Simdiye kadar bilinen hersey, ters duz olacak. Bildigimiz, inandigimiz ve baglandigimiz hersey degisebilir. Bundan kurtulmanin yolu yok. Ne olursa olsun bu degisim olacak. Ne kadar zaman alirsa alsin. Ne cikarilacak savaslar nede saldiklari gazlar, hastaliklar engel olamayacak buna. Bu duzen degisecek ve tum dunya 'Bir' olmayi ogrenecek. Once Turkiye'den  ve Orta dogudan baslayacak bu degisim. Sonra Afrika'da. Ozellikle Ortadogu ve Afrika  gelecekte hem zengin hemde verimli topraklara sahip olacak. Col kurakliklari bitecek. Turkiye Anadolu'dan yeniden parlayacak. Gunes olacak muslumanlara ve Turk devletlerine. Yeni guc merkezleri Turkiye, Afrika ve Ortadogu olacaktir. Sistem dongusu yer degistirecek ve simdiki guc merkezleri tum statulerini en gec on seneye kadar kesin kaybedeceklerdir.

Soru: Bazen dusunuyorum eger gorevli isem diye. Gorevli oldugumuzu nasil anlarim?  Korkmalimiyim?

Gorevli iseniz korkacak birsey yok. Egitim cogunlukta ruyada oluyor. Sonra uyanis arttikca hatirliyorsunuz ruyada ogretilenleri. Bilgiler, goruntuler gelmeye basliyor. Yapmaniz gerekeni yapiyorsunuz. Bu egitim boyunca hayatiniza giren kisilere ve soylediklerine cok dikkat edin. Bazen insan suretinde melekler ve peygamberler kisa sureli ani ziyaretler yapabilir. Siz anlamazsiniz o anda cunku izin vermezler. Ama sonrasinda akliniza dusururler ve yasan olayin aslinda ne oldugunu hatirlatirlar size.

Isik topu halindeki ruhumuzla uyku halindeyken manada ucarak istedigimiz yere ve zamana gidebiliriz. Hatta savaslara katilabiliriz, yardim edebiliriz insanlara. Ben ruya diye bildigimiz ama aslinda benim mana hayati diye tanimladigim uyku halindeyken suriyeli bir ailenin kacirilan iki cocugunu kurtardim. Kurban edileceklerdi. Mesela ruyalarimda hep hayvanlari ve cocuklari kurtariyorum. Bazilarimiz ruyasinda hep savasirlar, savaslara katilirlar. Insanlari kurtaririlar. Egitim verirler, ders calisirken gorurler kendini veya ogretmenlik yaparken..Boyle ruyalar gorenler gorevlilerdir. Gunduz dunya hayati dedigimiz madde tarafinda, gece ise perdenin obur tarafi dedigimiz mana tarafinda calisirlar. Kisaca gunduz dunyada gunes gece ise manada yildiz oluyorlar. Bu gorevliler mehdiyet ve sistem degisikligi oncesi ortam hazirlamak icin burdalar.

Soru: Dunya uzerindeki ve insandaki ley hatlari aynimi?

Dunyanin uzerinde belli noktalarda cok yogun enerjiler var. O noktalardan ley hatlari geciyor. Bu ley hatlarinin kesistigi noktalar uzerine tapinaklar veya piramitler, tas bloklar insa edilmistir. Kabede bunlardan biridir. Kabe dunyanin kalbidir.  Dunyada olan bu ley hatlarinin aynisindan insanin uzerinde de vardir. Insan dunyanin kucuk bir modelidir. Bizdeki ley hatlarinin kesistigi noktalarda chakralarimiz var. Chakralarimiz enerji bedenimizin sarj olmasi icin donen carklar gibiler. Dunya'nin kalbi kabe ise; insanin uzerindeki kabe de kalbimizdir. Ha kabede kupun etrafinda donmussun ha kendi kalbinin etrafinda mevlana gibi donmussun ikiside ayni isi goruyor. Allah'i sadece bir yondeymis gibi dusunup o yonde durup namaz kilmak da bana gore yanlis. O heryerdedir. Her yondedir. Her yonde de ibadet edilebilir. Namaz kilarken, huzura cikiyorum deyip kibleye donmek ve O'nu sadece kiblededir diye dusunmek hatadir bence.

Soru: Ucuncu goz ile kalp gozu ayni mi?
Kalp gozu denilen sey, bas gozu, ucuncu goz veya ic goz...hepsi aynidir. Biz belli bir kivama geldigimizde gozlerimizi kapattigimizda bir ekran aciliyor. Renkler cok canli ve mukemmel. Ekrandan goruntuler, resimler gorulebilir, bilgiler okunabilir. Bazen okumalar net bazen bulaniktir. Bedenin enerji yukune gore degisir bu. Enerjimiz yeterli degilse goruntuler ve yazilar bulaniklasiyor veya kisa zamanda kayboluyor. Sanki okyanusun altinda yuzerken bir kagidi okuyormusuz gibi bugulu bir ekrana donusuyor. Ben buna insanin televizyonu diyorum. Merak ettigimiz birseyi sordugunuzda onun cevabi ekrana geliyor. Bir cesit internet sorgulamasi gibi. Bu yuzden nete baglanmak da denebilir. Hepimizin bagli oldugu evrensel bir enerji ve bilgi aginin birer tasiyicisi ve parcasiyiz. Mukemmel bir hediye bize yaratandan. Kullanmasini ogrenmek lazim.

Soru: Astral seyehat ile Tayyi-mekan ayni seymi?

Astral seyahat, yada tayyi mekan olayi bence ayni seydir. Farkli zamanlarda farkli isimler kullanilmis ama olay ayni. Bu olay tam uykuya dalma aninda oluyor. Once kulaklarda bir ugultu basliyor sanki suyun altindasiniz kulaklarda garip bir ses olur ya kafayi suya koyunca. Iste ona benzer bir ugultu. Sonra kalp alanindaki yesil chakramiz bir cark gibi donmeye basliyor hafif titreme oluyor ve govdenin ortasindan sanki kalp alanindan bir cengelle icinizden birsey cekiliyormus gibi havaya kalkiyorsunuz. Aslinda yataktasiniz hala ama o isik topu icinizden cikmis oluyor ve bilinciniz onunla. Yataktaki kendinizi izliyorsunuz yukaridan. Sonra duvarlardan gecerek yukseliyorsunuz gokyuzune ve yolculuk basliyor. Bazen ruh goturuyor sizi istedigi yere. (Astrallere perdenin digger tarafindan da destek veya mudahele olabiliyor.) Bazen siz yer belirliyorsun suraya gitmek istiyorum diye ve oraya gidiyorsunuz. Bazende bir kuvvet cekiyor size ve goturlup  gezdiriliyorsunuz. Mekanlar, gezegenler, yerler gosteriliyor. Herkesin yasamasi gereken bir deneyimdir. Cok guzel bir duygudur. Butun insanlarda yapilmasi olasi bir yetenektir. Hepimizde mevcuttur ama aciga cikmasi saglanmalidir.
 
Soru: Boyutlari anlatirmisiniz?

Ben butun boyutlarin ic ice olduguna inaniyorum. Hepsinin birer enerji perdesiyle ayrildigini dusunuyorum. Bizler dunyadaki yasamda, ruhsal yukselis yasadikca bu boyutlardaki enerji perdelerini bir bir asiyoruz. Yukseliyoruz. Yakin zamanda dorduncu boyut perdesinin kalkacagina inaniyorum. Bu yuzden olmus insanlari ve onlarin seslerini cok duymama ve gormeye baslayacagiz.

Soru: Olunce bize ne oluyor?

Bu soruya kendi yasadigim deneyimle cevap yazayim. Bir keresinde olen insanlara ne oldugunu ekrandan izledim. Ama kendim bilinc olarak da ordaydim. Tipki dunyadaki gibi agaclar, evler ve esyalar vardi. Orasi dorduncu boyuttu. Dunyada olen kisiler aslinda hala yasiyorlar sadece bedenleri bir elbise gibi eskiyor ve yok oluyor. Isik beden olarak kalan insan bir enerji perdesinden gecip diger tarafta kaliyor. Hatta bir sure oldugunu bile anlamiyor. Anladigi zaman, korkup panik olup, donmeye calisanlar gordum. Asiri dunya hayati bagimliligindan dolayi korkuyorlardi ve buda enerjilerini cok dusuruyordu. Bir kapanda gibi hissediyorlardi kendilerini. Sonra gokyuzunde isiktan bir delik acildi. Beyaz bir isik yayiyordu icinden. Bu tunel tipki bir girdap gibiydi, solucan deligi diye bildigimiz tunele benizyordu. Ordaki insanlarin bir kismini icine dogru cekti. Bir kismi geride kaldi sadece bakiyorlardir. Bendeki izlenim o anda, sadece isigi gorebilenlerin o tunele cekildigiydi.



Baska bir zamanda, bir depremde olmus bir apartman dolusu insan gordum. Hala tipki dunyada oldugu gibi yasamaya devam ediyorlardi. Tarlada calisip, yiyeceklerini yetistiriyorlardi. Dunya hayatindan farksizdi. Kacinci boyutta olduklarini hatirlamiyorum. Onlarla konustum. Hatta benim bulundugum boyuta gelip evimizi gezdiler ve tekrar kendi boyutuna donduler. Cocuklu ailelerdi.

Soru:Hep enerjiden bahsediyorsunuz. Bu kadar varligin yarattigi enerji nereye gidiyor?

Dunya uzerindeki tum varliklar birer enerji makinesi gibi enerji uretiyorlar. Bu enerjinin bir kismini gunluk yasamlarindaki aktivitelerinde kullaniyorlar, bir kisminida evrene yolluyorlar. Evrene giden enerjinin tamami free enerji olarak bize donusumu saglanabilir. O enerjiyle calisabilecek her turlu alet, araba veya elektrik uretimi yapilabilir. Tesla'nin insanlara anlatmaya calistigi sey buydu. Evrende hazirda bulunan bu bedava enerjiyi insanlarin yarari icin kullanima hazir hale getirmeye calisti ama guclu insanlar onu durdurdu. Bizler bir gun bu enerjiyi bedava kullanma imkanina sahip olacagiz. O zaman ne elektrik direklerine veya tellerine nede petrole ihtiyacimiz kalmayacak. Bunlardan elde edilen vergilerde kalkacaktir haliyle.Bazi ulkeler Tesla'nin projelerini gelistirip bedava enerjiyi kullanilabilir hale getirdiler. Ancak halktan gizliyorlar. Cunku devletler ve sirketler, elektrik ve petrolden cok para kazaniyorlar.

Soru: Hz Isa siyah mi?

Hz Isa'yi bir kac kez ekrandan gormustum. Orta boylu zayif, omuzuna kadar inen siyah duz saclari vardi. Kisa sakalliydi. Gozleri acik kahverengiydi. Kendi sahsi fikrim, Da Vinci'nin 'Son Aksam Yemegi' tablosundaki Isa portresi, gercegine cok yakindi. Benim gordugumde cok benziyordu bu haline.
Internette bazi kaynaklarda esmer bir dogulu hali oldugu, bazilarinda da siyah kokenli oldugu, bazilarinda ise acik kumral ve renkli gozlu oldugu anlatiliyor. Hangisi dogru bilemiyorum.

Bir kac aydir Hz isa bilinci kisisel akasamizda aktif oldu. Onu merak etme, ruyada gorme, onunla ilgili gercekleri sorgulama gibi davranislar icine girebiliriz. Bu sene onun yasamiyla ilgili cok sey ogrenebiliriz. O adeta icimizde yasamis gibi olacak. Cunku yasam bilgisi zaten bizde kayitliydi, ve onu anlamamiz, tanimamiz ve hissetmemiz icin aciga cikiyor. Evrenin baslangicindan beri yasanmis hersey bilgi olarak hepimizin dnasinda kayitli. Hepimiz birbrimizle ilgili herseyi biliyoruz ve birbirimizi taniyoruz. dna aktivasyonu arttikca bu bilgilere ulasma imkanimiz da artiyor.  Hepimiz aslinda biriz. Birlikte aydinlanmayi bir ogrensek.

Soru: Buyu hakkinda bilginiz var mi?

Bu konuyla hic ilgilenmedim. Merak da etmedim ama bu tarz seylerin; negatif enerjinin, belli bir dusuncenin, sozlerle veya sembollerle baska bir kisi yada alana transfer edilmesi oldugunu dusunuyorum. Eger kisi sevgi kanalinda ise; gelen bu negatif enerjiler kendisine zarar vermeden bloke olur ve geldigi noktaya yansiyarak geri doner. Cunku sevgi titresimi en yuksek olan enerjidir. Hicbir negatif enerji ona erisemez ve onu yenemez. Sevgi yaraticinin saf enerjisidir.

Soru: Saclar negatif enerjiyi cektigi icin ortuldugunde koruma saglaniyormus diye duydum. Acaba islamda ortunme bunun icin mi var?

Gonderilen Islamda ortunme yoktur. Arap islaminda ve radikal yahudilerde vardir. Korunma manevi olarak yapilir. Maddesel bir ortuyle enerji halindeki bir tehlikeden kendini koruyamazsin. Maddesel ortu sadece maddeden gelebilecek tehlikeden korur. Manevi tehliklerden ancak manevi ortunmeyle korunabilirsin. Buda dualarla, imgelemelerle yapilan koruma duvarlari veya cemberleri ile olabilir.
Bence kuranda bahsedilen korunma ve ortunme ruhsal ortunmedir, ruhsal korunmadir. o zamanki bilincle yapilan yorumlarda hersey madde boyutu icin dusunulmus nedense. Oysa Kuran da bahsedilen bir cok sey manevi yasama yoneliktir. Ben bunu goruyorum Kuran'da.. Ruhsal yukselis baz alinmis.

Soru: Astral seyahatten geri donmeme durumu var mi?

Hayir. Oyle birsey asla olamaz. Soyleyenler bilgisizlikten soyluyorlar. Zaten astral seyehat yapabilen bir kisi bunun dogru olmadigini anlar ve bilir. Boyle bir soylem muhtemelen deneyim yasamamis olanlardan geliyordur. Bizler toplum olarak bilmedigimiz herseye korku ve negatif olarak yaklastigimizdan..buda ona benzer bir durumdur bence. Astral seyehatte yukselisde kulak uguldar, kalp alani cark seklinde donebilir, bir kancayla icinden birsey cekiliyormus gibi hissedilebilir ama cikis basladimi gerisi bildigin kanatlanip ucmaktir. Donus ise, nefes alip vermek kadar basit ve hizlidir. Gozlerini ac yeter. Hepimiz zaten derin uykudayken astral seyehat yapariz. Ama uyaninca ruyada ucmak olarak tarif ederiz.. Astral seyehat cok guvenlidir..guvenle yapilabilir..Korku hissi olmadan denenmelidir...

Soru: Buyu hakkinda neler biliyorsunuz? Nasil bozulur biliyor musunuz?

Buyu konusu hic ilgimi cekmemistir. Tamamen karanliga ait. Ama buyu diye bilinen seyin, iyi veya kotu, belli bir dusuncenin; sozle, resimle veya sembolle baska birine transfer etmek oldugunu dusunuyorum. Bu olay negatif enerji transferi olarak hazirlanmissa ve o kisi dusuk titresimde, stress altinda veya sorunlu bir insansa, onu etkiliyor dahada negatiflesmesini sagliyor, hasta hissettiriyor..
 
Eger kisi yuksek titresimde bir insansa, sevgi kanalindan besleniyorsa ve pozitifse, hazirlanan o negatif enerji transferinin hicbir etkisi olmuyor. Cunku yuksek titresim dusuk titresimi her zaman donusturur ve yok eder.
 
Ornegin sifa amacli ise etkisi daha cabuk olur. Ancak birilerini birlestirmek manasinda hazirlanmissa, ozgur iradeye mudahele oldugundan dolayi iyi bir sey degildir ve bedelini yapan da yaptiran da karma olarak ceker. Ektigini bicme olayi..
 
 
 
 



Sevgiler!

Aasmaestefan@gmai.com

17 Şubat 2015 Salı

Tayyi Mekan Nedir?

Aylardir burada bilimsel olarak anlatmaya calistiklarimi birileri;
KAynak: http://gizliilimler.tr.gg/Tayy_i-Mekan-Nedir-f-.htm  sayfasinda dinsel acidan anlatmaya calismis. Kim yazmissa emegine saglik. Begendigim icin paylasmak istedim. Kendi fikirlerimi parantes icinde siyah yazarak karsilastirmaya calistim. Bilim ve dini birbirinden ayirmaya calisanlar, bu yaziyi mutlaka okumalidir.

Tayyi mekân; mekân değiştirmek anlamına gelmektedir. Üç şekli vardır:
  1. Nefs Tayyi Mekânı
  2. Ruh Tayyi Mekânı
  3. Fizik Vücut Tayyi Mekânı


Nefsimizin elektron devir sayısı, fizik vücudumuzun elektron devir sayısının yarısı kadardır. Ayrılabilmesi için bu devir sayılarının eşitlenmesi lâzımdır. İşte gerçek uykuya ulaştığımız zaman parçasının belki tek bir saniyelik bir bölümünde, nefsin elektron devir sayısı artar; fizik vücudun devir sayısı azalır ve ikisinin dengeye geldiği anda, nefs vücuttan tereyağından kıl çeker gibi ayrılır.
Bu neye benzer?

Bir kamyon düşünün, bir de özel araba düşünün. Özel arabanın sürati iki yüz kilometre olsun, kamyonun yüz kilometre. Eğer kamyonun hızını yüz elli kilometreye çıkartırsanız, öteki arabanın hızını yüz elli kilometreye indirirseniz, ikisi yan yana giderken; herhangi bir insanın, birinden ötekine geçmesi, sokakta yürüyormuş gibi bir kolaylık arz eder; çünkü iki araba aynı hızla ve yan yana gidiyordur. Birinden ötekine geçmek hiçbir problem göstermez. Yani; Kim nefs tayyi mekânı yaparsa, kim uykuya dalarsa; uykuya daldığı anda, onun nefsi vücudundan derhâl ayrılır.
Tayyi mekânın yaşanması ise, bu ayrılığın uyanık olarak gerçekleştirilmesidir; yani kişinin aklı nefsini kumanda etmeye başlar ve nefs, fizik vücuttan ayrıldığı zaman, akıl tamamen nefsi kontrol altında bulundurur.

Artık akıl, fizik vücudu kumanda etmemektedir. Fizik vücudun elektron devir sayısı, nefs kendisinden ayrıldığı an, tekrar eski haline döner. Nefsin elektron devir sayısı da fizik vücuttan ayrıldığı an, derhâl kendi elektron sayısına döner ve böylece nefs, başka bir âlem olan zahirî âlemde, yani kendisine ait olmayan bir âlemde, sonsuz hızla hareket etmek imkânının sahibi olur.
İnsan her gece rüya görür. Bazı insanlar da rüyalarında uçarlar. Uçanlar, aslında uykularında tayyi mekânı yaşayanlardır; ama onlar hiçbir zaman tayyi mekân yaptıklarının farkına varamazlar. Sadece rüyalarında, bir hayal âleminde uçtuklarını düşünürler. Oysa ki rüyamızın çok az bir bölümü hariç aşağı yukarı bütünü gerçektir. Bu âlemde cereyan etmeyen, başka âlemlerde cereyan eden bir güzel yolculuğu, her seferinde yaşarız. İşte söz konusu olan şey, bunun bilincinde olmaktır. Ne zaman bilincinde olursak, o zaman yaşadığımız şey artık rüya değildir; tayyi mekândır. (Astral yolculuk tarif ediliyor.)


Nefs, vücuttan ayrıldığı an fizik vücut derhâl uykuya dalar. Akıl artık fizik vücudu kumanda etmemektedir. Nefsi kumanda etmektedir. Fizik vücudu idare eden nedir? Otomatik kontrol sistemleridir. Midemizi, bağırsaklarımızı, kalbimizi, akciğerlerimizi bütün organlarımızı çalıştıran otomatik kontrol müesseseleri, artık onları kontrol altına almışlardır. Bu sistemlerin her biri sünnetullahın bir bağlantısını ifade eder.

Sünnetullah, bütün sistemleri kontrol altında tutan, Allah'ın sonsuz bilgisayar sistemidir. Allah'ın sonsuzluğu, bütün âlemleri kapsamıştır. Kur'ân-ı Kerim diyor ki: "Allah'ım, Senin Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır" . İşte sonsuz ilim sahibi olan Allah, bu ilminden bir parçayı insanlara da vermiştir. İnsanlar nefs, ruh ve fizik vücut tayyi mekânı yapacak seviyeye ulaşabilirler. Nefs tayyi mekânında, vücuttan ayrılan nefs başka bir âleme gider. Fizik vücutla nefsin arasında, başlarını birbirine bağlayan bir kordon vardır. Allah'ın yarattığı bu kordon, nereye kadar giderse gitsin, ne kadar sonsuz uzaklara giderse gitsin hiç kopmaz. Allah her şeye kadirdir. Eğer başka insanların kordonları birbirleriyle karşılaşsa biri ötekine hiç dokunmadan birbirinin içinden geçerler. Bir gün başınızın üzerindeki kordondan nefsinize bağlandığınızı göreceksiniz. İşte nefs tayyi mekânı yaptıklarını iddia eden budistler diyorlar ki: “Bu kordonlar göbekten birbirine bağlıdır”. Bunun külliyen yalan olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Başka bir şey yaşıyorlarsa, biz onları bilemeyiz. Ama bildiğimiz, yaşadığımız nefs tayyi mekânı, başımızdan, fizik vücudumuzun başından nefsimizin başına bir kordonun uzatıldığını göstermektedir. Bu kordon, sonsuza kadar uzayabilen bir nesnedir ki; hiç bir nefsi başka bir vücuda ulaştırmaz. Başka bir vücudun bir nefsi kendisine mâl etmesi veya buna benzer bir olay, hiçbir şekilde mümkün değildir. (Ben bu kordon denilen seyin ince, isiktan bir tunel oldugunu iddia ediyorum ve ucuncu gozumuze baglidir. Bu tunelin icinden enerji bedenimiz hizli bir yeralti metrosundaymis gibi gecerek, degisik boyutlara gidiyoruz.)


İşte böyle bir dizaynda, nefsimizin dilediğimiz yere, düşündüğümüz yere birkaç saniyede ulaştığını görüyoruz. Ve gittiğiniz yerlerde, eğer insanlar sizi görmüyorlarsa bilin ki nefs halindesiniz. (Astral yolculuklarda ben bunu cok yasiyorum.Gittigim yerdeki varliklarla goz goze geliyorum ve beni goruyorlarmi bilmiyorum. Bu cikislarda simdiye kadar olumsuz bir olay olmadi. Guvenle gittigim heryerden dondum. Sanirim gormuyorlar.) O yaşadığınız da zahirî âlemdir. Zahirî âlemde hiç kimse normal standartlarda, nefsi görmez. İnsanların arasında gezersiniz; ama sizi kimse görmez.

Öyleyse nerede şartlar fizik değilse orada bilin ki; nefsiniz bu âlemdedir. Ama bir de şartların fizik olduğu bir âleme gideceksiniz. Sizden evvel olanların yaşadığı berzah âlemi. O zaman bardağı tutabiliyorsanız, içindekini içebiliyorsanız oradasınız, berzah âlemindesiniz. Sizden evvel ölmüş olan kişilerin nefslerinin kıyâmete kadar yaşayacağı yerdesiniz. Berzah âlemi (4.Boyuttan bahsediliyor) nefslerimize göre fizik olarak yaratılmıştır. Bütün insanların nefsleri öldükten sonra mutlaka oraya gider, orada yaşantılarını devam ettirirler. Kıyâmet gününe kadar orada yaşamakta devam ederler. İşte nefslerinizin o gittikleri yerde, sonsuz hızını devam ettirebilmek için Allah, nefslere küçücük bir değişiklik yaptırır. Nefslerin yapılarında yaptığı değişiklikle nefsimizin karşıt elektronlarının devir sayısını, elektron devir sayısının ötesine geçirir. O zaman berzah âleminde de sonsuz hızla hareket söz konusudur. Nefsler bu âleme ulaştıkları zaman tekrar yapı değişikliğine uğrarlar. Işık duvarı üzerinden geçerken, iki âlem arasındaki ve bizim âlemimizde normal bir nefsin standartlarında gelirler.

Birgün inşaallah hepinize TAYYİ MEKÂN nasip olacak. TAYYİ MEKÂN`ı yaptığınız zaman şunu unutmayın; sakın şu vücudunuzu düşünmeyin. Neden düşünmeyin? Çünkü düşünürseniz soluğu vücudunuzda alırsınız. Tekrar dönmeniz de o gece hayli güç bir şey. İnşaallah yaşarsınız. Yaşadığınız zaman göreceksiniz ki; aslında uçaklara falan fazla para vermenize gerek yok Allah'ın yardımıyla, herşey çok güzel gerçekleşebilir. İşte nefs tayyi mekânı, bu standartlar altında gerçekleşebilen bir olgudur. Söylediğim gibi hepiniz tayyi mekânı kim bilir kaç defa yaşamışsınızdır. Ama rüyada yaşadığınız için bunun bilincinde değilsiniz. Sadece bir hayal yaşadığınızı zannetmektesiniz. Oysa ki kişi rüyasında mutlaka bir gezegene gitmiştir.
(Bu konuyu bende daha once 'Gizlenen Gercekler' adi altinda yazmistim.)

Eğer nefs tayyi mekânının ötesine geçmek söz konusu ise, bunun adı ruh tayyi mekânıdır. Ruhumuz kendisine ait olan elektron devir sayısını dilediği an, dilediği standartlarda değiştirmek imkânının sahibidir. Ruhumuz 6 grup enerji küresinden oluşur ( 6 degil 7 olmali. Enerji chakralarimizdan bahsediyor. Kirmizi, turuncu,sari,yesil,mavi,civit mavisi ve mor enerji kureleri) ve emr âleminin de, zahirî âlemin de, berzah âleminin de bütün özelliklerini bir ruh, dilediği an kazanabilir veya yok edebilir. Zahirî âlemde bir ruh, dilerse zahirî âlemin bir parçası olur. Dilerse zahirî âlemin bir parçası olmanın hemen dışına çıkar. Berzah âleminde bir ruh, berzah âleminin varlığı olur. Herkes onu nefs zanneder veya dilerse bir anda bu standardın dışına çıkabilir. Aynı ruh, gayb âleminde, gayb âleminin standartlarına girer veya dışına çıkabilir.

Bir kişi fizik vücuduyla herhangi bir şehirde görünürken, onun ruhu başka bir yerde, meselâ hacda aynı anda, aynı gün görülebilir. (Trans halindeyken diger es bedenlerimizi kontrol edebiliriz. Onlari baska yerlere gonderebiliriz. Bazen fizik bedene donusurler bazen de enerji beden yani holografik olarak da bulunabilirler) O kişinin fizik vücudu uykudaysa, o sırada akıl, ruha kumanda eder. Kişi uyanıksa, fizik vücudunun içindeyse, aklı fizik vücuduna kumanda ediyorsa; o zaman ruha kumanda eden Allah'ın sünnetullahıdır. Ve bu tayyi mekânın sahibi olan kişi, aslında bu tayyi mekânı yaşayan değildir. Bir çok evliya için anlatılan çok şeyler duymuşsunuzdur. Mevlâna Celâlettin Rumî aynı günde hem Konya'da görülmüştür, hem Hac'da görülmüştür ve normal standartlarda fizik olarak görülmüştür. Bu da eşyanın tabiatına son derece uygundur. Çünkü söylediğimiz gibi ruh, dilediği âlemde fizik olabilir, dilediği âlemde fiziğin de ötesine geçebilir. (Es bedenlerini gonderme olayi)
Bu ikinci tayyi mekân çeşidinde de ruhun hareket halinde olması, söylediğimiz gibi fizik vücudun uyku haline girmesiyle gerçekleşirse eğer; kişinin aklı, ruhu kontrolü altında tuttuğu için, bütün olanlardan Allahû Tealâ'nın bu evliyası her zaman haberdardır. Ama Allahû Tealâ bunu dilerse ruhu bir başka varlığa, bir başka şeyi ispat etmek için o kişinin ruhunu, Allah'ın sünnetullahıyla kumanda ederek başka bir yere her zaman gönderebilir ve dünya üzerinde bunun da neticeleri çok görülmüştür.
Bir başka tayyi mekân çeşidi var mı? Evet var, fizik vücut tayyi mekânı.

Zannetmeyin ki, fizik vücut kendi kendine fizik vücut tayyi mekânı yapabilir. Hayır fizik vücut, daima bir vasıtadır. Öyleyse sonuca bakarsak ne görüyoruz? Fizik vücut tayyi mekânını yerli yerine oturtabilmek için, fizik vücutla nefs arasındaki ilişkinin çok iyi bilinmesi lâzımdır. Fizik vücudumuzun içindeki nefs, fizik vücudumuzun elektron devir sayısının yarısı kadar elektron devir sayısına sahiptir. Bu sebeple fizik vücudumuzun içinde esirdir. Fizik vücut bayılmadıkça, fizik vücut ölmedikçe, fizik vücut uykuya dalmadıkça nefs, fizik vücudumuzdan ayrılamaz. Belki bir insanın nefs tayyi mekânını yaşayabilmesi, 3 standartta gerçekleşir: Fizik vücudun uyku haline girmesi birinci standart; bayılması, ikinci standart; ölmesi, üçüncü standart. Ölürse, artık o kişinin nefs tayyi mekânı, zaten 40 günlük bir mezarda geçen, geri kalanı da berzah âleminde geçen, kıyâmete kadar devam edecek olan bir tayyi mekân olayıdır.

Fizik vücut tayyi mekânına gelince, bu söylediğimiz kanunla çok yakından alâkalıdır. Hangi kanunla? Nefsimiz fizik vücudumuz içinde esirdir. Neden esirdir? Çünkü nefsimizin elektron devir sayısı, fizik vücudumuzunkinin yarısı kadardır. İşte öyle bir an düşünün ki; ruh, fizik vücudumuzun üzerine geliyor, yerine yerleşiyor; ama ruhun elektron devir sayısı fizik vücudumuzun iki katı kadar. Ne demek bu? Şu demek: Ruh, fizik vücudumuzu esir alır ve fizik vücudumuz, ruhumuzun her zerresine kumanda etmesi sebebiyle görünmez olur. Hiç kimse fizik vücudu göremez. Neden göremez? Çünkü ruhu göremezler. Ruh da fizik vücudumuzun her zerresine sahip olduğu, her zerresini kapladığı için, hiç kimse fizik vücudumuzu göremez.

İşte böylece fizik vücudumuzun, ruhumuzla birlikte sonsuz hızla hareket edebildiğini görüyoruz. Bir kişi ruh tayyi mekânı yaptığı zaman, ruhu oraya yalnız gider, sonsuz hızla gider, orada şekil değiştirir, normal bir insan hüviyetine girer. Kimse onun ruh mu, gerçek bir fizik beden mi olduğunu anlayamaz. Sonra da tekrar sonsuz hızla ait olduğu yere geri dönecektir. Fizik vücudun üzerindeki yerini tekrar alacaktır; ama fizik vücut tayyi mekânında gidilecek yere ulaşıldığı zaman, ruh kontrol müessesini bıraktığı anda fizik vücut orada serbesttir. arada dilediği gibi hareket edebilir; ama kendi âlemine, bulunduğu yere geri dönerken, o zaman tekrar fizik vücudu, ruhun kontrolü altına alması gerekir ve tekrar ruh, iki kat devir sayısıyla fizik vücudun üzerine gelip onu tamamen kaplar. Bu, geri dönüş için mutlaka gereklidir. Geriye ulaşıldığında, ait olduğu yere geri dönüldüğünde, ruh tekrar fizik vücudu terk eder ve başın üzerindeki yerini alır. Fizik vücutta, orada sanki bir uykudan uyanmış gibi normal standartlarına ulaşır. Fzik vücut standartları, ruh standartları, nefs standartları, 3 ayrı tip tayyi mekânı sergiler.

İşte Hazreti Süleyman'ın Belkıs'ın tahtını getirmeden evvel, "Bana hanginiz onun tahtını getirebileceksiniz?" dediği zaman, ifrid adlı cin diyor ki: "Siz daha yerinizden kalkana kadar, ben onu size getirebilirim." Kitap'tan bir ilme sahip olan adamsa dedi ki: "Siz gözünüzü açıp kapatıncaya kadar, ben onu size getiririm." Allahû Tealâ:"Ve Hazreti Süleyman, o kişiden yüzünü döşemeye çevirdiği zaman, döşemenin üzerinde tahtı gördü." diyor. Öyle ise, olay gerçekleşmiş. Allahû Tealâ, Hazreti Süleyman'a verdiği hızları, üç ayrı bölümde dizayn etmiştir. Ve Hazreti Süleyman devamlı olarak tayyi mekânı yaşamıştır. O, sonsuz hızın sahibiydi. Bu statüde, Allahû Tealâ'nın zamanı geriye çalıştırması veya sonsuz hızı tarif eden bir çok âyet-i kerimesinin varolduğunu görüyoruz. Meselâ; yedi uyuyanlar için Allahû Tealâ zamanı durdurmuştur. Zaman, diğer insanlar için devam ediyor; ama onlar için gitmiyor. ( Zaman kavrami sadece fizik dunyamizda var. Diger boyuta gecince zaman ve mekan yok olur. Her an her yerde olursunuz.) Onlar mağaraya alındıklarında Allahû Tealâ'ya diyorlar ki: "Yarabbi, bize katından bir mürşid gönder, bizi mutluluğuna ulaştır." Allahû Tealâ diyor ki: "Onları sağdan sola, soldan sağa hep döndürdük, aya çıktıkları zaman uyandırdık onları. Ne kadar diye sordular birbirlerine, ‘bir kaç saat dediler' diyor.” Ama fırına ekmek almaya gittiklerinde ellerindeki paraların iki yüz, üç yüz yıl evveline ait olduğu anlaşıldı ve böylece yedi uyuyanlar o dizayn içersinde, zamanın kendilerine çalışmadığı bir ortamın sergilendiğini anladılar. (Diger boyutlardan birinde gecirdiginiz bir saat dunyamizda 1 yila, yada 10 yila denk gelebilir. Farkli boyutlarda farkli hesaplar cikar. Bize olan uzakliklarina bagli.)

Allahû Tealâ'nın ihsan ettiği hız müesseseleri, bütün sistemlerde  Allah'ın emrettiği biçim ve boyutta geçerlidir. Meselâ Allahû Tealâ dünya ile kendi arasındaki mesafeye “elli bin yıllık yol” diyor ve meleklerin oraya bir günde çıktığını söylüyor. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in BİR KAÇ DAKİKADA ÇIKTIĞINI GÖRÜYORUZ. Öyle ise farklı sistemler söz konusudur. Bugüne kadar dünyadan Allah'ın katına kadar fizik vücuduyla gidip oradan dönebilen, sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V)'dir Hazreti İdris'in de, Hazreti İsa'nın da Allah'ın katında olduğu söyleniyor. Fizik vücut olarak oradalar ve Hazreti İsa'nın tekrar döneceği konusunda Allahû Tealâ'nın kesin bir teminatı var. Ama Hazreti İdris'in ne olacağı hakkında bir işaret, Kur'ân-ı Kerim'de yoktur. Bu da bir tayyi mekândır. Hazreti İdris'in cennete alınması olayı, bir tayyi mekân olayıdır.

Hazreti İsa'nın göğe alınışına beraberce bakalım. On ikinci havari Romalılara haber verir ve salona gelir. Allahû Tealâ diyor ki: "O geldiği zaman, Biz onun yüzüyle Hazreti İsa'nın yüzünü değiştirdik. Onu İsa'ya götürdüler. Çarmığa gerdiler. Biz de Hazreti İsa'yı katımıza kaldırdık" . Nasıl kaldırmış? Gene tayyi mekân olayı. (Isinlanma olayi tarif ediliyor. Bazi ulkeler isinlanmayi basardilar ve uzay istasyonlarina isinlanmayla malzeme taisyorlar.) Hem Hazreti İdris'in, hem de Hazreti İsa'nın olayı, tayyi mekân olayıdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in Allah'ın katına çıkması, mirac olayı, gene tayyi mekândır. Üçü de fizik vücud tayyi mekânını yaşamıştır. Unutmayın, hepsinin fizik vücutlarının üzerine, ruhları örtü olmuştur. O standartlar içinde, Allah'ın göklerine yükselmişlerdir. Allah'ın katına kadar yükselmişler ve iki tanesi orada kalmıştır. Sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e has bir olay yaşanmıştır. O, tekrar geri dönmüştür.

Hz. Muhammed'e ne kadar şükretsek azdır ki; O bizim Peygamberimiz. Allahû Tealâ Kur'ân'ı ona indirmiş ve bütün âlemlerde mutlaka tanınan bir peygamber. Allahû Tealâ onun için diyor ki: "Seni âlemlere rahmet olarak yarattım. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e indirilen, sadece bu dünyada tanınan bir dîn kitabı değildir. Allah'ın bütün âlemlere indirdiği bir kitaptır. (Butun kutsal kitaplar tum insanliga gonderilmistir.) Peygamber Efendimiz (S.A.V) de o kitap kendisine inen kişi olarak, bütün âlemlerde tanınmaktadır. ( Kuran-i Kerim bir din kitabi degil bir ilim kitabidir. Insanligi bilgilendirme kitabidir. Akil ve kalbe hitap eden tek kitaptir. O yuzden de 'Oku' diye baslamistir. Diger kitaplar sadece kalbe hitap ediyordu.)
 Nefsimizin gözleri Allahû Tealâ'yı görmeye tahammül edemez; ama ruhumuzun gözleri Allahû Tealâ'yı görmenin yeterli vasıflarına sahiptir. Bir de nefsimizin kalbindeki kalp gözü, Allah'ı görmenin standartlarına sahiptir.( Ruhun gozuyle, ucuncu gozu kastediyor. Bazilari buna kalp gozu diyor. Gozlerimizi kapattigimizda ekrana baska bir gozumuz cikiyor. Ben bazen tek bir goz bazende iki goz goruyorum. O goz aktifken, diger boyutlardan varliklari gorebiliyoruz. Merak ettigimiz konulari sorup, cevabini goruntu olarak alabiliyoruz.)


Farkli Bir Kaynakta Ayni Konunun Islenisi:

Rabbani tayyı mekanlar ise üçe ayrılır:

1-Nefs tayyı mekanı (Nefsimizin rüyadaki yolculuğu buna örnektir)

2-Ruh tayyı mekanı(Büyük evliyaların, mürşitlerin istedikleri mekana gitmeleri ve silüet olarak görünmeleri)

3-Fizik vücut tayyı mekanı olarak üçe ayrılır.(Molla Gürani'nin tayyı mekanı buna örnektir)

Tayyı mekanı anlayabilmek için fizik vücut, ruh ve nefs hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Aslında bizim fizik vücudumuz olarak gördüğümüz bedenimiz, 1-Fizik vücudumuz (Bu alemdedir) 2-Ruhumuz (Meleklerin de yaşadığı Emr alemindedir) 3- Nefsimiz (Berzah Alemindedir) Üç vücut ta iç içe geçmiş halde olarak fakat farklı alemlerde olarak kabul edilebilir.

Rabbani tayyı mekanın en kolayı ve herkesin yapabildiği nefs tayyı mekanını herkes, her gece yapar ama farkında değildir ve yaşadıklarını çoğu zaman hatırlamaz. (Işık hızı geçilirken genellikle yaşananlar unutulur. Bu arada düşünce hızı sonsuz hıza yakındır, ışık hızının çok üstündedir. Işık hızı laboratuvar ortamlarda geçilmiştir.)

Nefsimiz, bizim fizik vücudumuzun Berzah alemindeki halidir. O da Berzah aleminde bizim fizik vücudumuz gibi davranır. Ama bu Dünya'da görünmez. Biz rüyamızda kendimizi gördüğümüzde aslında nefsimizin vücudunu görürüz. Bu Dünya'da kendimizi gördüğümüzde fizik vücudumuzu görürüz ama iç içe geçmiş olan 3 alemde aslında 3 tane bedenimiz vardır.

Bedenimizi oluşturan hücrelerdeki mitokondrilerin oluşturduğu elektriksel mıknatıslanma nedeniyle bedenimize bağlı olarak nefsimiz (Kordon ile bedenimize bağlıdır, öldükten belli bir süre sonra kopar)  ve ruhumuz (Ruhumuz bedenimize herhangi bir kordonla bağlı değildir)  fizik bedenimiz ile iç içe dururlar. (Ruhunu ölmeden Allah'a ulaştıranların ruhları yerine mürşitlerinin ruhları başlarının üzerinde durur.) Herhangi bir günah işlemeden önce ruhumuz bedenimizden uzaklaşır. (Yani bazı kişilerin dediği gibi ruh bedenden ayrılınca vücut ölmez. ) Ruh her zaman bize Allah'ın emirlerini yapmamız yönünde aklımıza (Akıl ise yokluktadır, yani 3 alemde de olabilir) telkinde bulunurken, nefsimiz ise şeytanın vesveselerine yenik düşebilir. Nefsini teskiye edenler ise nefslerini ruh hüviyetine döndürdüklerinde, sonsuz mutluluğun sahibi olur, her türlü tayyı mekanı yapabilirler.

Bu işin fiziksel açıklaması ise şöyledir:

Her maddeyi oluşturan atomlardaki elektronlarının mekan olarak aynı yerinde ama karşıt aleminde(Berzah) bir karşıt elektronları vardır. Devir yönü ters olup, mevcut elektronun yarısı hızında ve yarısı zıt ağırlığındadır. Eskiden elektronlara dalgaların eşlik ettiği varsayılırken, bugün karşıt elektronun varlığı konuşulur hale gelmiştir. Artık negatif ağırlıklardan bahsedilmektedir. (0 ağırlıkta olan gama fotonunun kurşun levhaya çaptırıldığında ortaya çıkan pozitif ağırlıktaki elektron buna örnektir. +A ağırlığında bir elektron tartılabiliyorsa, 0 ağırlıkta bir gama fotonunun -A ağırlığında bir karşıt elektronu olmalı, yani  A+(-A)=0

Fizik vücudumuzun aynı şeklinde, zıt ve yarı ağırlığında ve elektron devir sayısı yarı hızında olan vücudumuz ise biraz önce bahsettiğim Berzah aleminin varlığı olan nefsimizin bedenidir. Nefsimiz fizik vücudumuz uykuya daldığında, bayıldığında veya öldüğünde fizik vücudumuzun elektron devir sayısı ile nefsimizin elektron devir sayısı eşitlendiğinde , yani nefsimizin elektron devir sayısı iki kat arttığında, vücudumuzu terk eder. Berzah aleminde gezen nefsimiz, bu alemdeki ölmüş kişiler ile sanki gerçekte konuşuyormuş gibi konuşur, merdivenden yürüyerek çıkar, bu alemdeymişcesine davranır. Nefsimiz Berzah aleminin mahluku olduğu için duvar içinden geçemez, uçamaz vs. Ama nefsimiz rüyamızda bizim yaşadığımız dünyada yolculuk ediyor ise, sonsuz hızla hareket edebilir, uçabilir, duvarın içinden geçebilir.

Allah'ın (C.C) bir kanunu olarak her mahluk kendi aleminde o alemin fizik kurallarına göre hareket edebilirken, başka bir alemde sonsuz hızla hareket edebilir.

Eğer rüyada olduğunuzun farkına varabiliyorsanız, rüyanızda bu dünyada iseniz, rüyanızda nereye gitmek isterseniz kolaylıkla uçarak gidebilirsiniz, ancak, nefsiniz bu dünyadaki kişiler tarafından görülmeyecektir. Veliliğin (Allah dostu demektir) belli aşamalarından sonra bu işlemi  yapabilirsiniz. Bu durumda fizik vücudunuzun aşağıda kaldığını, sizin yükseldiğinizi görebilirsiniz.  Bu yolculuğu belli aşamalardan Allah'ın izni ile  kolaylıkla yapabilirsiniz. İbrahim Hakkı Erzurimi Hazretleri, uzayda tayyı mekanla yolculuk yaptığını Marifetname'sinde yazmıştır.

Bir de daha büyük aşama kaydetmiş veliler, ruh tayyi mekanı ile bir başka yerde silüet olarak görünebilirler.

Daha ileri aşamada ise ki bunu çok üstün evliyalar yapabilir, mürşitlerin salah nurları, fizik vücutlarına örtü olur. Ruh, bu alemin varlığı olmadığı için, Emr aleminin varlığı olduğu için sonsuz hızla hareket edebilir.

Biz insanlar, tayyı mekan yapabilecek fıtratta yaratılmışız. Bunu siz de yapabilirsiniz. Bunun için öncelikle Allah'a (C.C) ölmeden ruhunuzu ulaştırmayı isteyerek ve bunun için vesileyi Allah'tan gerçek anlamda istemeniz gerekecek. Sonra Allah (C.C) size yardımcı olacaktır. Sadece gerçekten gönlünüzün derinliklerinde bunu istemeniz gerekiyor.

Derleme

Aasmaestefan@gmail.com

24 Haziran 2014 Salı

Ücüncü Gözle Bilinmeyene Yolculuk


Insanlar ve hayvanlar ruh dedigimiz enerji bedenden ve madde bedenden olusmaktadir. Geceleri uyurken, vucudumuz enerji toplarken, dinlenirken, ruhumuz gezintiye cikar. Bu gezintiye 'Astral yolculuk' denir. Astral yolculukla gordugumuz, gezdigimiz yerler ve kisiler biz insanlarca uyandigimizda ruya olarak yorumlanir.

Aslinda ruya dedigimiz sey, astralde yasadigimiz deneyimlerimizdir. Bazen bu yolculuklarda gelecege gideriz, bazen gecmise..bir onceki hayatlarimiza ziyaretlerde bulunuruz. Bu yuzden ruyalarimizda (astral yolculugumuzda) kendimizi; hic tanimadigimiz kimselerle, hic gormedigimiz yerlerde bulabiliriz. Aslinda biz onlari bir onceki hayatimizda tanimistik ve bedenden cikan ruh, bu bilgilerin hepsini hatirlar. Bedene donusunde bu bilgiler tekrar hatirlanmaz hale gelir. Cunku Dunya uzerindeki her yeni hayatimiza, onceki hayatlarimizi unutarak sifir bilgiyle baslariz ki kafamiz karismasin, psikolojimiz bozulmasin.

Gecmis yasamlarimiza ait bilgi ve anilari; cogunlugu cocuklar olmakla beraber pek az ruh hatirlar. Ornegin, ozellikle Antakya, Adana ve Mersin dolaylarinda cok gorunen reenkarnasyon vakalarinda oldugu gibi. O vakalar incelendiginde, hepsi cocuk olan bu kisiler, bir onceki hayatlarinda kim olduklarini en ince ayrintisina kadar hatirliyorlar. Ancak 11-12 yaslarindan itibaren yavas yavas unutuyorlar. Sonra da dunya uzerindeki fiziksel hayata adapte oluyorlar. Bence bu bilgileri bir kenara yazip, hafizamizi canli tutmak gerekir. Hatta boyle kisiler ruyalarini her gun yazmalilar. Ben bu tur ruhlarin ozel olduguna inaniyorum. Onceki yasamlarini hatirlamak, seviye olarak yuksek bir boyuttan gelen ruh oldugunun kanitidir bence.


Bizler bu dunyaya aslinda deneyim kazanmak icin geliriz. Tipki ilkokula baslamadan once anaokula giden bir cocuk gibi. Bir sonraki hayatimiza hazirlik yapmak amaciyla geliriz. Burda ogrendiklerimizle bir ust boyuta gececek yeterlilikte olana kadar reenkarne olmaya devam ederiz. Gercek yasam, diger boyutlardaki yasamlarimizdir. Nicin fiziksel bedende geldigimizi hatirlayanlara 'Uyananlar' denir. Maalesef dunya uzerinde insanlarin ancak yuzde 25 civarinda bir kesimi su an uyanmistir. Bu kisiler, neden burada oldugunu ve ne yapmasi gerektigini bilir ve calismalarini bu yonde gerceklestirir. Bende o sanslilardan birisiyim. Sekiz ay once uyandim. Bir bebek gibi adim adim herseyi ogreniyorum. Butun bu uyanan ruhlar, evrimine uygun ust boyutlara gecerek kurtulacak olan ruhlardir. Oradaki ailesine, gercek yasama kavusacak olanlardir.

Uyanamayanlar ise tekrar deneyim kazanmak icin yeniden dogacaklardir. Reenkarne dedigimiz olay da budur.

Fiziksel bedenler maalesef dunya uzerinde, devletlerin uyutma yontemlerine kurban olup, medya, tv, diziler, din, cinsellik, teror, icki, sigara ve uyusturucu gibi faktorlerle uyutuluyorlar. Insanlar; ne oldugunu, kim oldugunu, nicin burda oldugunu unutmus, fiziksel yasamin icine dalmis ve uyusmustur. Oysa gercekleri ogrenip bir uyansalar, hem kendilerini hem de sevdiklerini kurtarcaklar.

Astral yolculuklar derin uykudaki bedenlerde ruya seklinde hatirlanir demistik. Yari uyanik veya hipnoz halinde yapilan astral yolculuklarda bilincimiz aciktir ve gordugumuz, gezdigimiz yerleri bizzat canli gibi yasariz. Ama enerji bedenimizle yasariz. Bilinc olarak gezeriz. Fizik beden yerinde durur. Astral yolculuktaki en buyuk etkenimiz ucuncu gozumuzdur.


Iki kasimizin tam ortasinda biraz yukarida alnimizin uzerinde diger boyuta acilan gozumuz vardir. Buna ucuncu goz veya ruh gozu denir. Ucuncu goz cocukken aciktir. Zamanla buyudukce kararir, kireclenir ve kapanir.Yiyecekler ve icecekler, seker, klorlu su ve floridli dis macunlari ucuncu gozumuze zarar verir, kireclenme yapar ve tembellestirerek karartir. Ileriki yaslarda eger bu bilgiye ulasip ucuncu gozunuzu acmak istersek; yiyecek ve icecek konusunda diyet yapmaniz gerekir. Klorlu sudan, floridli dis macunundan uzak durmaniz gerekir. Ozellikle kirmizi et yemeklerine veda etmemiz gerekir.Tamamen organik meyve, sebze tuketmeliyiz. Sirkeli su icmeliyiz. Ayrica bolca yoga, meditasyon yapmamiz gerekir.

Ucuncu gozumuz bizim yildiz gecidimiz gibidir.Tipki "Mesaj filminde oldugu gibi" Hazir oldugumuzda solucan deliginden gecerek diger boyutlara ulasabiliriz. Zamanda ileri geri gidebiliriz. Hatta dunya uzerindeki dostlarimizla ordan telepatik olarak gorusebiliriz. Ucuncu gozu acik olanlardan bazilari, hayvan insan karisimi varliklar gordugunu soylerler. Ben boyle seyler henuz gormedim. Bence ucuncu gozde herkes kendi o anki titresimine uygun seyler gorur. Tipki bir anten gibi.. Ne kadar yuksek frekansi cekersek o kadar ust boyuta ait veriler aliriz. Korkarak bakarsaniz, frekansiniz duser ve o frekansa uygun veriler alirsiniz. Bu yuzden de hep en yuksek titresime demirlenmeniz lazim..Sevgiye...

Her ne olursa olsun, her bireyin yasamasi gereken inanilmaz bir deneyimdir bu. Arastirip ogrenilmeli ve gercekler kabullenilmelidir. Biz aslinda Tanri'dan bir parcayi icimizde tasiyoruz. Eger istersek ona ulasabiliriz ve O'nunla bu sekilde bag kurabiliriz. Cunku biz O'yuz, O'ndaniz.



Sevgiler!

Aasmaestefan@gmail.com

21 Nisan 2014 Pazartesi

Astral Beden Nedir ve Astral Nasıl Yapılır?






Astral seyahat, ruhumuzun bedenimizden ayrılıp yolculuk yapmasidir. Bazen gecmise, bazen gelecege gider. Bunun farkinda olmayanlar, o yolculuk esnasinda gorduklerini ruya olarak hatirlar.

 Astral yolculuk icin bedeniniz çok rahat olmalı ve hiç kimse tarafından rahatız edilmeyeceğiniz bir odada tek başınıza olmalısınız.

Astral seyahati gerçekleştirememenizin önündeki en önemli engel endişe ve korkularınızdır.
Kendinize ve yapabileceğinize inanın. Her zaman ilk seferde başarılı olunamaz. Ancak bedeninizden ayrılırken eğer korkar ve vazgeçerseniz yeniden bu noktaya ulaşmanız çok zaman alabilir. Bu yüzden korku duygusunu içinizden atın. Astral seyahat zarar verici değildir.

Astral seyahat yapmak için en önemli noktalardan biri imgeleme konusundaki başarıdır. Yatağınızda sırt üstü yatarken kendinizi tavanda hayal edin aşağıdaki bedeninize baktığınızı düşünün. Bunu ne kadar canlı olarak yaparsanız beyninizin bunu kabul etmesi ve bedeninizden dışarı çıkmanız o kadar kolaylaşacaktır. Internetten bulacaginiz, Astral yolculuk muziklerini dinleyerek de hazirlanabilirsiniz. Daha cabuk sonuc veriyor.

Burada en önemli noktalardan biri de tam gevşemiş  olmanızdır. Vücudunuzda hiç bir gerilim olmamalı. Eğer herhangi bir yeriniz ağrıyorsa yada bir sıkıntınız varsa astral seyahat girişiminde bulunmayın.

Astral bedene çıkış yolu göbek chakrasıdır. Eterik bedeniniz göbek chakrasından dışarı çıkar ve bir kordonla bedeninize bağlıdır. Dolayısıyla bu chakranın düzgün çalışması astral seyahat için size kolaylık sağlayacaktır.

Astral seyahate çıkma deneyimi yaşayacağınız gün bir kaç havuç yemeniz, et yemekten kaçınmanız, meditasyon yapmanız, kendinize Reiki uygulamanız sonuca ulaşmanıza yardım edecektir. Ayrıca odanizda veya yani basinizda bulunduracaginiz Kristal enerji tasi da yardimci olacaktir.

Astral seyahate çıktığınızda asla korkmayın bu bedeninize geri dönmenize yol açar. Eğer böyle bir şey olursa yapabileceğiniz en iyi şey uykuya dalmak olacaktır.

Astral seyahate çıkarken kalpte aşırı çarpıntı, kulaklarda uğuldama, göbek bölgesinde rahatsız edici bir duygu gibi hisler yaşayabilrisiniz. Bunlar son derece normaldir ve çıkmak üzere olduğunuzun işaretleridir. Bir çok kişi bu noktada korkar ve geri döner, ancak bir daha bu noktaya gelmek kolay değildir. Bu belirtilerle karşılaşınca korkmayın. Sağlığınıza zarar verecek bir sorun olmayacaktır. (Kalp yada tansiyon hastası iseniz dikkatli olmalısınız.)

Astralde iken ne zaman isterseniz bedeninize dönebilirsiniz. Bunun için sadece düşünmeniz yeter. Size yön veren düşünceleriniz olacaktır.

Astralde iken odada eşyaların yerini farklı görebilirsiniz, bu son derece normaldir. İlk deneyimlerinizde odanızda çıkmayın, sadece havada dolaşın ve kendinizi, odayı seyredin.

Astral bedeninizi yönlendiren düşüncelerinizdir. Bu konuda hakimiyet kazandıkça evinizin dışına çıkabilir ve zamanla daha uzak yerlere gidebilirsiniz.

Astralde iken bazı varlıklarla karşılaşmalardan söz edilir. Bu tamamen sizin elinizdedir. Eğer böyle bir amacınız varsa elbette olabilir ama böyle bir isteğiniz yoksa bundan korkmanıza gerek yok, böyle bir şey olmayacaktır.

Bedeninize dönerken ani bir sıçrama hissedebilirsiniz. Bu durumda yataktan kalkmayın ve uyumaya devam edin.

Astral seyahat bazen ilk seferde mümkün olsa da genelde bunun için çalışılması gerekir. Bu konuda sabırlı olun ve düzenli olarak çalışmalar yapın.

Alinti